Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
çilekeş
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Hayatı boyunca birçok sıkıntı ve üzüntü çekmiş (kimse)

Örnek:

1. Aslı ile kalpı arasındaki farkı ancak o işin çilekeşleri bilir.

1. Aslı ile kalpı arasındaki farkı ancak o işin çilekeşleri bilir.


Lisan : Farsça çillekeş

çilekeşlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çilekeş olma durumu


çilekli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İçinde çilek bulunan (pasta, dondurma vb.)


çileksi
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çileği andıran, çileğe benzeyen, çilek gibi, çileğimsi


çileli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çilesi olan, çok sıkıntı çekmiş olan

Örnek:

1. Çileli başım.

1. Çileli başım.

2. Sıkıntılı

Örnek:

1. Bizim meslek çilelidir.

1. Bizim meslek çilelidir.


çileli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çilesi bulunan, çilesi olan


çileme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çilemek işi


çilemek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , Yağmur çiselemek

Örnek:

1. O baharın renkleri, güzellikleri ve ihtirasları bir nisan yağmuru hâlinde çiler dururdu.

1. O baharın renkleri, güzellikleri ve ihtirasları bir nisan yağmuru hâlinde çiler dururdu.

2. Nemlenmek, ıslanmak

3. Bülbül şakımak


çilenti
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Hafif yağmur, serpinti


çilesi dolmak
Anlamı:

1. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , derviş ve tarikat ehli, sadece dua ve ibadetle geçirmeleri gereken süreyi tamamlayarak çileden çıkmak

2. üzücü ve sıkıntılı bir durumdan kurtulmak


çilesiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çilesi olmayan, sıkıntısı olmayan


çilesiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çilesi bulunmayan, çilesi olmayan


çileye girmek
Anlamı:

1. dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zorlu ve perhizli döneme girmek


çılgın
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Aşırı davranışlarda bulunan, deli, mecnun

Örnek:

1. Bazı anneler, çocukları olduğunda bir çılgın gibi davranırlar.

1. Bazı anneler, çocukları olduğunda bir çılgın gibi davranırlar.

2. Çok büyük, aşırı, olağanüstü

Örnek:

1. Onların bu çılgın aşklarına karşı konulacak engel setlerinin hiç hükmü yoktur.

1. Onların bu çılgın aşklarına karşı konulacak engel setlerinin hiç hükmü yoktur.


çılgına dönmek
Anlamı:

1. sevinç, öfke, kızgınlık vb. duygular sonucu aşırı ölçüde heyecanlanmak

2. kendine hâkim olamamak


çılgınca
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Deli gibi, delicesine, çılgıncasına

Örnek:

1. Mademki Salvotore'yi o derece kıskandım, demek ki kendisine çılgınca âşıktım.

1. Mademki Salvotore'yi o derece kıskandım, demek ki kendisine çılgınca âşıktım.

2. Aşırı bir biçimde

Örnek:

1. Şimdi de çılgınca gülmek istiyorum.

1. Şimdi de çılgınca gülmek istiyorum.


Telaffuz : çılgı'nca

çılgıncasına
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Çılgınca

Örnek:

1. Herkesin bu kadar uzun vadeli emelleri, bu kadar çılgıncasına ölçüsüz ümitleri yok mudur?

1. Herkesin bu kadar uzun vadeli emelleri, bu kadar çılgıncasına ölçüsüz ümitleri yok mudur?


Telaffuz : çılgı'ncasına

çılgınlaşabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çılgınlaşabilmek işi


çılgınlaşabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çılgınlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Çılgınlaşma becerisi bulunmak


çılgınlaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çılgınlaşmak işi


çılgınlaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çılgınca davranışlarda bulunmak


çılgınlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Aşırı davranış

Örnek:

1. Belki yine o çılgınlıklarından birini yapmak istemiş, kimsenin bilmediği bir arkadaşının yanına gitmiştir.

1. Belki yine o çılgınlıklarından birini yapmak istemiş, kimsenin bilmediği bir arkadaşının yanına gitmiştir.


Çilimli
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Düzce iline bağlı ilçelerden biri


Özel: Evet

Telaffuz : çili'mli

çilingir

İlgili Kelimeler:

çilingir sofrası

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Anahtarcı


Lisan : Farsça cilānger

çilingir sofrası
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Üzerine meze ve içki konmuş tepsi, küçük içki sofrası

Örnek:

1. Haydi Abbas vakit tamam / Akşam diyordun, işte oldu akşam / Kur bakalım çilingir soframızı / Dinsin artık bu kalp ağrısı

1. Haydi Abbas vakit tamam / Akşam diyordun, işte oldu akşam / Kur bakalım çilingir soframızı / Dinsin artık bu kalp ağrısı