Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
ciltlemek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Kitaba cilt yapmak


ciltlenebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ciltlenebilmek işi


ciltlenebilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ciltlenme ihtimali veya imkânı bulunmak


ciltlenme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ciltlenmek işi


ciltlenmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ciltleme işi yapılmak


ciltletebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ciltletebilmek işi


ciltletebilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Ciltletme ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Ciltletmeye gücü yetmek


ciltletme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ciltletmek işi


ciltletmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Ciltleme işini yaptırmak

Örnek:

1. Satın aldığı, ciltlettiği kitaplarla kanmıyor, doymuyordu.

1. Satın aldığı, ciltlettiği kitaplarla kanmıyor, doymuyordu.


ciltleyebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ciltleyebilmek işi


ciltleyebilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Ciltleme ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Ciltleme becerisi bulunmak


ciltli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ciltlenmiş olan


ciltlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cilt yapmaya yarayan malzeme

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ciltlerden oluşan

Örnek:

1. Üç ciltlik bir şiir antolojisi neşredilmişti.

1. Üç ciltlik bir şiir antolojisi neşredilmişti.


ciltsiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ciltlenmemiş olan


cilve
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Hoşa gitmek için yapılan davranış, kırıtma, naz

Örnek:

1. Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür.

1. Romantik devirlerde bu nevi cilvelere aşk mâni olurdu, şimdi de kültür.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Görünme, ortaya çıkma, tecelli


Lisan : Farsça cilve

cilve yapmak
Anlamı:

1. nazlanmak, kırıtmak

Örnek:

1. Değil mi ki cilveler yapıyorsun, kalkıp da bize erdemlilikten söz etme!

1. Değil mi ki cilveler yapıyorsun, kalkıp da bize erdemlilikten söz etme!


cilvebaz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Cilveli


Lisan : Farsça cilvebāz

cilvekâr
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Cilveli

Örnek:

1. Herkesle şakalaşıyordu; daima neşeli, keyifli, cilvekâr bir kadındı.

1. Herkesle şakalaşıyordu; daima neşeli, keyifli, cilvekâr bir kadındı.


Lisan : Farsça cilvekār

cilvelenme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cilvelenmek işi


cilvelenmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Cilve yapmak


cilveleşebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cilveleşebilmek işi


cilveleşebilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Cilveleşme ihtimali veya imkânı bulunmak


cilveleşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cilveleşmek işi


cilveleşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Karşılıklı cilve yapmak

2. Birbirine çok yakın arkadaşmış gibi takılmak


cilveli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Cilvesi olan, cilve yapan, cilvekâr, cilvebaz

Örnek:

1. Cilveli kadın.

1. Cilveli kadın.