92406 kayıt bulundu.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif
1. Hanın sahibi cılız bir adamdı.
1. Hanın sahibi cılız bir adamdı.
2. Güçsüz, sönük (ışık)
1. Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu.
1. Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu.
3. İnce
1. Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı.
1. Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı.
4. Basit, değersiz, önemsiz
1. Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu.
1. Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu.
5. zarf , zarf , zarf , zarf , Güçsüz bir biçimde
1. Üçüncü kez aynı cümleyi söylüyordu ama şimdi çok daha cılız çıkmıştı sesi.
1. Üçüncü kez aynı cümleyi söylüyordu ama şimdi çok daha cılız çıkmıştı sesi.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Zayıf ve güçsüz düşmek, zayıflamak
2. Basitleşmek, değersizleşmek, önemsizleşmek
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Gücünü, değerini yitirmek
1. isim , isim , isim , isim , Cılız olma durumu
1. İkimiz de bir çocuk cılızlığı içinde afacan ve ele avuca sığmazdık.
1. İkimiz de bir çocuk cılızlığı içinde afacan ve ele avuca sığmazdık.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bozularak kokmuş (yumurta)
2. Cıvık
3. İrinlenmiş
1. Uyuzlunun bilekleri cılk yara içindeydi.
1. Uyuzlunun bilekleri cılk yara içindeydi.
4. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Sözünün eri olmayan
1. sıfat , sıfat , halk ağzında , halk ağzında , sıfat , sıfat , halk ağzında , halk ağzında , Kurdun veya tilkinin ense postundan yapılan (kürk)
1. Sırtına da almış cılkava kürkü / Köroğlu söyledi üç beyit türkü
1. Sırtına da almış cılkava kürkü / Köroğlu söyledi üç beyit türkü
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bitki köklerinde kılı andıran uzantılar çıkmak
1. sıfat , sıfat , halk ağzında , halk ağzında , sıfat , sıfat , halk ağzında , halk ağzında , Parlak, pürüzsüz, tertemiz
2. Yeni
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çili olmayan
1. Çilsiz bir yüz.
1. Çilsiz bir yüz.
ciltevi, cilt kapağı
1. isim , isim , isim , isim , Ten
2. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak
1. Nakışlara, ciltlere, minyatürlere hayran kaldı.
1. Nakışlara, ciltlere, minyatürlere hayran kaldı.
3. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri
1. İstanbul Ansiklopedisi'nin ilk dokuz cildinde bunların altmış yedi tanesi yer alır.
1. İstanbul Ansiklopedisi'nin ilk dokuz cildinde bunların altmış yedi tanesi yer alır.
Lisan : Arapça cild
1. isim , isim , isim , isim , Forma veya fasikül olarak yayımlanan eserlerin bir örnek ciltlenip kullanılması için hazırlanan bez veya plastik kaplanmış kalın karton