Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
cilalatılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cilalatılmak işi


cilalatılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Cilalama işi yaptırılmak


cilalatma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cilalatmak işi


cilalatmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Cilalama işini yaptırmak


cilalayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cilalayabilmek işi


cilalayabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Cilalama ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Cilalamaya gücü yetmek

3. Cilalama becerisi bulunmak


cilalı

İlgili Kelimeler:

Cilalı Taş Devri

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Cilası olan, cila sürülmüş, cila ile parlatılmış, mücella

Örnek:

1. Ev sahibi, cilalı basma resmi tablo yerine astı.

1. Ev sahibi, cilalı basma resmi tablo yerine astı.


Cilalı Taş Devri
Anlamı:

1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Tarihten önceki zamanların ayrıldığı üç devirden biri


Özel: Evet

cilasız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Cila sürülmemiş veya cilası kalmamış olan


cilasızlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Cilasız olma durumu


cilasun
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yiğit kimse

2. Eli çabuk, becerikli kimse


Lisan : Yunanca

cilban
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Çok küçük taneli fasulye


cilbent
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Klasör


Lisan : Arapça cild + Farsça bend

çılbır
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kaynamış suyun içine kırılan yumurta piştikten sonra kevgirden geçirilip üzerine sarımsaklı yoğurt ve sos dökülerek hazırlanan bir yemek türü


çılbır
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Yulara takılan ip veya zincir


Çıldır
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ardahan iline bağlı ilçelerden biri


Özel: Evet

Telaffuz : çı'ldır

çıldır çıldır
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Canlı canlı

Örnek:

1. Çocuk çıldır çıldır bakıyor.

1. Çocuk çıldır çıldır bakıyor.

2. Parlak parlak, parlayarak

Örnek:

1. Elmas yüzük çıldır çıldır yanıyor.

1. Elmas yüzük çıldır çıldır yanıyor.


çıldırabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çıldırabilmek işi


çıldırabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çıldırma ihtimali bulunmak

Örnek:

1. Bir gecede böyle bir şeyle karşılaşsaydım hayretten çıldırabilirdim.

1. Bir gecede böyle bir şeyle karşılaşsaydım hayretten çıldırabilirdim.


çıldırasıya
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Çılgınca

Örnek:

1. Biz de bir kere sevinmeliydik / Çiçek açmış bir ağaç gibi çıldırasıya

1. Biz de bir kere sevinmeliydik / Çiçek açmış bir ağaç gibi çıldırasıya


Telaffuz : çıldıra'sıya

çıldırış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çıldırma işi

Örnek:

1. İşte o zaman sular işkenceye uğramış gibi kıvranışlar, çığlıklar ve çıldırışlarla yaman bir kaçışa koyuldular.

1. İşte o zaman sular işkenceye uğramış gibi kıvranışlar, çığlıklar ve çıldırışlarla yaman bir kaçışa koyuldular.


çıldırıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çıldırıvermek işi


çıldırıvermek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ansızın çıldırmak


Telaffuz : çıldırı'vermek

çıldırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çıldırmak işi


çıldırmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Delirmek, aklını oynatmak

Örnek:

1. Ölümünün üzerinden üç gün geçmemişti ki büyük kızı çıldırdı.

1. Ölümünün üzerinden üç gün geçmemişti ki büyük kızı çıldırdı.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Israrlı bir biçimde istemek, büyük arzu göstermek

Örnek:

1. Eminim, resminizi yapmak için çıldırıyor.

1. Eminim, resminizi yapmak için çıldırıyor.