92406 kayıt bulundu.
1. -i , -i , -i , -i , Çıldırtma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Çıldırtma becerisi bulunmak
1. -i , -i , -i , -i , Çıldırmasına sebep olmak
1. Ana kız ikisini de sevinçlerinden çıldırtacak kadar ağır, pahalı hediyeler getirmişti.
1. Ana kız ikisini de sevinçlerinden çıldırtacak kadar ağır, pahalı hediyeler getirmişti.
1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Hekimliğin deri hastalıkları ile ilgili dalı, dermatoloji
Lisan : Arapça cildiyye
1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Deri hastalıkları uzmanı, dermatolog
1. isim , isim , isim , isim , İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti
2. Yay kirişi
çilehane
1. isim , isim , isim , isim , Zahmet, sıkıntı
1. Bizim bu dünyadaki hayatımız da bir çileden ibaret olduğu düşünülecek olursa en münasip çilenin de burada olması icap ediyordu.
1. Bizim bu dünyadaki hayatımız da bir çileden ibaret olduğu düşünülecek olursa en münasip çilenin de burada olması icap ediyordu.
2. din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem
Lisan : Farsça çille
1. büyük sıkıntı ve üzüntü içinde yaşamak
1. Âşıkın olmaz mı çile çekmesi / Çilenin olmaz mı boyun bükmesi
1. Âşıkın olmaz mı çile çekmesi / Çilenin olmaz mı boyun bükmesi
1. sıkıntılı bir işin veya bir durumun sona ermesini beklemek
1. Yirmi beş senedir Beykoz'daki o tekke gibi evde çile dolduruyorum.
1. Yirmi beş senedir Beykoz'daki o tekke gibi evde çile dolduruyorum.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çile (I) çeken, sıkıntı sahibi
1. Bu çileci görüş sanatçılarımızı da etkilemiştir elbet.
1. Bu çileci görüş sanatçılarımızı da etkilemiştir elbet.
1. isim , isim , isim , isim , Dinî amaçlarla ve törelere bağlı olarak doğal eğilimleri ve beden isteklerini yenmek için isteyerek acı çekme
1. çok kızdırmak
1. Karşı taraftan konuşanın kolağası Mustafa Kemal oluşu hepsini çileden çıkarır.
1. Karşı taraftan konuşanın kolağası Mustafa Kemal oluşu hepsini çileden çıkarır.
Ön Takı : (birini)
1. olup bitenler karşısında sabrı ve dayanıklılığı kalmayıp taşkınlık göstermek
1. Ben ötede beride tanıdığım yaşlı başlı Fransızlarla böyle konuştukça kardeşim çileden çıkıyordu.
1. Ben ötede beride tanıdığım yaşlı başlı Fransızlarla böyle konuştukça kardeşim çileden çıkıyordu.
2. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , çile süresini bitirmek
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Dervişlerin çile doldurdukları yer
Lisan : Farsça çille + ḫāne
Telaffuz : çileha:ne
çilek kompostosu, çilek reçeli, çilek suyu, çilek üzümü, ağaç çileği, dağ çileği, Frenk çileği, yaban çileği
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Gülgillerden, sapları sürüngen, çiçekleri beyaz bir bitki
2. Bu bitkinin güzel kokulu, pembe, kırmızı renkli meyvesi
1. isim , isim , isim , isim , Yaş çilek, şeker ve suyun kaynatılması ile yapılan komposto
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Bir tür üzüm