92406 kayıt bulundu.
1. -i , -i , -i , -i , Bağırtma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Bağırtma becerisi bulunmak
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çok bağırıp çağıran (kimse)
1. Ak sakallı, uzun boylu, bağırtkan bir ihtiyardı.
1. Ak sakallı, uzun boylu, bağırtkan bir ihtiyardı.
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Orta büyüklükte, eti sevilen bir cins göçebe ördek, bozkır tavuğu (Querquedula)
1. -i , -i , -i , -i , Bağırmasına yol açmak
2. Bir haberi, bir isteği, birinin aracılığıyla duyurmak
1. Tellal bağırtmak.
1. Tellal bağırtmak.
bağışık serum
1. sıfat , sıfat , halk ağzında , halk ağzında , sıfat , sıfat , halk ağzında , halk ağzında , Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan, muaf
2. tıp , tıp , tıp , tıp , Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan
1. Çiçek aşısı, çiçek hastalığına karşı insanı bağışık kılar.
1. Çiçek aşısı, çiçek hastalığına karşı insanı bağışık kılar.
1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Bulaşıcı hastalıklara yol açan mikroorganizmalara veya zehirli maddelere karşı bileşiminde özgül etkili antikorlar bulunan kan serumu, antiserum
bağışıklık bilimi, öz bağışıklık
1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla kazanılmış direnç durumu
1. isim , isim , isim , isim , Bağışıklık bilimi ile uğraşan, immünolojist
1. isim , isim , isim , isim , Bağışıklık olaylarının ortaya çıkma şartlarını, gelişimini, alınabilecek önlemleri ve yapılabilecek tedaviyi inceleyen tıp dalı, immünoloji
1. isim , isim , isim , isim , Bağışıklık bilimi ile ilgili, immünolojik
1. bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla dirençli duruma gelmek
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , korunaklı olmak
1. Bu tehditlere karşı bağışıklık kazanmak hususunda şaşılası bir yetiye de sahiptiler.
1. Bu tehditlere karşı bağışıklık kazanmak hususunda şaşılası bir yetiye de sahiptiler.
1. isim , isim , isim , isim , Bağışlamak işi, mağfiret, gufran
1. Hoşgörü ve bağışlamadır o insanı günahtan arındıran duygu.
1. Hoşgörü ve bağışlamadır o insanı günahtan arındıran duygu.
2. Hibe etme
1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek
1. Ödünç aldığı parayı bile kendinden daha ihtiyaçlısına bağışlayan ancak bir masal adamıdır, değil mi?
1. Ödünç aldığı parayı bile kendinden daha ihtiyaçlısına bağışlayan ancak bir masal adamıdır, değil mi?
2. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek
1. Çocuk elindeki çiçek demetini kumandanın ayağı altına atarak, babamı bağışlayınız, diyordu.
1. Çocuk elindeki çiçek demetini kumandanın ayağı altına atarak, babamı bağışlayınız, diyordu.
3. Görevden çekmek, almak
4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Hoşgörmek
1. Sizleri meraka sokmamı aranızda bulunmamın sevincine bağışlayın.
1. Sizleri meraka sokmamı aranızda bulunmamın sevincine bağışlayın.
1. karşısındakinin yanlışından, kusurundan doğacak fırsatları kaçırmamak, acımadan değerlendirmek