Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bağımsız

İlgili Kelimeler:

bağımsız bölüm, bağımsız milletvekili, bağımsız sıralı cümle

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, özgür, hür

Örnek:

1. Konsolosların her biri bağımsız bir vali gibi davranırdı.

1. Konsolosların her biri bağımsız bir vali gibi davranırdı.

2. Müstakil

3. isim , isim , isim , isim , Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse

Örnek:

1. Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından, oranlarına göre, üye alınır.

1. Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından, oranlarına göre, üye alınır.

4. isim , isim , isim , isim , Bağımsız milletvekili


bağımsız bölüm
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kat Mülkiyeti Kanunu'na göre, bir binanın ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli ve bağımsız mülkiyete konu olan özel bölümü


bağımsız milletvekili
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Herhangi bir partinin adayı olmadan seçilen veya herhangi bir partiye bağlı olmayan milletvekili, bağımsız


bağımsız sıralı cümle
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Anlam bakımından birbirine bağlı olduğu hâlde özneleri, tümleçleri, yüklemleri ayrı olan cümle

Örnek:

1. Annem, bulaşıkları yıkamaya çalışıyor, kız kardeşim onları kurulamakla meşgul.

1. Annem, bulaşıkları yıkamaya çalışıyor, kız kardeşim onları kurulamakla meşgul.


bağımsızca
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bağımsız bir biçimde, bağımsızcasına


Telaffuz : bağımsı'zca

bağımsızcasına
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bağımsızca


Telaffuz : bağımsı'zcasına

bağımsızlaşabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağımsızlaşabilmek işi


bağımsızlaşabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bağımsızlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak


bağımsızlaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağımsızlaşmak işi


bağımsızlaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bağımsız duruma gelmek


bağımsızlaştırabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağımsızlaştırabilmek işi


bağımsızlaştırabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bağımsızlaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak


bağımsızlaştırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağımsızlaştırmak işi


bağımsızlaştırmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bağımsız duruma getirmek


bağımsızlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağımsız olma durumu, istiklal

Örnek:

1. Artık canıma tak etti, mutlaka bağımsızlığımı kazanmalıyım.

1. Artık canıma tak etti, mutlaka bağımsızlığımı kazanmalıyım.


bağın
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İksa


bağın vurmak
Anlamı:

1. çökmemesi için kazı duvarlarını bağınlarla desteklemek


bağıntı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ

2. biyoloji , biyoloji , biyoloji , biyoloji , Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon

3. jeoloji , jeoloji , jeoloji , jeoloji , İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon

4. felsefe , felsefe , felsefe , felsefe , İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı

5. felsefe , felsefe , felsefe , felsefe , Görelik

6. matematik , matematik , matematik , matematik , İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik

Örnek:

1. Bir dairenin `r` yarı çapı ile alanı arasında şöyle bir bağıntı vardır: S=? x r².

1. Bir dairenin `r` yarı çapı ile alanı arasında şöyle bir bağıntı vardır: S=? x r².


bağıntıcı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , Göreci


bağıntıcılık
Anlamı:

1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Görecelik


bağıntılı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , Göreceli


bağıntılılık
Anlamı:

1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Görelilik


bağır

İlgili Kelimeler:

bağır yeleği, bağrıkara, bağrı kara, bağrı yanık, bağrı yufka, kurtbağrı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Göğüs

Örnek:

1. Bak çorak tarlasında sabanına dayanmış / Geniş alnı güneşle, bağrı ateşle yanmış

1. Bak çorak tarlasında sabanına dayanmış / Geniş alnı güneşle, bağrı ateşle yanmış

2. Ok yayı ve dağda orta bölüm

3. anatomi , anatomi , anatomi , anatomi , Ciğer, bağırsak vb. vücut boşluklarında bulunan organların ortak adı, ahşa


bağır yeleği
Anlamı:

1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Zırh altına giyilen, köseleden yapılmış yelek


bağıra çağıra
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bağırarak

Örnek:

1. Kaç yıldır kimse kimseyi anlamadan bağıra çağıra konuşuyor burada.

1. Kaç yıldır kimse kimseyi anlamadan bağıra çağıra konuşuyor burada.