1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine vermek, teberru etmek
1. Ödünç aldığı parayı bile kendinden daha ihtiyaçlısına bağışlayan ancak bir masal adamıdır, değil mi?
1. Ödünç aldığı parayı bile kendinden daha ihtiyaçlısına bağışlayan ancak bir masal adamıdır, değil mi?
2. Herhangi bir kötü davranış için ceza vermekten vazgeçmek, affetmek
1. Çocuk elindeki çiçek demetini kumandanın ayağı altına atarak, babamı bağışlayınız, diyordu.
1. Çocuk elindeki çiçek demetini kumandanın ayağı altına atarak, babamı bağışlayınız, diyordu.
3. Görevden çekmek, almak
4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Hoşgörmek
1. Sizleri meraka sokmamı aranızda bulunmamın sevincine bağışlayın.
1. Sizleri meraka sokmamı aranızda bulunmamın sevincine bağışlayın.