Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bağışlamasız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bağışlaması olmayan

Örnek:

1. İlk flörtünün onu yüzüstü bırakarak başka bir kızla çıktığı zamanlardandı yüzündeki bağışlamasız hüzün.

1. İlk flörtünün onu yüzüstü bırakarak başka bir kızla çıktığı zamanlardandı yüzündeki bağışlamasız hüzün.


bağışlanabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağışlanabilmek işi, affedilebilme


bağışlanabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bağışlanma ihtimali veya imkânı bulunmak, affedilebilmek


bağışlanış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağışlanma işi, affediliş


bağışlanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağışlanmak işi, affedilme, affolma


bağışlanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bağışlama işine konu olmak, affa uğramak, affedilmek, affolunmak

Örnek:

1. O mektuptan bağışlandıklarını da öğrenince bir otobüse atlayıp köye döndüler.

1. O mektuptan bağışlandıklarını da öğrenince bir otobüse atlayıp köye döndüler.


bağışlatabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağışlatabilmek işi


bağışlatabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bağışlatma ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Bağışlatma becerisi bulunmak


bağışlatılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağışlatılmak işi


bağışlatılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bağışlatma işine konu olmak


bağışlatış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağışlatma işi, affettiriş


bağışlatma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağışlatmak işi


bağışlatmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bağışlama işini yaptırmak

Örnek:

1. Bir gün Abdullah'la karşılaşsak, kendimi bağışlatsam ne sevinirim kim bilir?

1. Bir gün Abdullah'la karşılaşsak, kendimi bağışlatsam ne sevinirim kim bilir?


bağışlayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağışlayabilmek işi, affedebilme


bağışlayabilmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Bağışlama ihtimali veya imkânı bulunmak, affedebilmek

Örnek:

1. Yaptığın hareket doğru değildi ama ben gene de seni hoş görebilir hatta bağışlayabilirim.

1. Yaptığın hareket doğru değildi ama ben gene de seni hoş görebilir hatta bağışlayabilirim.

2. Bağışlama becerisi bulunmak


bağışlayış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağışlama işi, affediş


bağışlayıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağışlayıvermek işi


bağışlayıvermek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Çabucak bağışlamak


Telaffuz : bağışlayı'vermek

bağıt
Anlamı:

1. isim , isim , hukuk , hukuk , isim , isim , hukuk , hukuk , Sözleşme


bağıtçı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bir işi karşılıklı olarak kararlaştırıp üstlerine alan taraflardan her biri, sözleşme yapan, âkit


bağıtlama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağıtlamak işi


bağıtlamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Sözleşmeyle sonuçlandırmak


bağıtlanabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağıtlanabilmek işi


bağıtlanabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bağıtlanma ihtimali veya imkânı bulunmak


bağıtlanış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağıtlanma işi