Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
tanıksız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Tanığı olmayan, şahitsiz

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Tanık olmadan, şahitsiz


tanıksızlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanıksız olma durumu, şahitsizlik


tanılama
Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Tanılamak işi, tanı


tanılamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Teşhis etmek


tanılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanılmak işi


tanılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , eskimiş , eskimiş , nesnesiz , nesnesiz , eskimiş , eskimiş , Tanınmak, bilinmek


tanım
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtme veya açıklama, tarif

Örnek:

1. Ama bir yığın kadına uyabilirdi bu tanım.

1. Ama bir yığın kadına uyabilirdi bu tanım.


tanıma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanımak işi

Örnek:

1. Hocayı tam olarak tanıması, bilmesi gerektiğini sanıyordu.

1. Hocayı tam olarak tanıması, bilmesi gerektiğini sanıyordu.


tanımak fiil

İlgili Kelimeler:

haktanır

Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Daha önce görülen, bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu hatırlamak

Örnek:

1. Zarfın üstündeki yazıyı hemen tanıdı.

1. Zarfın üstündeki yazıyı hemen tanıdı.

2. Daha önce görmüş olmak, ilişkisi bulunmak, bilmek

Örnek:

1. Onu bir de eski polisler tanır.

1. Onu bir de eski polisler tanır.

3. Bir kimse veya şeyle ilgili, doğru ve tam bilgisi bulunmak

Örnek:

1. Sincapları yakından tanırım.

1. Sincapları yakından tanırım.

4. Bilip ayırmak, seçmek, ayırt etmek

Örnek:

1. Oğlan süngerlerin çeşidini zehir gibi tanıyordu.

1. Oğlan süngerlerin çeşidini zehir gibi tanıyordu.

5. hukuk , hukuk , hukuk , hukuk , Varlığını kabul etmek

6. Boyun eğmek, yargısına uymak, saymak

7. Sorumlu bilmek

Örnek:

1. Ben arkadaşını tanımam, alacağımı senden isterim.

1. Ben arkadaşını tanımam, alacağımı senden isterim.

8. Bir şeyin yapılması, bitirilmesi için belli bir süre vermek

Örnek:

1. Ona borcunu ödemesi için üç günlük bir süre tanıdım.

1. Ona borcunu ödemesi için üç günlük bir süre tanıdım.


tanımamazlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , 343 tanımazlık


tanımaz

İlgili Kelimeler:

baştanımaz, tanrıtanımaz, töretanımaz

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Tanımayan


tanımazlık

İlgili Kelimeler:

baştanımazlık, tanrıtanımazlık, töretanımazlık

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanımama durumu


tanımazlıktan gelmek
Anlamı:

1. bir kimseyi tanıdığı hâlde tanımıyormuş gibi davranmak


tanımışlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanımış olma durumu

Örnek:

1. Saman altından su yürüten, ürkek, kaypak görünüşlü insanoğlunu tanımışlığı var.

1. Saman altından su yürüten, ürkek, kaypak görünüşlü insanoğlunu tanımışlığı var.


tanımlama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanımlamak işi, tarif etme


tanımlamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bir kavramın niteliklerini eksiksiz olarak belirtmek ve açıklamak, tarif etmek


tanımlanış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanımlanma işi


tanımlanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanımlanmak işi


tanımlanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Tanımı yapılmak, tarif edilmek


tanımlatma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanımlatmak işi


tanımlatmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Tanımlama işini yaptırmak


tanımlayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanımlayabilmek işi


tanımlayabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Tanımlama ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Tanımlama becerisi bulunmak


tanımlayış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanımlama işi


tanımlayıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tanımlayıvermek işi