Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
karamsarlaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kötümserleşme


karamsarlaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kötümserleşmek


karamsarlaştırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kötümserleştirme


karamsarlaştırmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Kötümserleştirmek


karamsarlık
Anlamı:

1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Kötümserlik

Örnek:

1. İnsanlara yakışan, bu karamsarlığa boyun eğmek değil dünyanın tazeliğine gönlünü açık tutmaktır.

1. İnsanlara yakışan, bu karamsarlığa boyun eğmek değil dünyanın tazeliğine gönlünü açık tutmaktır.


karamsı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Rengi karayı andıran, karaya benzeyen, kara gibi


karamuk
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki (Agrostemmagithago)

2. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir hastalık

3. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Koyunlarda görülen bir hastalık türü


Karamürsel

İlgili Kelimeler:

Karamürsel sepeti

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kocaeli iline bağlı ilçelerden biri


Özel: Evet

Telaffuz : kara'mürsel

Karamürsel sepeti
Anlamı:

1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Önemsiz kimse veya şey


Karamürsel sepeti sanmak
Anlamı:

1. bir kimse veya şeyi ufak, önemsiz saymak


karamusal
Anlamı:

1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Çifte demir atıldığında geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan, fırdöndüye bağlı zincir düzeni

Örnek:

1. Acaba bu gece limanda tek demirle yatabilecek miyim? Yoksa karamusal mı yapalım?

1. Acaba bu gece limanda tek demirle yatabilecek miyim? Yoksa karamusal mı yapalım?


Lisan : İtalyanca paramusselli

karanfil

İlgili Kelimeler:

karanfil yağı, su karanfili

Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Karanfilgillerden, güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi (Dianthus caryophyllus)

2. Mersingillerden, Molük Adaları'nda, Filipinler'de ve Hindistan'da yetişen ve yaprakları sürekli yeşil kalan bir ağaç (Caryophyllus aromaticus)

3. Bu ağacın karanfil yağı elde edilen ve baharat olarak kullanılan, ağız kokusunu gideren, acımsı, koyu renkli, küçük çivi biçimindeki tomurcuğu

Örnek:

1. Yengemin verdiği karanfili dişlerimle ezip emerek odaya giriyorum.

1. Yengemin verdiği karanfili dişlerimle ezip emerek odaya giriyorum.


Lisan : Arapça ḳaranful

karanfil yağı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Karanfilin tomurcuklarından elde edilen uçucu yağ


karanfilci
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Karanfil yetiştiricisi


karanfilcilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Karanfilcinin yaptığı iş


karanfilgiller
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , İki çeneklilerden, örnek bitkisi karanfil olan, çöven, karamuk vb. cinsleri içine alan bir familya


karanfili sıkmak
Anlamı:

1. argo , argo , argo , argo , tehlikelere ve güçlüklere göğüs gerebilmek


karanlığa gömülmek
Anlamı:

1. koyu karanlık içinde kalmak

2. büyük sıkıntı ve keder içinde kalmak

Örnek:

1. Türkiye'nin güneşi battı, karanlığa gömüldük.

1. Türkiye'nin güneşi battı, karanlığa gömüldük.


karanlığa kalmak
Anlamı:

1. gidilecek yere varmadan akşam olmak


karanlığı deşmek (veya yırtmak)
Anlamı:

1. karanlıkta görmeye çalışmak, aydınlığa çıkmak için çaba harcamak

Örnek:

1. Gözleriyle sokakların karanlıklarını yırtmaya uğraşarak sinirli bir telaş içinde çırpınıyordu.

1. Gözleriyle sokakların karanlıklarını yırtmaya uğraşarak sinirli bir telaş içinde çırpınıyordu.

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , büyük sıkıntı ve üzüntüden kurtulmak için çabalamak


karanlık

İlgili Kelimeler:

karanlık nokta, karanlık oda, alaca karanlık, yarı karanlık, zifirî karanlık, akşam karanlığı, ay karanlığı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Işık olmama durumu

Örnek:

1. Karanlıkta duyduğumuz çam kokularına artık yakınlaştığımız denizin rutubeti karışıyordu.

1. Karanlıkta duyduğumuz çam kokularına artık yakınlaştığımız denizin rutubeti karışıyordu.

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Işıksız

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Üzüntü, sıkıntı, perişanlık

Örnek:

1. Demiştim ya, bütün memleketi bir yas karanlığı kaplamıştı.

1. Demiştim ya, bütün memleketi bir yas karanlığı kaplamıştı.

4. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Yasalara, töreye uygun olmayan

Örnek:

1. Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar.

1. Bu karanlık işlerin hesabını sorarlar.

5. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum)

Örnek:

1. Fahri'nin gözlerinde karanlık bir ifade var, umutsuzluk, öfke karışımı bir şey.

1. Fahri'nin gözlerinde karanlık bir ifade var, umutsuzluk, öfke karışımı bir şey.

6. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Karışık


karanlık basmak (veya çökmek)
Anlamı:

1. hava kararmak

Örnek:

1. Akşamdı, ortalığa hafif bir karanlık çökmüştü.

1. Akşamdı, ortalığa hafif bir karanlık çökmüştü.

2. Tekrar ana yola geldiğim zaman karanlık basmıştı.

2. Tekrar ana yola geldiğim zaman karanlık basmıştı.


karanlık etmek
Anlamı:

1. bir şeyin önünde durarak görünmesine engel olmak


karanlık kesilmek
Anlamı:

1. ortalık birdenbire kararmak

Örnek:

1. Gece kandili birdenbire sönmüş, oda zifirî karanlık kesilmişti.

1. Gece kandili birdenbire sönmüş, oda zifirî karanlık kesilmişti.


karanlık nokta
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bilinmeyen, gizli, şüpheli konu

Örnek:

1. İki üç günlük mesaiyle bir sürü karanlık noktayı çözümledin.

1. İki üç günlük mesaiyle bir sürü karanlık noktayı çözümledin.