92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Gözetleme yapan kimse
2. Koruyucu kimse
3. spor , spor , spor , spor , Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Gözetme işi yapılmak veya gözetme işine konu olmak
1. Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
1. Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
1. isim , isim , isim , isim , Gözetme işi, nezaret
1. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.
1. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.
2. Himaye
3. hukuk , hukuk , hukuk , hukuk , Gözaltı
1. göz önünden ayırmamak
1. Onu kolla, gözetim altında tut ama bunu ona hiç belli etme.
1. Onu kolla, gözetim altında tut ama bunu ona hiç belli etme.
gözetleme deliği
1. isim , isim , isim , isim , Gözetlemek işi, dikiz, dikizleme, erkete
1. Çömeldiği yerden gizli gizli cevizlerin altını gözetlemeye başladı.
1. Çömeldiği yerden gizli gizli cevizlerin altını gözetlemeye başladı.
1. isim , isim , isim , isim , Kapının dışındakileri görmeye yarayan ve kapı ortasında açılmış mercekli delik, dikizlik
1. -i , -i , -i , -i , Birine veya bir şeye gizlice bakmak, dikizlemek
1. Arkalarından bakarken birilerinin de beni gözetlediğini sandım bir an.
1. Arkalarından bakarken birilerinin de beni gözetlediğini sandım bir an.
2. Birinin yaptıklarını belli etmeden izlemek
1. Bitişik yalının taze gelini sabah işlerini görürken yan pencereden gözetlemek esaslı keyiflerimden biriydi.
1. Bitişik yalının taze gelini sabah işlerini görürken yan pencereden gözetlemek esaslı keyiflerimden biriydi.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Gözetleme işi yapılmak, dikizlenmek
1. Kurtulduğum duygusu içindeyken gözetlendiğimi hissediyorum.
1. Kurtulduğum duygusu içindeyken gözetlendiğimi hissediyorum.
1. -i , -i , -i , -i , Gözetleme işini birine yaptırmak, dikizletmek
1. Fakülteden bir iki çocuk edinip kız kardeşimi uzun süre gözetletti.
1. Fakülteden bir iki çocuk edinip kız kardeşimi uzun süre gözetletti.
1. -i , -i , -i , -i , Gözetleme ihtimali veya imkânı bulunmak, dikizleyebilmek
2. Gözetlemeye gücü yetmek
1. isim , isim , isim , isim , Gözetleyicinin yaptığı iş, dikizcilik, erketecilik
1. isim , isim , isim , isim , Gözetmek işi
1. Yeryüzünde bir başına değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerekir.
1. Yeryüzünde bir başına değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerekir.
1. -i , -i , -i , -i , Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek
1. Büyük kardeşler küçükleri gözetir.
1. Büyük kardeşler küçükleri gözetir.
2. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak
3. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kollamak, beklemek
1. Fırsat gözetmek. Uygun bir zaman gözetmek.
1. Fırsat gözetmek. Uygun bir zaman gözetmek.
4. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak
5. Kayırmak
1. isim , isim , isim , isim , Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse, gözcü
2. sinema , sinema , televizyon , televizyon , sinema , sinema , televizyon , televizyon , Film çalışmalarında yapımcı adına filmin sanat, teknik ve para yönünü düzenleyen kimse