Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
gözetici
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetleme yapan kimse

2. Koruyucu kimse

3. spor , spor , spor , spor , Atletizmde ellişer metre aralıkla dönemeçlere dizilen en az dört gözlemciden her biri


gözeticilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözeticinin yaptığı iş

2. Gözetici olma durumu


gözetilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetilmek işi


gözetilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Gözetme işi yapılmak veya gözetme işine konu olmak

Örnek:

1. Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

1. Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.


gözetim
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetme işi, nezaret

Örnek:

1. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.

1. Din ve ahlak eğitim ve öğretimi devletin gözetim ve denetimi altında yapılır.

2. Himaye

3. hukuk , hukuk , hukuk , hukuk , Gözaltı


gözetim altında tutmak
Anlamı:

1. göz önünden ayırmamak

Örnek:

1. Onu kolla, gözetim altında tut ama bunu ona hiç belli etme.

1. Onu kolla, gözetim altında tut ama bunu ona hiç belli etme.


gözetime almak
Anlamı:

1. gözetmek


gözetiş
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetme işi


gözetleme

İlgili Kelimeler:

gözetleme deliği

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetlemek işi, dikiz, dikizleme, erkete

Örnek:

1. Çömeldiği yerden gizli gizli cevizlerin altını gözetlemeye başladı.

1. Çömeldiği yerden gizli gizli cevizlerin altını gözetlemeye başladı.


gözetleme deliği
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kapının dışındakileri görmeye yarayan ve kapı ortasında açılmış mercekli delik, dikizlik


gözetlemek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Birine veya bir şeye gizlice bakmak, dikizlemek

Örnek:

1. Arkalarından bakarken birilerinin de beni gözetlediğini sandım bir an.

1. Arkalarından bakarken birilerinin de beni gözetlediğini sandım bir an.

2. Birinin yaptıklarını belli etmeden izlemek

Örnek:

1. Bitişik yalının taze gelini sabah işlerini görürken yan pencereden gözetlemek esaslı keyiflerimden biriydi.

1. Bitişik yalının taze gelini sabah işlerini görürken yan pencereden gözetlemek esaslı keyiflerimden biriydi.


gözetleniş
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetlenme işi, dikizleniş


gözetlenme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetlenmek işi, dikizlenme


gözetlenmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Gözetleme işi yapılmak, dikizlenmek

Örnek:

1. Kurtulduğum duygusu içindeyken gözetlendiğimi hissediyorum.

1. Kurtulduğum duygusu içindeyken gözetlendiğimi hissediyorum.


gözetletme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetletmek işi, dikizletme


gözetletmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Gözetleme işini birine yaptırmak, dikizletmek

Örnek:

1. Fakülteden bir iki çocuk edinip kız kardeşimi uzun süre gözetletti.

1. Fakülteden bir iki çocuk edinip kız kardeşimi uzun süre gözetletti.


gözetleyebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetleyebilmek işi dikizleyebilme


gözetleyebilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Gözetleme ihtimali veya imkânı bulunmak, dikizleyebilmek

2. Gözetlemeye gücü yetmek


gözetleyici
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetleme işini yapan kimse, dikizci, erketeci


gözetleyicilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetleyicinin yaptığı iş, dikizcilik, erketecilik


gözetleyiş
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetleme işi, dikizleyiş


gözetme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetmek işi

Örnek:

1. Yeryüzünde bir başına değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerekir.

1. Yeryüzünde bir başına değilsiniz, başkalarının zevkini, hatırını da gözetmeniz gerekir.


gözetmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Korumak, bakmak, özen göstermek, himaye etmek

Örnek:

1. Büyük kardeşler küçükleri gözetir.

1. Büyük kardeşler küçükleri gözetir.

2. Önem vermek, göz önünde bulundurmak, ayrı tutmak

3. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kollamak, beklemek

Örnek:

1. Fırsat gözetmek. Uygun bir zaman gözetmek.

1. Fırsat gözetmek. Uygun bir zaman gözetmek.

4. Bir sonuca giderken bütün ayrıntı ve etkenleri dikkate almak

5. Kayırmak


gözetmen
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sınavın kurallara uygun bir biçimde yapılmasını sağlayan kimse, gözcü

2. sinema , sinema , televizyon , televizyon , sinema , sinema , televizyon , televizyon , Film çalışmalarında yapımcı adına filmin sanat, teknik ve para yönünü düzenleyen kimse


gözetmenlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetmenin yaptığı iş