Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
göze batmak
Anlamı:

1. aşırı derecede görünür olmak

Örnek:

1. Şöyle kenara göze batmayacak bir masaya iliştik.

1. Şöyle kenara göze batmayacak bir masaya iliştik.

2. tedirgin etmek, uygunsuz veya yakışıksız görünmek

Örnek:

1. Hiçbir zaman göze batmak ve sivrilmek isteme.

1. Hiçbir zaman göze batmak ve sivrilmek isteme.

3. çekememezliğe yol açmak


göze bilimi
Anlamı:

1. isim , isim , biyoloji , biyoloji , isim , isim , biyoloji , biyoloji , Hücre bilimi


göze çarpmak
Anlamı:

1. dikkati üzerine çekmek

Örnek:

1. Evin nizamında Türk kadınlarının vakur zarafeti göze çarpar.

1. Evin nizamında Türk kadınlarının vakur zarafeti göze çarpar.


göze diken olmak
Anlamı:

1. göze batmak


göze gelmek
Anlamı:

1. birisine nazar değmiş olmak


göze girmek
Anlamı:

1. davranış ve yetenekleriyle ilgi ve önem kazanmak

Örnek:

1. O fırsatta onu yererek göze girmeye çalışan birkaç tıynetsiz dalkavuk da elbet renk verdiler.

1. O fırsatta onu yererek göze girmeye çalışan birkaç tıynetsiz dalkavuk da elbet renk verdiler.


göze görünmek
Anlamı:

1. belli, açık olmak


göze görünmemek
Anlamı:

1. ortaya çıkmamak, ortalıkta dolaşmamak, saklanmak

2. kendisi var olduğu hâlde göz onu görememek

3. değersiz olmak


göze göz
Anlamı:

1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Kısasa kısas


göze yasak olmaz
Anlamı:

1. `bir kimseye veya nesneye bakılmasını kimse önleyemez` anlamında kullanılan bir söz


göze yutarlığı
Anlamı:

1. isim , isim , biyoloji , biyoloji , isim , isim , biyoloji , biyoloji , Hücre yutarlığı


göze zarı
Anlamı:

1. isim , isim , biyoloji , biyoloji , isim , isim , biyoloji , biyoloji , Hücreyi saran zar


gözeler arası
Anlamı:

1. isim , isim , anatomi , anatomi , biyoloji , biyoloji , isim , isim , anatomi , anatomi , biyoloji , biyoloji , Dokularda gözelerin arasında yer alan, hücreler arası

Örnek:

1. Gözeler arası boşluk.

1. Gözeler arası boşluk.


gözeli

İlgili Kelimeler:

bir gözeli, çok gözeli, bir gözeliler

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gözesi olan


gözeme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözemek işi


gözemek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , Kumaştaki deliği örerek kapatmak

2. Dikilen bitkilerin seyrek yerlerini sıklaştırmak


gözene
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Kovandan bal alırken arılardan korunmak için başa giyilen, ön tarafı telden başlık, gözlük


gözenek

İlgili Kelimeler:

dağınık gözenek

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri

2. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Pencere

3. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Bir işlemede, örgüde, ipliklerin kesilmesi, ayrı tutulması yoluyla oluşturulan boşluk, ajur

4. anatomi , anatomi , anatomi , anatomi , Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık, mesame

5. biyoloji , biyoloji , biyoloji , biyoloji , Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri, mesame

6. fizik , fizik , fizik , fizik , Bir malzemenin içinde irili ufaklı boşlukların bulunması durumu, süngerimsi görünüş


gözenekli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gözeneği olan


gözeneklilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözenekli olma durumu


gözeneksiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Gözeneği olmayan


gözeneksizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözeneksiz olma durumu


gözer
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Buğday, toprak vb.nin elendiği iri gözlü kalbur


gözetebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gözetebilmek işi


gözetebilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Gözetme ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Gözetmeye gücü yetmek