Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
dâhiliyeci
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İç hastalıkları uzmanı


dâhiyane
Anlamı:

1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Dâhice


Lisan : Arapça dāhī + Farsça -āne

Telaffuz : da:hiya:ne

dahletme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Dahletmek işi


dahletmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , eskimiş , eskimiş , -e , -e , eskimiş , eskimiş , Sataşmak

Örnek:

1. Dahleden dinimize bari Müselman olsa.

1. Dahleden dinimize bari Müselman olsa.

2. Karışmak, burnunu sokmak


Lisan : Arapça daḫl + Türkçe etmek

Telaffuz : da'hletmek

dahli olmak
Anlamı:

1. bir işe karışmış olmak, bir işte parmağı olmak

Örnek:

1. Yok, paşa kardeş, bu zaferde benim dahlim yok.

1. Yok, paşa kardeş, bu zaferde benim dahlim yok.


daim

İlgili Kelimeler:

devridaim, her daim

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Sürekli, sonsuz

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Daima

Örnek:

1. Beni daim şen gören safdiller öyle sansın / Ne bilsinler ki onlar bence birdir elem, haz

1. Beni daim şen gören safdiller öyle sansın / Ne bilsinler ki onlar bence birdir elem, haz


Lisan : Arapça dāʾim

Telaffuz : da:im

daim etmek (veya eylemek)
Anlamı:

1. sürekli kılmak


daim olmak
Anlamı:

1. sürekli olmak, sürüp gitmek, devam etmek


daima
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Her vakit, sürekli olarak

Örnek:

1. Onu daima öper ve sefere çıkacakları zaman en sonra ona veda ederlerdi.

1. Onu daima öper ve sefere çıkacakları zaman en sonra ona veda ederlerdi.


Lisan : Arapça dāʾimā

Telaffuz : da:ima:

daimî
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sürekli

Örnek:

1. Bununla beraber daimî mağlubiyetlerin acısıyla sarsılıyorduk.

1. Bununla beraber daimî mağlubiyetlerin acısıyla sarsılıyorduk.


Lisan : Arapça dāʾimī

Telaffuz : da:imi:

daimîlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Daimî olma durumu


daimlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Daim olma durumu


dair
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bir konu üzerine olan, üzerine, konusunda, ... ile ilgili, üstüne

Örnek:

1. Yarına kadar sarhoşluğu geçer, ben de sarhoş olmadığına dair rapor veririm.

1. Yarına kadar sarhoşluğu geçer, ben de sarhoş olmadığına dair rapor veririm.


Lisan : Arapça dāʾir

Telaffuz : da:ir

daire

İlgili Kelimeler:

daire kesmesi, daire parçası, dubleks daire, fasit daire, uçan daire, yarım daire, arz dairesi, askerlik dairesi, enlem dairesi, hareket dairesi, harp dairesi, istihbarat dairesi, kalorifer dairesi, kaza dairesi, kazan dairesi, lojistik dairesi, saat dairesi, vergi dairesi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Konut olarak kullanılan bir yapının bölümlerinden her biri, kat

Örnek:

1. Bu koskoca binanın, pasajın arka tarafında bir kısım daireleri ayrıca kiraya verilmiş.

1. Bu koskoca binanın, pasajın arka tarafında bir kısım daireleri ayrıca kiraya verilmiş.

2. Belirli devlet işlerini çevirmekle görevli kuruluşlardan her biri

Örnek:

1. Eskiden hem bir dairede beraber bulunmuşlar hem de silah arkadaşlığı etmişlerdi.

1. Eskiden hem bir dairede beraber bulunmuşlar hem de silah arkadaşlığı etmişlerdi.

3. Bu kuruluşların içinde çalıştıkları yapı

4. Bir yapı veya gemide belli bir işe ayrılmış bölüm

Örnek:

1. Yemeği, selamlık dairesinin üst katındaki yemek salonunda yediler.

1. Yemeği, selamlık dairesinin üst katındaki yemek salonunda yediler.

5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Soyut kavramlarda belli sınır, ölçü

Örnek:

1. Serkeşliklerden vazgeçerek edep ve itaat dairesine dönünüz!

1. Serkeşliklerden vazgeçerek edep ve itaat dairesine dönünüz!

6. matematik , matematik , matematik , matematik , Bir çemberin içinde kalan düzlem parçası

7. müzik , müzik , müzik , müzik , Saz takımında usul vurmaya yarayan tef


Lisan : Arapça dāʾire

Telaffuz : da:ire

daire kesmesi
Anlamı:

1. isim , isim , geometri , geometri , isim , isim , geometri , geometri , Bir dairenin iki yarı çapı ile aralarındaki yayın çevrelediği alan


daire parçası
Anlamı:

1. isim , isim , geometri , geometri , isim , isim , geometri , geometri , Bir dairenin kirişi ile o kirişin yayı arasında kalan parça


daireli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Dairesi olan

Örnek:

1. Katları dörder odalı, bir mutfak, bir sofa dört daireli bir apartmana sahibiz.

1. Katları dörder odalı, bir mutfak, bir sofa dört daireli bir apartmana sahibiz.


dairesel
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Daire ile ilgili

2. Daire biçiminde olan, dairevi


dairesellik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Dairesel olma durumu


dairesiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Dairesi olmayan


dairevi
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Dairesel


Lisan : Arapça dāʾirevī

Telaffuz : da:irevi:

dakik
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Düzenli işleyen, aksamayan

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Zamanı kullanmada çok dikkatli olan, her şeyi zamanında yapmaya özen gösteren


Lisan : Arapça daḳīḳ

dakika

İlgili Kelimeler:

dakika başı, o dakika, son dakika, dakikası dakikasına

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir saatlik zamanın altmışta biri

Örnek:

1. Burada, kırk beş dakika kadar, elleri daima kelepçeli, bir koltukta bekleyiş veya bekletiliş.

1. Burada, kırk beş dakika kadar, elleri daima kelepçeli, bir koltukta bekleyiş veya bekletiliş.

2. An, zaman

Örnek:

1. Bundan sonra sizi her dakika arayacağım.

1. Bundan sonra sizi her dakika arayacağım.

3. matematik , matematik , matematik , matematik , Bir derecenin altmışta biri


Lisan : Arapça daḳīḳa

Telaffuz : daki:ka

dakika başı
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Çok sık bir biçimde, arka arkaya


dakikalarca
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Uzun süre


Telaffuz : dakikala'rca