Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
daha

İlgili Kelimeler:

daha bir, daha daha, az daha, bir daha

Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Henüz

Örnek:

1. Anne leylek, bir serseri kurşunla daha o sabah ölmüştü.

1. Anne leylek, bir serseri kurşunla daha o sabah ölmüştü.

2. Var olana, elde bulunana ek olarak

Örnek:

1. Bir kızım daha olsaydı adını Meliha koyardım.

1. Bir kızım daha olsaydı adını Meliha koyardım.

3. Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz

Örnek:

1. Daha kötüsü treni de kaçırdık.

1. Daha kötüsü treni de kaçırdık.

4. Bunun dışında

Örnek:

1. Daha neler yapacaktım fakat bırakmadılar, bırakmadılar.

1. Daha neler yapacaktım fakat bırakmadılar, bırakmadılar.


daha bir
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Değişik, farklı

Örnek:

1. Dikkatini topladı, yürüyen insanlara daha bir titizlikle bakmaya başladı.

1. Dikkatini topladı, yürüyen insanlara daha bir titizlikle bakmaya başladı.


daha da
Anlamı:

1. karşılaştırma derecesini vurgular

Örnek:

1. Daha da önemlisi, sıkılganlığını unutturacaktı ona.

1. Daha da önemlisi, sıkılganlığını unutturacaktı ona.


daha daha
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Başka başka


daha iyisi can sağlığı
Anlamı:

1. `bulunabileceklerin en iyisi oldu` anlamında kullanılan bir söz

Örnek:

1. Tertemiz, sıcacık bir oda. Daha iyisi can sağlığı.

1. Tertemiz, sıcacık bir oda. Daha iyisi can sağlığı.


daha neler!
Anlamı:

1. `hiç öyle şey olur mu?` anlamında kullanılan bir söz


dahası
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Fazlası, ilavesi


dahası var
Anlamı:

1. bir konuda bilinmesi gereken başka şeyler de olduğunu anlatmak için kullanılan bir söz

Örnek:

1. Dahası var fakat dahasını siz merak edip arayın, bulun.

1. Dahası var fakat dahasını siz merak edip arayın, bulun.


dahi
Anlamı:

1. bağlaç , bağlaç , bağlaç , bağlaç , Da, de

Örnek:

1. Ben dahi başka bir diyara gitmek için izin talep ederim.

1. Ben dahi başka bir diyara gitmek için izin talep ederim.

2. Bile

Örnek:

1. Oysa bu arada o, sizi hiç tanımıyor dahi olabilir.

1. Oysa bu arada o, sizi hiç tanımıyor dahi olabilir.


dâhi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Olağanüstü yeteneği ve yaratıcı gücü olan kimse, deha, öke

Örnek:

1. Atatürk, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan dâhiler soyundandı.

1. Atatürk, bilmek için öğrenmiş olmaya ihtiyacı olmayan dâhiler soyundandı.


Lisan : Arapça dāhī

Telaffuz : da:hi:

dâhice
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Dâhiye yakışır bir biçimde, dahiyane

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Beklentilerin üstünde, beklenmedik, alışılmadık


Telaffuz : da:hi:ce

dahil
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Bir işe karışmış olma, karışma


Lisan : Arapça daḫl

dâhil
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İç, içeri

Örnek:

1. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.

1. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , İçinde, ... ile birlikte

Örnek:

1. Bütün bu insanlar, amcası dâhil tiyatroda perdenin açılmasını bekler gibidir.

1. Bütün bu insanlar, amcası dâhil tiyatroda perdenin açılmasını bekler gibidir.

3. zarf , zarf , zarf , zarf , İçinde, içine almış durumda

Örnek:

1. KDV dâhil.

1. KDV dâhil.


Lisan : Arapça dāḫil

Telaffuz : da:hil

dâhil etmek
Anlamı:

1. içine almak, katmak


dâhil olmak
Anlamı:

1. katılmak, girmek veya içinde olmak

Örnek:

1. Evvela ben, behemehâl kongreye dâhil olmalı ve onu idare etmeli idim.

1. Evvela ben, behemehâl kongreye dâhil olmalı ve onu idare etmeli idim.


Ön Takı : (bir şeye)

dâhilen
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , İçeriden, içten


Lisan : Arapça dāḫilen

Telaffuz : da:hilen

dâhilî

İlgili Kelimeler:

dâhilî deniz, dâhilî harp, dâhilî nizamname, dâhilî talimatname

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İçle ilgili

Örnek:

1. Darülbedayi kısmını ve bu kısmın dâhilî şekil ve manzarasını anlatmalıyım.

1. Darülbedayi kısmını ve bu kısmın dâhilî şekil ve manzarasını anlatmalıyım.


Lisan : Arapça dāḫilī

Telaffuz : da:hili:

dâhilî deniz
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , coğrafya , coğrafya , isim , isim , eskimiş , eskimiş , coğrafya , coğrafya , İç deniz


dâhilî harp
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , askerlik , askerlik , isim , isim , eskimiş , eskimiş , askerlik , askerlik , İç savaş


dâhilî nizamname
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , hukuk , hukuk , isim , isim , eskimiş , eskimiş , hukuk , hukuk , İç tüzük


dâhilî talimatname
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , İç yönetmelik


dâhilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Dâhi olma durumu, deha


dâhiliye

İlgili Kelimeler:

dâhiliye mütehassısı, dâhiliye subayı

Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Devlet yönetiminde iç işleri

Örnek:

1. Dâhiliye nezaretine yazarlar, orası lazım gelen muameleyi yapar.

1. Dâhiliye nezaretine yazarlar, orası lazım gelen muameleyi yapar.

2. tıp , tıp , tıp , tıp , Vücudun iç hastalıklarıyla ilgili hekimlik kolu, iç hastalıkları

Örnek:

1. Dâhiliye hemşiresi size yardım edecektir.

1. Dâhiliye hemşiresi size yardım edecektir.


Lisan : Arapça dāḫiliyye

Telaffuz : da:hiliye

dâhiliye mütehassısı
Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , İç hastalıkları uzmanı


dâhiliye subayı
Anlamı:

1. isim , isim , askerlik , askerlik , isim , isim , askerlik , askerlik , Askerî okul, askerî hastane vb. kuruluşlarda iç yönetimde görevli subay