Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
dakikalık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Belli bir dakika süresince yapılan veya olan

Örnek:

1. Apartmanın gazetesini, ekmeğini yirmi beş dakikalık bir gecikmeyle dağıtacaktı bundan böyle.

1. Apartmanın gazetesini, ekmeğini yirmi beş dakikalık bir gecikmeyle dağıtacaktı bundan böyle.


dakikası dakikasına
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Tam olarak

Örnek:

1. Tam on ikiyi çeyrek geçe öğle yemeğini yiyor dakikası dakikasına.

1. Tam on ikiyi çeyrek geçe öğle yemeğini yiyor dakikası dakikasına.


dakikası dakikasına uymamak
Anlamı:

1. her an başka bir ruh durumu göstermek


dakikasına
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bir dakika için


Telaffuz : dakika'sına

dakikasında
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Hemen o anda


daktilo

İlgili Kelimeler:

daktilo kâğıdı, daktilo makinesi, daktilo masası, daktilo şeridi, elektrikli daktilo

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yazı makinesi

Örnek:

1. Aynı paragraf başları, aynı satır aralıkları, eminim yazıldıkları daktilo bile aynıdır.

1. Aynı paragraf başları, aynı satır aralıkları, eminim yazıldıkları daktilo bile aynıdır.

2. Daktilograf

Örnek:

1. Bir daktilonun ille hanende olması şart değildir.

1. Bir daktilonun ille hanende olması şart değildir.


Lisan : Fransızca dactylo

Telaffuz : l ince okunur

daktilo etmek
Anlamı:

1. yazı makinesiyle yazmak


daktilo kâğıdı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Daktilo yazıları için kullanılan kâğıt


daktilo makinesi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yazı makinesi


daktilo masası
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Üzerinde daktilo ile yazı yazılan özel masa


daktilo şeridi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Daktilodaki harflerin kâğıt üzerine yazılmasını sağlayan karbonlu şerit


daktilograf
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yazı makinesi ile yazı yazan kimse, daktilo


Lisan : Fransızca dactylographe

Telaffuz : l ince okunur

daktilografi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yazı makinesi ile yazı yazma işi


Lisan : Fransızca dactylographie

Telaffuz : l ince okunur

daktiloluk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Daktilograf olma durumu


daktiloskopi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Parmak izine dayanarak kimlik belirleme yöntemi


Lisan : Fransızca dactyloscopie

Telaffuz : l ince okunur

daktilotekni
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Suçlunun parmak izlerini belirlemeye, kimliğini araştırıp bulmaya yarayan yöntemlerin bütünü


Lisan : Fransızca dactylotechnie

Telaffuz : daktilo'tekni, l ince okunur

daktiloya çekmek
Anlamı:

1. yazı makinesiyle yazmak

Örnek:

1. İmtihanlarına çalışırken destek veriyor, tezlerini daktiloya çekiyordu.

1. İmtihanlarına çalışırken destek veriyor, tezlerini daktiloya çekiyordu.


dal

İlgili Kelimeler:

dalkıran, dalkurutan, ana dal, yan dal, ana bilim dalı, harmandalı, zeytin dalı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri

Örnek:

1. Cılız dallar, yeşili fersiz, tırnak kadar yapraklar!

1. Cılız dallar, yeşili fersiz, tırnak kadar yapraklar!

2. Branş

3. Bir bilim alanının içinde yer alan ana bilim dalında alt alanı

4. biyoloji , biyoloji , biyoloji , biyoloji , Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube


dal

İlgili Kelimeler:

ana dal, doruk dal

Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Arka, sırt

2. Kol

3. Omuz

Örnek:

1. Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm

1. Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm

4. Boyun, ense


dal

İlgili Kelimeler:

dalfes, dalfidan, dalgündüz, dalkılıç, dalöğle, daltaban, daluyku, dalyarak

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çıplak, yalın

Örnek:

1. Dalkılıç. Daltaban.

1. Dalkılıç. Daltaban.


dal budak salmak
Anlamı:

1. karmaşık bir biçimde yayılıp genişlemek

Örnek:

1. Samimiyetimizin her köşesinde heybetli çınarlar gibi dal budak salmıştı.

1. Samimiyetimizin her köşesinde heybetli çınarlar gibi dal budak salmıştı.

2. soy yönünden genişleyip yayılmak


dal gibi
Anlamı:

1. ince uzun yapılı

Örnek:

1. Birincisi o incecik o dal gibi kız / Şimdi galiba bir tüccar karısı

1. Birincisi o incecik o dal gibi kız / Şimdi galiba bir tüccar karısı


dal gibi kalmak
Anlamı:

1. vücudu çok zayıflamak


dal sürmek
Anlamı:

1. yayılmak, kaplamak

Örnek:

1. Yüreğinde onmaz bir karıncalanma vardı; onmaz bir kıpırtı dal sürüyordu, durmadan filizleniyordu.

1. Yüreğinde onmaz bir karıncalanma vardı; onmaz bir kıpırtı dal sürüyordu, durmadan filizleniyordu.


dal vermek
Anlamı:

1. dayanmak, yaslanmak