92406 kayıt bulundu.
civciv sarısı
1. isim , isim , isim , isim , Kümes hayvanlarının yumurtadan yeni çıkmış yavrusu
1. isim , isim , isim , isim , Çok açık sarı
2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu renkte olan
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Civcivi olan
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Gürültülü patırtılı, telaşlı
1. Mahallem sakindir ama civcivli de bir mahalledir.
1. Mahallem sakindir ama civcivli de bir mahalledir.
1. isim , isim , isim , isim , Sekiz on haftalık oluncaya kadar civcivlerin bakımına ayrılan kümes
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Canlı, neşeli ve sokulgan
1. Gönül alıcı, civelek ve sevdacı bir kızdır.
1. Gönül alıcı, civelek ve sevdacı bir kızdır.
2. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Yeniçeri Ocağına yeni girmiş delikanlı
1. isim , isim , isim , isim , Civelek olma durumu
1. Emine'nin yüzüne öyle bir şenlik, çakırımsı şehla gözlerine öyle bir civeleklik geldi ki...
1. Emine'nin yüzüne öyle bir şenlik, çakırımsı şehla gözlerine öyle bir civeleklik geldi ki...
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Çift sürmekte veya araba çekmekte olan hayvanlara yardımcı olarak koşulan hayvan
Lisan : Rumca
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Şıvgın
çivi yazısı, çiviyukarı, çatal çivi, tel çivi, cam çivisi, döşemeci çivisi, inşaat çivisi, kulak çivisi, temel çivisi, yaya çivisi
1. isim , isim , isim , isim , İki şeyi birbirine tutturmak, bir nesneyi bir yere sabitlemek için çakılan, ucu sivri, başlı, metal veya ağaçtan yapılmış ufak çubuk, mıh
2. Kalkan balığının üzerindeki düğmeye benzer kemiksi oluşum
1. `gönül yarası kapansa da unutulmaz` anlamında kullanılan bir söz
1. `güçlü bir şey, kendisi güçlü olan başka bir şeyle veya durumla etkisiz bırakılır` anlamında kullanılan bir söz
1. çok sağlam ve çevik (kimse)
2. çok soğuk
1. Suyu çivi gibi tutan toprak testiyi çarpıp kırmıştı bir seferinde.
1. Suyu çivi gibi tutan toprak testiyi çarpıp kırmıştı bir seferinde.
1. teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , çok üşümek
1. Ayağının çivi kestiğini ancak o zaman fark etti.
1. Ayağının çivi kestiğini ancak o zaman fark etti.
1. ayakkabıların içinden çıkan çivi uçlarını bir aletle kesip raspa ile eğeleyerek köselenin içine gömmek
1. bir işin olmasında engel, güçlük çıkarmak
1. Bakanlıktan biri bir çivi sürer diye korkuyor.
1. Bakanlıktan biri bir çivi sürer diye korkuyor.
1. isim , isim , isim , isim , Eski Farsların, Medlerin ve Asurluların kullandığı yazı
1. isim , isim , isim , isim , Çivi satan kimse
2. spor , spor , spor , spor , Topu sert olarak karşı alana dikine indiren oyuncu
1. isim , isim , isim , isim , Çivit rengi
2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu renkte olan
1. Yalnız o, Fatma gibi üst yanı cepli, çividî mavi ceket yaptırmamıştı.
1. Yalnız o, Fatma gibi üst yanı cepli, çividî mavi ceket yaptırmamıştı.
Lisan : Türkçe çivit + Arapça -ī
Telaffuz : çivi:di:
cıvık mantarlar
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Fazla suyla karıştığı için biçimini koruyamayacak kadar sulanmış, cılk
1. Cıvık hamur.
1. Cıvık hamur.
2. Cıvık çamur.
2. Cıvık çamur.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Soğuk ve can sıkıcı şakalar yapan (kimse)
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Bakterilerle ortak yaşayan, ilkel ve hayvanımsı yapılı, peltemsi mantarlar
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Cıvıklaşma ihtimali bulunmak