Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bini aşmak
Anlamı:

1. çok fazla olmak, sınırı aşmak


Ön Takı : (bir şey)

bini bir paraya
Anlamı:

1. pek çok ve ucuz

2. pek çok yapılan, pek çok olan

Örnek:

1. Ali Çavuş'un hiddeti daha ziyadeleşti. Küfrün bini bir paraya.

1. Ali Çavuş'un hiddeti daha ziyadeleşti. Küfrün bini bir paraya.


binici
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ata binen kimse


binicilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Binici olma durumu

Örnek:

1. Artık köy ağaları, çocuğun biniciliğini kahve tartışmalarının başlıca konuları arasına koydular.

1. Artık köy ağaları, çocuğun biniciliğini kahve tartışmalarının başlıca konuları arasına koydular.

2. Ata binilerek yapılan spor


binicinin sağı solu olmaz
Anlamı:

1. `uzman kişi, hangi yöntemi uygularsa uygulasın başarılı olur` anlamında kullanılan bir söz

2. `işini titizlikle yürüten kişinin, çalışanlarına her zaman iyi davranması beklenemez` anlamında kullanılan bir söz


binilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Binilmek işi


binilmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Binme işi yapılmak

Örnek:

1. Uzun, tenteli, tek atlı muhacir arabalarına binilir.

1. Uzun, tenteli, tek atlı muhacir arabalarına binilir.


binin yarısı beş yüz (o da bizde yok)
Anlamı:

1. şaka yollu , şaka yollu , şaka yollu , şaka yollu , çok düşünceli görünen birine `aldırma!` anlamında kullanılan bir söz


bininci
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bin sayısının sıra sıfatı, sırada dokuz yüz doksan dokuzuncudan sonra gelen


biniş
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Binme işi

Örnek:

1. Bütün kabahat vapura biletsiz olarak binişimde ise bunun sebebini herkes çoktan öğrenmiş olmak lazım gelir.

1. Bütün kabahat vapura biletsiz olarak binişimde ise bunun sebebini herkes çoktan öğrenmiş olmak lazım gelir.

2. Üniversite öğretim üyelerinin giydikleri cübbe

3. tarih , tarih , tarih , tarih , Yüksek aşamalı bilginlerin ve yeniçeri subaylarının giydikleri cübbe

4. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Atlı alay

5. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Atlı alayda giyilen giysi


binişme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Binişmek durumu


binişmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , İki parçadan biri, öbürünün üstünde olmak

2. Kas kirişleri birbiri üstüne binmek

3. Kırık bir kemiğin iki parçası birbiri üstüne gelmek


binit
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Binilecek taşıt veya hayvan

Örnek:

1. Tavla tavla şahbaz atlarım sana binit olsun.

1. Tavla tavla şahbaz atlarım sana binit olsun.


binit
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Hamur durumundaki ekmeklerin, fırına atılmadan önce içine konulduğu oyuk gözlü tahta


biniverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Binivermek işi


binivermek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Ansızın veya çabucak binmek


Telaffuz : bini'vermek

binkat
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Pek çok, kıyaslanmayacak ölçüde

Örnek:

1. Ölümün bu izdivaçtan binkat hayırlı olduğunu söylüyordu.

1. Ölümün bu izdivaçtan binkat hayırlı olduğunu söylüyordu.


Telaffuz : bi'nkat

binlerce

İlgili Kelimeler:

on binlerce, yüz binlerce

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Pek çok, çok sayıda

Örnek:

1. Yüzlerce, binlerce gün, ötekinden hiç farklı olmayarak geçmeyecek miydi sanki?

1. Yüzlerce, binlerce gün, ötekinden hiç farklı olmayarak geçmeyecek miydi sanki?


binlik

İlgili Kelimeler:

beş binlik, elli binlik, on binlik, yirmi binlik, yüz binlik

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bin birimden oluşan para

2. Yaklaşık üç litrelik büyük şişe

3. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bin tanesi bir arada olan


binme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Binmek işi

Örnek:

1. Önünde bel verip binicisinin binmesini kolaylaştırırdı.

1. Önünde bel verip binicisinin binmesini kolaylaştırırdı.


binmek fiil

İlgili Kelimeler:

indibindi

Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak

Örnek:

1. Belki de atlara binerek dolaşırız.

1. Belki de atlara binerek dolaşırız.

2. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak

Örnek:

1. Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz.

1. Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz.

3. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak

4. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak

Örnek:

1. Damar damara binmiş.

1. Damar damara binmiş.

5. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Fiyat artmak

Örnek:

1. Pamuklulara yüzde on bindi.

1. Pamuklulara yüzde on bindi.

6. Eklenmek, katılmak

Örnek:

1. Annemin dul maaşından ayrılmış bütçeme bir de posta masrafı binmişti her hafta.

1. Annemin dul maaşından ayrılmış bütçeme bir de posta masrafı binmişti her hafta.


binnetice
Anlamı:

1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Sonuçta

Örnek:

1. Binnetice hiçbir iş yapamadan dönerdi.

1. Binnetice hiçbir iş yapamadan dönerdi.


Lisan : Arapça bi'n-netīce

Telaffuz : bi'nneti:ce

binyıl
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bin yılı içine alan zaman dilimi, milenyum


Telaffuz : bi'nyıl

biperva
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Pervasız


Lisan : Farsça bīpervā

Telaffuz : bi:perva:

bir

İlgili Kelimeler:

bir ağızdan, bir alay, bir âlem, bir an, bir anlamda, bir anlık, bir ara, bir aralık, bir araba, bir arada, bir atımlık, bir avuç, bir ayak evvel, bir ayak önce, biraz, bir bakıma, bir başına, bir başkası, bir bir, bir boy, bir çenekliler, bir çenetli, bir çırpıda, bir çift, bir çuval dolusu, bir daha, bir damla, bir defa, bir defacık, bir derece, bir diğeri, bir dikişte, bir dirhem, bir dizi, bir dolu, bir düzine, bir düziye, bir evcikli, bir gıdım, bir gözeli, bir gün evvel, bir gün önce, bir güzel, bir hamlede, bir hayli, bir hoş, bir hücreli, bir iki, birkaç, bir kalem, bir karar, bir karış, bir kere, bir koşu, bir küme, bir lahza, bir lokma, bir milyonluk, bir müddet, bir nebze, bir nefes, bir nevi, bir nice, bir numara, bir ölçüde, bir örnek, bir paralık, bir parça, bir parmak, bir sıra, bir solukta, bir süre, bir sürü, bir tabur, bir tahtada, birtakım, bir tane, bir temiz, bir terimli, bir tomar, bir tuhaf, bir tutam, bir türlü, bir vakitler, bir yana, bir yanda, bir yandan, bir yığın, bir yol, bir yudum, bir zahmet, bir zaman, birdenbire, birdirbir, birebir, bire bir, bire bir eşleme, ağzı bir, arada bir, ayda yılda bir, beş bir, binbir, binde bir, bire bir, daha bir, dört bir, elde bir, ellibir, hangi bir, hep bir ağızdan, her bir, herhangi bir, hiçbir, iki bir, ikide bir, kapı bir komşu, kırkyılda bir, nisan bir, nisan bir şakası, onbiraylık, şöyle bir, üç bir, yirmibir, ikide birde, başka biri, hiçbiri

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sayıların ilki

2. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı

3. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Aynı, benzer

Örnek:

1. Beni daim şen gören safdiller öyle sansın / Ne bilsinler ki onlar bence birdir elem, haz

1. Beni daim şen gören safdiller öyle sansın / Ne bilsinler ki onlar bence birdir elem, haz

4. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Beraber

Örnek:

1. Hep biriz, ayrılmayız.

1. Hep biriz, ayrılmayız.

5. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu sayı kadar olan

Örnek:

1. Bir kalem.

1. Bir kalem.

6. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı)

Örnek:

1. Aydınlık bir odada, iki duvarın kesiştiği köşede zayıf, yaşlı bir adam yatıyordu.

1. Aydınlık bir odada, iki duvarın kesiştiği köşede zayıf, yaşlı bir adam yatıyordu.

7. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Tek

Örnek:

1. Allah tektir ve birdir, amenna!

1. Allah tektir ve birdir, amenna!

8. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Eş, aynı, bir boyda

Örnek:

1. Bu kalemlerin ikisi birdir, hangisini isterseniz alınız.

1. Bu kalemlerin ikisi birdir, hangisini isterseniz alınız.

9. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek

Örnek:

1. Bizim kesemiz birdir.

1. Bizim kesemiz birdir.

10. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer

11. zarf , zarf , zarf , zarf , Bir kez

Örnek:

1. Bir ona, bir sana, bir de bana baktı.

1. Bir ona, bir sana, bir de bana baktı.

12. zarf , zarf , zarf , zarf , Sadece

Örnek:

1. Her şey bitti, bir bu kaldı.

1. Her şey bitti, bir bu kaldı.

13. zarf , zarf , zarf , zarf , Ancak, yalnız

Örnek:

1. Bunu bir sen yapabilirsin.

1. Bunu bir sen yapabilirsin.