indibindi
1. -e , -e , -e , -e , Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak
1. Belki de atlara binerek dolaşırız.
1. Belki de atlara binerek dolaşırız.
2. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak
1. Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz.
1. Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz.
3. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak
4. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak
1. Damar damara binmiş.
1. Damar damara binmiş.
5. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Fiyat artmak
1. Pamuklulara yüzde on bindi.
1. Pamuklulara yüzde on bindi.
6. Eklenmek, katılmak
1. Annemin dul maaşından ayrılmış bütçeme bir de posta masrafı binmişti her hafta.
1. Annemin dul maaşından ayrılmış bütçeme bir de posta masrafı binmişti her hafta.