Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
bastırmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Basma işini yaptırmak

Örnek:

1. Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta.

1. Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta.

2. Zararlı bir olayı önlemek

Örnek:

1. Yangını bastırmak.

1. Yangını bastırmak.

3. Durdurmak

Örnek:

1. İsyanı bastırmak.

1. İsyanı bastırmak.

4. Üstünlüğünü göstermek

Örnek:

1. Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor.

1. Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor.

5. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek

6. Gidermek

Örnek:

1. Heyecanını bir türlü bastıramıyor.

1. Heyecanını bir türlü bastıramıyor.

7. Hemen söylemek

Örnek:

1. Cevabı bastırdı.

1. Cevabı bastırdı.

8. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ansızın birinin yanına gitmek

Örnek:

1. Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar.

1. Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar.

9. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek

Örnek:

1. Kış bastırdığında bu sıcağa rahmet okursunuz.

1. Kış bastırdığında bu sıcağa rahmet okursunuz.

10. -e , -e , -e , -e , Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek

Örnek:

1. Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar.

1. Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar.

11. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak


bastırtma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bastırtmak işi


bastırtmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bastırma işini yaptırmak


baston

İlgili Kelimeler:

baston francala, baston kilidi, baston kösteği, beyaz baston

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yürürken dayanmaya yarayan, ağaç veya metalden yapılan araç

Örnek:

1. İsmet yengemin topal babası bastonunu yere vurdu.

1. İsmet yengemin topal babası bastonunu yere vurdu.

2. denizcilik , denizcilik , denizcilik , denizcilik , Geminin baş tarafındaki yatık direğin dışarıya doğru uzanan parçası

Örnek:

1. Gemi bastonunun altında dalga kalabalığı birikip kabarıyordu.

1. Gemi bastonunun altında dalga kalabalığı birikip kabarıyordu.


Lisan : İtalyanca bastone

baston (veya baston yutmuş) gibi
Anlamı:

1. dimdik duran veya yürüyen (kimse)

Örnek:

1. Omuzlarını kısıyor, kafasını dimdik tutuyor, baston yutmuş gibi katılaşıyor.

1. Omuzlarını kısıyor, kafasını dimdik tutuyor, baston yutmuş gibi katılaşıyor.


baston francala
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İnce, uzun ekmek


baston kilidi
Anlamı:

1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Yelkenlide seren ucunun çatlamasını engelleyen çember


baston kösteği
Anlamı:

1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Teknedeki bastonun ucundan aşağı inen tel veya halat


bastoncu
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Baston yapan veya satan kimse


bastonculuk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bastoncunun yaptığı iş


bastonlu
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bastonu olan


bastonsuz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bastonu olmayan

Örnek:

1. İri yarı, bastonsuz, bir talebe reisi gibi yirmisinde görünen tasasızlığıyla bağırıyordu.

1. İri yarı, bastonsuz, bir talebe reisi gibi yirmisinde görünen tasasızlığıyla bağırıyordu.


basübadelmevt
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , eskimiş , eskimiş , din bilgisi , din bilgisi , Diriliş


Lisan : Arapça baʿs̱ + baʿde'l-mevt

Telaffuz : ba:süba:delmevt

başucu

İlgili Kelimeler:

başucu noktası, başucu uzaklığı

Anlamı:

1. isim , isim , gök bilimi , gök bilimi , coğrafya , coğrafya , isim , isim , gök bilimi , gök bilimi , coğrafya , coğrafya , Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiği doğrultunun gökyüzüne doğru olan yönü


Telaffuz : ba'şucu

başucu noktası
Anlamı:

1. isim , isim , gök bilimi , gök bilimi , isim , isim , gök bilimi , gök bilimi , Yeryüzündeki bir gözlem noktasından geçen düşey doğrultusunun gökyüzünü deldiği iki noktadan, ufkun üstünde olanı, semtürreis


başucu uzaklığı
Anlamı:

1. isim , isim , gök bilimi , gök bilimi , isim , isim , gök bilimi , gök bilimi , Gökyüzünde verilen bir nokta veya yıldızın başucu noktasından açısal uzaklığı


başülke
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sömürge imparatorluklarında sömürgelere egemen olan ülke

Örnek:

1. Vaktiyle Hindistan'ın başülkesi Büyük Britanya idi.

1. Vaktiyle Hindistan'ın başülkesi Büyük Britanya idi.


Telaffuz : ba'şülke

basur

İlgili Kelimeler:

basur memesi, basur otu

Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Kalın bağırsağın alt bölümünde ve anüste toplardamarların genişlemesiyle oluşan varis, hemoroit


Lisan : Arapça bāsūr

Telaffuz : ba:sur

basur memesi
Anlamı:

1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , Anüste genişleyip meme başı gibi uzamış damar yığını


basur otu
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Düğün çiçeğigillerden, nemli ormanlarda biten, köklerinde basur memelerine iyi gelen bir madde bulunan, sarı çiçek açan küçük bir bitki (Ranunculus ficaria)


basurlu
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Basuru olan, hemoroitli


başüstü
Anlamı:

1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Geminin ön bölümünde çıpanın bulunduğu yer

Örnek:

1. İçlerinden bir gönüllü istedim, baş üstüne gidip ırgatı çalıştıracak güçte bir adam.

1. İçlerinden bir gönüllü istedim, baş üstüne gidip ırgatı çalıştıracak güçte bir adam.


başüstüne
Anlamı:

1. ünlem , ünlem , ünlem , ünlem , Bir isteğin, buyruğun hemen yerine getirileceğini bildiren söz, oldu


Telaffuz : ba:şüstüne

başuzman
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , En yüksek düzeyde bulunan uzman


Telaffuz : ba'şuzman

başuzmanlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başuzman olma durumu

2. Başuzmanın yaptığı iş