92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , müzik , müzik , isim , isim , müzik , müzik , En kalın erkek sesi
1. Bir iri karga basso sesiyle avaz avaz öttü.
1. Bir iri karga basso sesiyle avaz avaz öttü.
2. En kalın sesli orkestra çalgısı
Lisan : İtalyanca basso
Telaffuz : ba'sso
1. isim , isim , isim , isim , Bir yayın kuruluşunda spiker ve sunucuların yayın sırasında başarımlarını denetleyen, gerektiğinde söyleyiş eğitimi veren kimse
1. zarf , zarf , zarf , zarf , İlk olarak
1. Arabacı mola verdiği zaman başta o büyük kızla büyük oğlan olmak üzere çocuklar aşağı atladı.
1. Arabacı mola verdiği zaman başta o büyük kızla büyük oğlan olmak üzere çocuklar aşağı atladı.
2. Özellikle
1. önde olmak, üstün durumda olmak
1. İpekçilikte Bursa başta gelir.
1. İpekçilikte Bursa başta gelir.
1. isim , isim , mimarlık , mimarlık , isim , isim , mimarlık , mimarlık , Yunan ve Roma mimarlıklarında, sütunların üstüne oturan ve iki sütun arasındaki uzaklığın üstünü örten büyük, uzun taş kirişlerin oluşturduğu bölüm
Telaffuz : ba'ştaban
1. isim , isim , isim , isim , Başhekim
Lisan : Türkçe baş + Arapça ṭabīb
Telaffuz : ba'ştabip
baştan aşağı, baştan başa, baştankara, baştan sona, sil baştan, yeni baştan
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Başından alarak, bir kez daha, yeniden
1. Şimdi sana her şeyi baştan, her şeyi uzun uzun anlatmak isteyişimin sebebi bu mu?
1. Şimdi sana her şeyi baştan, her şeyi uzun uzun anlatmak isteyişimin sebebi bu mu?
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Tamamen
1. Nasıl birden düşerse bir ağaca yıldırım / Beni baştan aşağı çarpar o lahza inme
1. Nasıl birden düşerse bir ağaca yıldırım / Beni baştan aşağı çarpar o lahza inme
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Tamamen, bütünüyle
1. Eski hayat baştan başa bir nümayiş ve gösteriş hayatı idi.
1. Eski hayat baştan başa bir nümayiş ve gösteriş hayatı idi.
2. Başından sonuna kadar, bir uçtan bir uca
1. Orada kaldırım baştan başa balık pulları ile örtülüdür.
1. Orada kaldırım baştan başa balık pulları ile örtülüdür.
1. kötü yola sürüklemek, doğru yoldan saptırmak
1. Perihan adında bir bayan, bizim güveyi dans arasında ayartıp baştan çıkarmış.
1. Perihan adında bir bayan, bizim güveyi dans arasında ayartıp baştan çıkarmış.
2. karşı cinsi bir ilişkiye ikna etmek
1. ahlakı bozulmak, doğru yoldan ayrılıp uygunsuz işlere yönelmek
1. Edebiyatı zenginleştiren genellikle bu tür, baştan çıkmış yazarlardı.
1. Edebiyatı zenginleştiren genellikle bu tür, baştan çıkmış yazarlardı.
1. -den , -den , -den , -den , batma tehlikesi karşısında, gemi başını karaya vurup oturmak
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Üstünkörü
1. Reis baştan savma dinler, söz bitince de müzakerenin açıldığını haber verir.
1. Reis baştan savma dinler, söz bitince de müzakerenin açıldığını haber verir.
1. isim , isim , isim , isim , Bir işi yapmamak veya savsaklamak için bahane bulan, başından savan veya atan kimse
1. İşinize bağlı değilsiniz. Baştan savmacısınız. Profesyonelce davranmıyorsunuz.
1. İşinize bağlı değilsiniz. Baştan savmacısınız. Profesyonelce davranmıyorsunuz.
1. isim , isim , isim , isim , Baştan savmacı olma durumu
1. Laubalilik, kapris, baştan savmacılık, bu şerefli mesleğin insanlarına yakışmaz.
1. Laubalilik, kapris, baştan savmacılık, bu şerefli mesleğin insanlarına yakışmaz.
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Daima, her zaman
1. Evet ama bana baştan sona bağlı kalmıştır.
1. Evet ama bana baştan sona bağlı kalmıştır.
2. Tamamen, tamamıyla
1. Kitabı baştan sona okudum.
1. Kitabı baştan sona okudum.
1. isim , isim , isim , isim , Domates, taze soğan, yeşilbiber, maydanoz, nane ve limon suyu kullanılarak yapılan bir salata türü
1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Asi, isyancı, düzen bozucu
Telaffuz : ba'ştanımaz