92406 kayıt bulundu.
1. yana doğru çok eğilmek
2. sağa veya sola doğru eğilerek devrilmek
1. Batık gemi on kulaçta yan yatıyordu.
1. Batık gemi on kulaçta yan yatıyordu.
1. isim , isim , isim , isim , Otoyolların kenarında, yerleşim alanları arasında gidiş gelişi sağlayan, ayrılmış özel yol
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Dikenli yüzgeçliler alt takımına giren bir familya
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Sızlanarak, sıkıntısını belli ederek, şikâyet ederek
1. Karı dırdırından başının şiştiğini ikide bir yana yakıla anlatıyordu.
1. Karı dırdırından başının şiştiğini ikide bir yana yakıla anlatıyordu.
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Döne döne, tekrar tekrar
2. Yanarak
1. Her kime derdim yansam / Yana yana gez derler
1. Her kime derdim yansam / Yana yana gez derler
1. ısrarlı bir biçimde, içtenlikle dilemek
1. Bir babam olduğunu, nasıl yana yana istediğini size anlatamam.
1. Bir babam olduğunu, nasıl yana yana istediğini size anlatamam.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Yanma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. yüzü daha canlı ve renkli olmak, iyi beslenmekten dolayı gürbüz görünmek
1. çok sağlıklı olduğu benzinden anlaşılmak
1. Sağımızdaki, yanağından kan damlayan iri Çerkez'i gösterdim.
1. Sağımızdaki, yanağından kan damlayan iri Çerkez'i gösterdim.
yanak yanağa
1. isim , isim , isim , isim , Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü
1. Dedim dilber yanakların kızarmış / Dedi çiçek taktım gül yarasıdır
1. Dedim dilber yanakların kızarmış / Dedi çiçek taktım gül yarasıdır
2. Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi
elma yanaklı
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yanağı olan
1. Halil al yanaklı, ürkek gözlü, köse bir simitçidir.
1. Halil al yanaklı, ürkek gözlü, köse bir simitçidir.
2. Yan yüzeyinde şişkinlik olan (lastik)
yanal yüzey
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yanda olan, yana düşen
2. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Alaca, iki renkli
1. O dalın ucunda bir yanal alma / Almasını al da dalını yolma
1. O dalın ucunda bir yanal alma / Almasını al da dalını yolma
1. isim , isim , matematik , matematik , isim , isim , matematik , matematik , Bir cisimde tabanların yüzeyleri dışında, yan kenarların yüzeyi
1. isim , isim , isim , isim , Meşale
1. Gılgamış'ın açık ordugâhı, yalçın kayalıklar arasında, giriş yanarcalarla donanmıştır.
1. Gılgamış'ın açık ordugâhı, yalçın kayalıklar arasında, giriş yanarcalarla donanmıştır.
yanardağ ağzı, yanardağ bilimi, yanardağ bölgesi, yanardağ patlaması, yanardağ püskürmesi
1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Magmanın yer içinden yüzeye çıktığı veya geçmişte çıkmış olduğu, genellikle koni biçiminde, tepesinde bir püskürme ağzı bulunan dağ, volkan
1. Vezüv ve Etna birer yanardağdır.
1. Vezüv ve Etna birer yanardağdır.
Telaffuz : yana'rdağ
1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Yanardağın tepesinde, yamacında veya eteğinde arka arkaya patlamalar ve püskürtmelerle oluşmuş koni biçiminde delik, krater
1. isim , isim , isim , isim , Yanardağları ve yanardağ hareketlerini inceleyen bilim dalı
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kıpırdadıkça çeşitli renklerde parlayan (kumaş, deri vb.), janjan
1. Üzerinde yanardöner lacivert takım, renk zengini kravat.
1. Üzerinde yanardöner lacivert takım, renk zengini kravat.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Daldan dala atlanan, konudan konuya geçilen
1. Asıl tadına doyamadığı, abla kardeş ürettikleri yanardöner o gece söyleşileri.
1. Asıl tadına doyamadığı, abla kardeş ürettikleri yanardöner o gece söyleşileri.
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Çabuk fikir ve yön değiştiren (kimse)
Telaffuz : yana'rdöner