92406 kayıt bulundu.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Hayvan, üzengi ile vurulmak
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Üzengisi bulunmayan
2. zarf , zarf , zarf , zarf , Üzengi olmaksızın
1. isim , isim , isim , isim , Manevi hazdan yoksunluk
1. Şu iftara çağrılış bile üzenti gibi geldi, kendimden sıkıldım.
1. Şu iftara çağrılış bile üzenti gibi geldi, kendimden sıkıldım.
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Amacıyla
1. Müzakere bitince üç dört gün sonra gene evde buluşmak üzere ayrıldılar.
1. Müzakere bitince üç dört gün sonra gene evde buluşmak üzere ayrıldılar.
2. Şartıyla
1. Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsiniz.
1. Akşama geri vermek üzere bu kitabı alabilirsiniz.
3. Neredeyse
1. Bu yangın kalbimizde başlıyorsa yani ümitsiz bir aşka düşmek üzere olduğumuzu hissedersek ne yapalım?
1. Bu yangın kalbimizde başlıyorsa yani ümitsiz bir aşka düşmek üzere olduğumuzu hissedersek ne yapalım?
4. edat , edat , edat , edat , Gibi
1. Daha önce belirtildiği üzere.
1. Daha önce belirtildiği üzere.
akşamüzeri, ayaküzeri, bayramüzeri, ikindiüzeri, öğleüzeri
1. isim , isim , isim , isim , Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı
1. Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü.
1. Bunların üzerinden ustalıkla atlayarak gemiye doğru yürüdü.
2. Bir şeyin dış yüzü, yüzey
3. Vücut, beden
1. Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük.
1. Gece sıcak olduğu için üzerine yalnız ince bir pike örtü örttük.
4. Artan, geriye kalan bölüm
1. Alışverişin üzeri.
1. Alışverişin üzeri.
5. Bazı tamlamalarda zaman bildiren bir söz
1. Akşamüzeri, öğleüzeri.
1. Akşamüzeri, öğleüzeri.
ütüsü üzerinde
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Üstünde
1. Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir.
1. Donanan minareler sanki yolun üzerinde yakılan meşalelerdir.
2. ... ile ilgili, üzerine
1. Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım.
1. Hacı Ömer'in hatırı için gecelerce başımı soğuk su ile ıslatarak kitaplar üzerinde çalıştım.
1. bir işe önem vermek, bir işle yakından, sürekli ilgilenmek
1. Klasik yazarlarımızın yapıtları üzerinde durmak, hepimiz için bir görev.
1. Klasik yazarlarımızın yapıtları üzerinde durmak, hepimiz için bir görev.
1. bir kimsenin kişiliğinin oluşumunda etkin olmak
Ön Takı : (birinin)
1. mal veya iş, artırma sırasında bir kimsenin olmak
1. Hasılı ne yaptı yaptı elektrikli süpürge üzerinde kaldı.
1. Hasılı ne yaptı yaptı elektrikli süpürge üzerinde kaldı.
2. istenmeyen şey birine yüklenmek, sorumluluğuna bırakılmak
1. kişilik
1. Bu sözler, Mebrure'nin üzerinde derin ve kuvvetli bir tesir bıraktı.
1. Bu sözler, Mebrure'nin üzerinde derin ve kuvvetli bir tesir bıraktı.
Ön Takı : (birinin)
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Üstüne
1. Gerinerek kollarını yana doğru açarken başını divanın yastıkları üzerine koyuyor.
1. Gerinerek kollarını yana doğru açarken başını divanın yastıkları üzerine koyuyor.
2. Hakkında
1. Dil üzerine bir yazı.
1. Dil üzerine bir yazı.
3. -den dolayı
1. Onun gelmesi üzerine ortalık düzeldi. Bu söz üzerine herkes rahat etti.
1. Onun gelmesi üzerine ortalık düzeldi. Bu söz üzerine herkes rahat etti.
4. -den sonra
1. Bunca hazırlık üzerine yola çıkmamak insanı üzer.
1. Bunca hazırlık üzerine yola çıkmamak insanı üzer.
5. -den daha üstün
1. 'İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!' diyorlar.
1. 'İzmir üzerine dünyada bir şehir daha yoktur!' diyorlar.
1. bir işi görev edinmek, deruhte etmek
1. İşte o günden beri keman sesi, ses duymayan kızların kulaklarına sevdanın sesini duyurmak işini üzerine almıştır.
1. İşte o günden beri keman sesi, ses duymayan kızların kulaklarına sevdanın sesini duyurmak işini üzerine almıştır.
2. bir davranışın kendisine karşı olduğunu sanarak tedirgin olmak, alınmak
1. Söylediklerini hepimiz ayrı ayrı üzerimize almıştık, susuyor ve sıkılıyorduk.
1. Söylediklerini hepimiz ayrı ayrı üzerimize almıştık, susuyor ve sıkılıyorduk.
3. eşinin üstüne bir başkasıyla evlenmek
1. Fakat haydi beni boşadınız. Almanya'da sevdiğiniz bir başka kadını üzerime aldınız neyse.
1. Fakat haydi beni boşadınız. Almanya'da sevdiğiniz bir başka kadını üzerime aldınız neyse.
1. alay yollu , alay yollu , alay yollu , alay yollu , üstüne bir bardak su içmek
Ön Takı : (bir şeyin)
1. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , üstüne bir iki güneş doğmak
1. duygu, durum vb. bastırmak, kaplamak
1. Üzerimize çöken şimşekli, yıldırımlı havanın bana verdiği helecanı yeniden duyuyorum.
1. Üzerimize çöken şimşekli, yıldırımlı havanın bana verdiği helecanı yeniden duyuyorum.
1. üstüne çullanmak
1. Korku, su içen bir ceylana saldıran kurt gibi üzerime çullandı.
1. Korku, su içen bir ceylana saldıran kurt gibi üzerime çullandı.