Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
uygulatış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Uygulatma işi


uygulatma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Uygulatmak işi


uygulatmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Uygulama işini yaptırmak


uygulattırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Uygulattırmak işi


uygulattırmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Uygulatma işini yaptırmak


uygulayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Uygulayabilmek işi


uygulayabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Uygulama ihtimali veya imkânı bulunmak

Örnek:

1. Bu düşüncelerimi kendi denemelerimde uygulayabilmek isterdim.

1. Bu düşüncelerimi kendi denemelerimde uygulayabilmek isterdim.

2. Uygulama gücü bulunmak


uygulayıcı

İlgili Kelimeler:

fizik tedavi uygulayıcısı

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Uygulayan, gereğini yapan, tatbikatçı


uygulayıcılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Uygulayıcı olma durumu


uygulayım

İlgili Kelimeler:

uygulayım bilimi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama, teknik

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu uygulamaya ilişkin

3. Genel anlamda bir işin doğru yolu yordamı, yöntemi


uygulayım bilimi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Teknoloji


uygulayımcı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Uygulayımla ilgili herhangi bir alanda bilgi ve becerisi olan kimse, tekniker, teknikçi, teknisyen, teknokrat

2. Bilimsel, teknik bilgi ve verileri, işe ve yapıma dönüştüren kimse


uygulayımcılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Uygulayımcı olma durumu


uygulayış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Uygulama işi


uygun

İlgili Kelimeler:

uygun adım, uygun değer, uygun katmanlaşma, en uygun, gerçeğe uygun, işe uygun

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yakışır, yaraşır, mutabık, mütenasip

Örnek:

1. Ne var ki bunları şimdiye kadar kimseye anlatmadığım için uygun ifadeyi bulmakta zorlanıyorum.

1. Ne var ki bunları şimdiye kadar kimseye anlatmadığım için uygun ifadeyi bulmakta zorlanıyorum.

2. Elverişli, yarar, müsait, muvafık

Örnek:

1. Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim.

1. Yemeği götürmek için o an en uygun kişiydim.

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Orantılı, oranlı


uygun adım
Anlamı:

1. isim , isim , spor , spor , askerlik , askerlik , isim , isim , spor , spor , askerlik , askerlik , Adım atışta birliği gerektiren, grup olarak yapılan bir yürüyüş türü

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Birbirine uyan adım atarak

Örnek:

1. Gençler ellerindeki pankartları bir anda açarak uygun adım sahneye dalıverdiler.

1. Gençler ellerindeki pankartları bir anda açarak uygun adım sahneye dalıverdiler.


uygun bulmak
Anlamı:

1. yakışır, yaraşır görmek

Örnek:

1. O zaman da haydutlar rıhtım kapısına daha önce gitmeyi uygun buldular.

1. O zaman da haydutlar rıhtım kapısına daha önce gitmeyi uygun buldular.


uygun değer
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir amaca ulaşabilmek için bir değişkenin alabileceği en elverişli, en iyi durum, optimum


uygun düşmek
Anlamı:

1. yakışmak, yaraşmak, elverişli olmak

Örnek:

1. Umduk, bekledik, düşündük. Hangi şey umduğumuza uygun düştü?

1. Umduk, bekledik, düşündük. Hangi şey umduğumuza uygun düştü?


uygun gelmek
Anlamı:

1. yakışmak, yaraşmak

2. elverişli olmak

3. uymak

Örnek:

1. Bu, bizim kızın yaradılışının, ablamın koyduğu yeni töreye uygun gelmeyişidir.

1. Bu, bizim kızın yaradılışının, ablamın koyduğu yeni töreye uygun gelmeyişidir.


uygun görmek
Anlamı:

1. yakışır, yaraşır görmek, elverişli bulmak

Örnek:

1. Galip Baba, çeker gider diye çocuk kesilinceye dek böyle yapmayı uygun görmüştü.

1. Galip Baba, çeker gider diye çocuk kesilinceye dek böyle yapmayı uygun görmüştü.


uygun katmanlaşma
Anlamı:

1. isim , isim , jeoloji , jeoloji , isim , isim , jeoloji , jeoloji , Bir katman oluşturan tortuların dümdüz ve birbirine paralel olarak yığılması


uygun olmak
Anlamı:

1. isabetli, yerinde olmak

Örnek:

1. Doğru oraya gitmiş olsaydınız herhâlde uygun olurdu.

1. Doğru oraya gitmiş olsaydınız herhâlde uygun olurdu.

2. bağdaşmak

3. sakıncalı görülmemek


uygunluk

İlgili Kelimeler:

genel uygunluk bildirimi, gerçeğe uygunluk, işe uygunluk

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Uygun olma durumu, yakışık, mutabakat, mukarenet

2. Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı, agreman

3. dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , Özne ile yüklemin veya bazı dillerde olduğu gibi sıfat ile adın, cins ve sayı bakımından birbirine uyması: Öğretmen geldi. Öğrenciler ödevlerini yapmışlar gibi

4. matematik , matematik , matematik , matematik , Eşitlik


uygunsuz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Uymayan, yakışık almayan, yaraşmayan, münasebetsiz, namünasip

Örnek:

1. Onca yıl hapis yattık, uygunsuz, güdümsüz bir işini görmedim.

1. Onca yıl hapis yattık, uygunsuz, güdümsüz bir işini görmedim.

2. Kötü davranışlarda bulunan, çirkin hareketleri olan

Örnek:

1. Fakat gitgide içlerine uygunsuz adamlar ve türlü fesatlar karışmış.

1. Fakat gitgide içlerine uygunsuz adamlar ve türlü fesatlar karışmış.