92406 kayıt bulundu.
1. -i , -i , -i , -i , Perçinleme ihtimali veya imkânı bulunmak
1. Zamanı geldiğinde birini ötekine karşı koruyup kollayarak kendi iktidarını perçinleyebileceğini çoktan keşfetmiş bulunuyordu.
1. Zamanı geldiğinde birini ötekine karşı koruyup kollayarak kendi iktidarını perçinleyebileceğini çoktan keşfetmiş bulunuyordu.
1. isim , isim , isim , isim , Parlatma, parlaklık verme
2. Sakal tıraşından sonra kıl çıkış yönünün tersine yapılan ikinci tıraş
Lisan : Farsça perdāḫt
1. isim , isim , isim , isim , Bazı parlatıcı maddelerle cila yapan kimse
2. argo , argo , argo , argo , Birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışan kimse
1. -i , -i , -i , -i , Aprelemek
2. argo , argo , argo , argo , Birini asılsız sözlerle kandırmaya çalışmak
3. argo , argo , argo , argo , Sövmek, küfretmek
perde arkası, perde ayaklılar, perde duvar, perde perde, perdesi sıyrık, perdesi yırtık, ayak perde, beyaz perde, demir perde, Demirperde, pes perde, tahta perde, üst perdeden, bölme perdesi, burun perdesi, esrar perdesi, kapı perdesi, kesel perdesi, segâh perdesi, ses perdesi, sinema perdesi, sis perdesi, şerit perde
1. isim , isim , isim , isim , Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü
1. Durmadan pencere kapatıyor, perde çekiyorum.
1. Durmadan pencere kapatıyor, perde çekiyorum.
2. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey
1. Sinema perdesi. Karagöz perdesi.
1. Sinema perdesi. Karagöz perdesi.
3. İki yeri birbirinden ayıran bölme
4. Seste pes perde
1. Sonra da ince ve çok acıklı bir perdeden şarkı söylemeye başladı.
1. Sonra da ince ve çok acıklı bir perdeden şarkı söylemeye başladı.
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Doğruyu görmeye engel olan şey
1. Bu sözü duyunca gözlerimdeki perde kalkıverdi.
1. Bu sözü duyunca gözlerimdeki perde kalkıverdi.
6. hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar
7. müzik , müzik , müzik , müzik , Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi
8. müzik , müzik , müzik , müzik , Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer
9. tıp , tıp , tıp , tıp , Katarakt
1. Gözlerine perde inmiş.
1. Gözlerine perde inmiş.
10. tiyatro , tiyatro , tiyatro , tiyatro , Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri
1. Oyunun üç perdesi de böyle alkışlar içinde geçti.
1. Oyunun üç perdesi de böyle alkışlar içinde geçti.
Lisan : Farsça perde
1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Bir şeyin görünürde olmayan gizli yanı
1. Bir gün gelecek, işlerin aslını, perde arkasını bilenler...
1. Bir gün gelecek, işlerin aslını, perde arkasını bilenler...
1. zarf , zarf , zarf , zarf , Olayı yönetenin kendisi olduğunu belli etmeyerek, gizliden gizliye, perde arkasında
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Kaz, ördek, martı gibi suda yüzen ve parmakları arasında perde bulunan kuşlar takımı
1. isim , isim , mimarlık , mimarlık , isim , isim , mimarlık , mimarlık , Yapıda statik ve dinamik yüklere karşı direnç sağlamak üzere kolonların devamı olan duvarlarda duvar yerine konulan, özel beton duvar
1. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , gözde katarakt olmak
2. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , gizlemek, örtmek
3. bir tiyatro oyunu bitmek