Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
perde kurmak
Anlamı:

1. Karagöz oyununa başlamak


perde perde
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Yavaş yavaş

Örnek:

1. Güvertenin bir yanından bir horultu yükseldi, iskeleden de perde perde horultular gelmeye başladı.

1. Güvertenin bir yanından bir horultu yükseldi, iskeleden de perde perde horultular gelmeye başladı.


perdeci
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Perde satan veya diken kimse

2. Sahne perdelerini açıp kapamakla görevli kimse

Örnek:

1. Perdeci, çapaklı gözlerini kirli yumruklarıyla ovuşturarak cevap verdi.

1. Perdeci, çapaklı gözlerini kirli yumruklarıyla ovuşturarak cevap verdi.

3. tarih , tarih , tarih , tarih , Osmanlılarda yüksek makamlı kimselerin kapılarında bekleyen ve girmeye izni olanları içeri alan görevli, perdedar


perdecilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Perdecinin işi, perdedarlık


perdedar
Anlamı:

1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Perdeci


Lisan : Farsça perdedār

Telaffuz : perdeda:rı

perdedarlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Perdecilik


perdeleme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Perdelemek işi

Örnek:

1. Kör duman yamaçlara kadar inmiş, etekteki bahçelerin kavak ağaçlarını da perdelemeye başlamıştı.

1. Kör duman yamaçlara kadar inmiş, etekteki bahçelerin kavak ağaçlarını da perdelemeye başlamıştı.


perdelemek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bir şeyin önüne perde çekmek, perde ile örtmek

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bir durumun, bir olayın anlaşılmasına engel olmak, gizlemek

Örnek:

1. Dalgınlık ve unutkanlığı, tembellik ve kafasızlığını perdelemek için kullanma bayağılığına düşmez.

1. Dalgınlık ve unutkanlığı, tembellik ve kafasızlığını perdelemek için kullanma bayağılığına düşmez.

3. spor , spor , spor , spor , Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engellemek


perdeleniş
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Perdelenme işi


perdelenme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Perdelenmek işi

2. dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , Söyleyişte sesin değişik bir perdeden çıkması


perdelenmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Perdeleme işine konu olmak

Örnek:

1. Gene o perdelenmiş gözlerinden kudurtucu bir manasızlık fışkırıyor.

1. Gene o perdelenmiş gözlerinden kudurtucu bir manasızlık fışkırıyor.


perdelerini açmak
Anlamı:

1. tiyatro yeni mevsimde temsillerine başlamak

Örnek:

1. Tiyatro topluluğu 'Kaos' adlı oyunla perdelerini ilk kez açmıştı.

1. Tiyatro topluluğu 'Kaos' adlı oyunla perdelerini ilk kez açmıştı.


perdelerini kapamak
Anlamı:

1. tiyatro tamamen kapanmak


perdeleyebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Perdeleyebilmek işi


perdeleyebilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Perdeleme ihtimali veya imkânı bulunmak


perdeleyici
Anlamı:

1. isim , isim , spor , spor , isim , isim , spor , spor , Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engelleyen oyuncu, markajcı


perdeli

İlgili Kelimeler:

perdeli pilav

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Perdesi olan veya perde ile örtülü bulunan

Örnek:

1. Loş çadırın kat kat perdeli kapısını kaldırdı.

1. Loş çadırın kat kat perdeli kapısını kaldırdı.

2. Duvaklı

3. müzik , müzik , müzik , müzik , Perde sağlamak için parmaklarla basılacak yerleri olan (çalgı)

Örnek:

1. Fagot, perdeli bir çalgıdır.

1. Fagot, perdeli bir çalgıdır.


perdeli pilav
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Tavuk eti, badem içi, pirinç, kuş üzümü, un ve yumurta kullanarak hazırlanan bir pilav türü


perdelik
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Perde yapmaya elverişli (kumaş)

2. Perdeden oluşan

Örnek:

1. Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış.

1. Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış.


perdesi sıyrık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Perdesi yırtık


perdesi yırtık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Utanmaz, arlanmaz (kimse), perdesi sıyrık


perdesiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Perdesi olmayan

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Utanmaz, hayâsız


perdesizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Perdesi olmama durumu

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Utanmazlık, hayâsızlık


pereme
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Gondola benzeyen bir kayık


Lisan : Rumca

peremeci
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pereme kullanan veya yapan kimse