Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
peremecilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Peremecinin yaptığı iş


peren
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Ülker yıldızı


Lisan : Farsça peren

perende
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Havada çark gibi dönerek atılan takla


Lisan : Farsça perende

Telaffuz : pere'nde

perende atamamak (veya atılmamak)
Anlamı:

1. herhangi bir konuda birinden aşağı, beceriksiz olmak

2. oyun çevirememek, aldatamamak


Ön Takı : (birinin önünde veya yanında)

perende atmak
Anlamı:

1. havada çark gibi dönerek takla atmak

Örnek:

1. Ali çocuk gibi perendeler atarak otlarla, yamaçlarla sarmaş dolaş oluyordu.

1. Ali çocuk gibi perendeler atarak otlarla, yamaçlarla sarmaş dolaş oluyordu.


perese
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Duvarcıların doğrultu bulmakta kullandıkları şakul ipi

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Durum, derece, kerte

Örnek:

1. İş bu pereseye geldikten sonra...

1. İş bu pereseye geldikten sonra...


peresesine getirmek
Anlamı:

1. tam sırasını, uygun zamanını bulmak, biçimine getirmek


pereseye almak
Anlamı:

1. bir işi düşünmek, göz önüne almak


perestiş
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Tapınma

2. Delicesine sevme


Lisan : Farsça perestiş

perestiş etmek
Anlamı:

1. sevmek

Örnek:

1. Küçük hanıma bütün ruhumla perestiş ediyorum.

1. Küçük hanıma bütün ruhumla perestiş ediyorum.


Ön Takı : (birine)

perestişkâr
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Tapınan

2. Delicesine seven


Lisan : Farsça perestişkār

perforaj
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Delme


Lisan : Fransızca perforage

perforje
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Delik açma


Lisan : Fransızca perforage

perforjeli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Perforjesi olan


performans

İlgili Kelimeler:

performans ödevi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Başarım


Lisan : Fransızca performance

performans ödevi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Öğrencinin herhangi bir konuyla ilgili bilgisinin ve yeteneğinin düzeyini ölçebilmek için verilen ev ödevi


pergament kâğıdı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sülfürik asitli işlem ile sürekli doku oluşturularak yüzey sertliği arttırılmış ve organik sıvıların genellikle belirli katı yağların, sıvı yağların ve gres yağının kâğıda nüfuz etmesine karşı yüksek derecede dayanıklılık kazandırılmış kâğıt


pergel

İlgili Kelimeler:

pergel hareketi

Anlamı:

1. isim , isim , matematik , matematik , isim , isim , matematik , matematik , Yay veya çember çizmekte ve ölçmekte kullanılan araç, yayçizer


Lisan : Farsça pergāl

pergel hareketi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir ayağı sabit kalarak kendi etrafında dönme hareketi


pergelleri açmak
Anlamı:

1. teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , uzun adımlarla yürümek

Örnek:

1. Kalem Şakir düştü peşine, öylesine açmıştı ki pergelleri, koridorun ortasında yakaladı.

1. Kalem Şakir düştü peşine, öylesine açmıştı ki pergelleri, koridorun ortasında yakaladı.


pergola
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Gölgelik


Lisan : İtalyanca pergola

perhiz
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Diyet

Örnek:

1. Doktorlar hastaları tedavi için perhiz verir, bıçak, ilaç kullanırlar.

1. Doktorlar hastaları tedavi için perhiz verir, bıçak, ilaç kullanırlar.

2. din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , Hristiyanların ve Yahudilerin belli günlerde et, yağ vb. yiyecekleri yemeden tuttukları oruç


Lisan : Farsça perhīz

perhiz yapmak (veya etmek)
Anlamı:

1. sağlığı korumak veya düzeltmek amacıyla özel bir beslenme düzeni uygulamak

Örnek:

1. Fiyatlar o kadar yükseldi ki perhiz eder gibi yediğim hâlde, yine her yemek bir buçuk lirayı geçmeye başladı.

1. Fiyatlar o kadar yükseldi ki perhiz eder gibi yediğim hâlde, yine her yemek bir buçuk lirayı geçmeye başladı.


perhize çekmek
Anlamı:

1. perhizi titizlikle uygulamak

Örnek:

1. Öteki doktor bizi perhize çekerken öldürmüş de haberimiz olmamış.

1. Öteki doktor bizi perhize çekerken öldürmüş de haberimiz olmamış.


perhizkâr
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Sürekli olarak perhiz yapan (kimse)

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Perhiz yaparak

Örnek:

1. Vücudunu her şeyden mahrum etmek, perhizkâr yaşamak...

1. Vücudunu her şeyden mahrum etmek, perhizkâr yaşamak...


Lisan : Farsça perhīzkār