92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Pepe olma durumu
1. Bugünkü günde ise pepeliğe tutulmamış tek yazar gösteremezsiniz.
1. Bugünkü günde ise pepeliğe tutulmamış tek yazar gösteremezsiniz.
1. isim , isim , biyoloji , biyoloji , isim , isim , biyoloji , biyoloji , Mide mukozasının salgıladığı proteinli besinleri peptona çeviren enzim
Lisan : Fransızca pepsine
1. isim , isim , biyoloji , biyoloji , isim , isim , biyoloji , biyoloji , Vücutça özümlenebilecek duruma gelmiş proteinli besin
Lisan : Fransızca peptone
1. isim , isim , isim , isim , Bazı iskambil oyunlarında farklı renklerden iki benzer kartın bir arada bulunma durumu
Lisan : Fransızca paire
1. sıfat , sıfat , ticaret , ticaret , sıfat , sıfat , ticaret , ticaret , Malların teker teker veya birkaç parça durumunda azar azar satılmasına dayanan (satış biçimi), toptan karşıtı
2. Bu biçimde alınan veya satılan
3. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Düzenli olmayan, ayrı ayrı, dağınık, perişan
1. Geçen gün İzmir sokaklarında perakende bir askere tesadüf etmişler.
1. Geçen gün İzmir sokaklarında perakende bir askere tesadüf etmişler.
Lisan : Farsça perākende
Telaffuz : pera:kende
civanperçemi
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Başlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı
2. Yele
1. At perçemi.
1. At perçemi.
3. Kâkül
1. Selma alnına düşen bir perçemi eliyle kaldırıyor.
1. Selma alnına düşen bir perçemi eliyle kaldırıyor.
Lisan : Farsça perçem
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Perçemi, kâkülü olan
1. Badik kızların yanı sıra perçemli öğrenciler geçiyordu.
1. Badik kızların yanı sıra perçemli öğrenciler geçiyordu.
perçin tabancası
1. isim , isim , isim , isim , İki veya daha çok levhayı birbirine bağlamak için geçirilen çivinin, ezilerek baş durumuna getirilen ucu
Lisan : Farsça perçīn
1. isim , isim , isim , isim , Levha olarak üretilmiş parçaları birbirine üst üste koyarak birleştirmek, kaynaştırmak için kullanılan el aleti
1. -i , -i , -i , -i , Bir bağıntıyı perçinle tutturmak
2. İki veya daha çok parçayı, karşılıklı bölümlerini birbiri üzerinde ezerek birleştirmek
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Sağlamlaştırmak, güçlendirmek
1. Yüksek sosyeteye girmek, orada tutunmak, adını perçinlemek istiyordu.
1. Yüksek sosyeteye girmek, orada tutunmak, adını perçinlemek istiyordu.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Perçinleme işine konu olmak
1. isim , isim , isim , isim , Perçinleşmek işi
1. Her atasözü yerleşmiş bir itiyadın, bir âdetin, bir huyun söz biçimine girmesi, böylelikle perçinleşmesi demektir.
1. Her atasözü yerleşmiş bir itiyadın, bir âdetin, bir huyun söz biçimine girmesi, böylelikle perçinleşmesi demektir.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Arkadaşlık, dostluk ilişkileri çok güçlenmek, pekişmek, sağlamlaşmak
1. Zamanla dostlukları daha da perçinleşti.
1. Zamanla dostlukları daha da perçinleşti.
1. -i , -i , -i , -i , Perçinli duruma getirmek, perçinleşmeyi sağlamak, sağlamlaştırmak