92406 kayıt bulundu.
1. -i , -i , -le , -le , -i , -i , -le , -le , Kaynaştırma ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Kaynaştırma becerisi bulunmak
1. isim , isim , isim , isim , Kaynaştırmak işi
2. dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , Kelime veya birleşik kelime içerisinde bir araya gelen seslerin birbirlerini etkileyerek kısalmaya yol açması olayı: Kayın ana > kaynana, kayın ata > kaynata, sütlü aş > sütlaç gibi
1. -i , -i , -le , -le , -i , -i , -le , -le , Kaynaşmasını sağlamak
1. Siyah ve beyazın tonlarını son derece hünerle kaynaştırır.
1. Siyah ve beyazın tonlarını son derece hünerle kaynaştırır.
1. isim , isim , isim , isim , Kocaya veya kadına göre birbirlerinin babası, kayınbaba, kayınpeder, babalık
1. Kaynatası belki ısrardan vazgeçer korkusuyla çabucak kabul etti.
1. Kaynatası belki ısrardan vazgeçer korkusuyla çabucak kabul etti.
Telaffuz : ka'ynata
1. -i , -i , -i , -i , Kaynamasını sağlamak
1. Kalksam, bir ıhlamur kaynatıp içsem.
1. Kalksam, bir ıhlamur kaynatıp içsem.
2. Kaynak yaptırmak
3. argo , argo , argo , argo , Unutturmak
1. Ara sıra kendi gecikmelerini araya kaynatmak için beni birkaç gün izinle gönderiyordu.
1. Ara sıra kendi gecikmelerini araya kaynatmak için beni birkaç gün izinle gönderiyordu.
4. argo , argo , argo , argo , Belli etmeden almak
5. teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , Konuşmak, sohbet etmek
1. `içten içe, gizlice gelişen olaylar veya duygular bir yerde patlak verir` anlamında kullanılan bir söz
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak kaynamak
Telaffuz : kaynayı'vermek
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kayağan, kaygan
1. Kaypak bir yol.
1. Kaypak bir yol.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Dönek
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kaypak gibi
2. zarf , zarf , zarf , zarf , (kaypa'kça) Sözünde durmayarak, döneklik ederek
1. isim , isim , isim , isim , Kaypak olma durumu
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Sözünde durmama, döneklik
1. Kamplar bir kere sınandı mı kaypaklıklar ister istemez ortadan kalkıyor.
1. Kamplar bir kere sınandı mı kaypaklıklar ister istemez ortadan kalkıyor.
3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Yanlışlık
1. Günümüzde artık yönetmeliklerin kaypaklıklara destek edilemeyecek kadar açık olması zorunlu oldu.
1. Günümüzde artık yönetmeliklerin kaypaklıklara destek edilemeyecek kadar açık olması zorunlu oldu.
Tanrı kayrası
1. isim , isim , isim , isim , Yüksek tutulan veya sayılan birinden gelen iyilik, lütuf, ihsan, atıfet, inayet
1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Evrendeki bütün olayları tanrısal sebebe dayandıran, insanların ancak Tanrı kayrasıyla, bağışıyla kurtulabileceğini ileri süren öğreti, providansiyalizm