Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
kanaat gibi devlet olmaz
Anlamı:

1. `elindekiyle yetinmesini bilen kişi yokluk nedir bilmez` anlamında kullanılan bir söz


kanaatkâr
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Azla yetinen, elindeki ile yetinen, kanık, kanaatli, yetingen

Örnek:

1. Ama üçüncü bekçi, onlara nazaran daha genç ve daha az kanaatkâr olan, yapılan haksızlığı sineye çekemedi.

1. Ama üçüncü bekçi, onlara nazaran daha genç ve daha az kanaatkâr olan, yapılan haksızlığı sineye çekemedi.


Lisan : Arapça ḳanāʿat + Farsça -kār

Telaffuz : kana:atkâr

kanaatkârlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kanaatkâr olma durumu, kanaatlilik, kanıklık, yetingenlik


kanaatli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kanaatkâr


kanaatlilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kanaatkârlık


kanaatsiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Elindeki ile yetinmeyen


kanaatsizce
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Kanaatsiz bir biçimde


Telaffuz : kanaatsi'zce

kanaatsizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kanaatsiz olma durumu


kanabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kanabilmek durumu


kanabilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kanma ihtimali bulunmak


Kanada geyiği
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Kuzey Amerika'da yaşayan bir tür iri gövdeli geyik (Cervus Canadensis)


Kanada kavağı
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Kuzey Amerika'da yetişen bir tür uzun kavak


Kanadalı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kanada halkından olan kimse


Özel: Evet

kanadı altına almak
Anlamı:

1. korumak, himayesine almak

Örnek:

1. Yazarları, ressamları, müzikçileri kanatlarının altına alan krallar, padişahlar elbette hesaba sığmaz.

1. Yazarları, ressamları, müzikçileri kanatlarının altına alan krallar, padişahlar elbette hesaba sığmaz.


Ön Takı : (birini)

kanadiyen
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kanadalı tuzak avcılarının ceketlerine benzeyen içi kürklü veya pamuklu, şal yakalı, kemerli kruvaze ceket

2. Yaz aylarında giyilen bol ve geniş dikimli astarsız hafif ceket


Lisan : Fransızca canadienne

kanal

İlgili Kelimeler:

atmık kanalı, hava kanalı, öd kanalı, reçine kanalı, yarım daire kanalları

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu

Örnek:

1. Süveyş Kanalı.

1. Süveyş Kanalı.

2. Panama Kanalı.

2. Panama Kanalı.

2. Telefon, telgraf, radyo, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat

Örnek:

1. Bir kanaldan ötekine geçerken aldığı yüklü transfer bedelini nasıl ödeyecekti bu kadın?

1. Bir kanaldan ötekine geçerken aldığı yüklü transfer bedelini nasıl ödeyecekti bu kadın?

3. Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti

4. anatomi , anatomi , anatomi , anatomi , İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol

5. coğrafya , coğrafya , coğrafya , coğrafya , İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz

Örnek:

1. Mozambik Kanalı.

1. Mozambik Kanalı.


Lisan : Fransızca canal

kanalcık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Küçük kanal

2. Bir organizmadaki küçük kanal


kanalcıklı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kanalcığı olan

Örnek:

1. Önde hava kanalcıklı disk ile arkada da kampana kullanılmış.

1. Önde hava kanalcıklı disk ile arkada da kampana kullanılmış.


kanalet
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Küçük kanal


Lisan : Fransızca canalette

kanalıyla
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Bir kimse veya bir şey aracılığıyla, yoluyla, eliyle


Telaffuz : kanalı'yla

kanalizasyon
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Pis ve atık suların özel kanallar aracılığıyla belli merkezlerde toplanıp atılmasını sağlayan sistem, lağım döşemi, şebeke

Örnek:

1. Az kalsın kanalizasyona gidecektim, bağırıyorum bağırıyorum işiten yok.

1. Az kalsın kanalizasyona gidecektim, bağırıyorum bağırıyorum işiten yok.


Lisan : Fransızca canalisation

kanalize
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , `Yönlendirmek, bir düzene koymak` anlamındaki kanalize etmek, `yönlenmek, bir düzene konulmak` anlamındaki kanalize olmak birleşik fiillerinde geçen bir söz


Lisan : Fransızca canalisé

kanama

İlgili Kelimeler:

beyin kanaması

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kanamak işi, nezif

Örnek:

1. Burun kanaması, diş kırılması, ötede beride ufak tefek sıyrıklar ve şişler...

1. Burun kanaması, diş kırılması, ötede beride ufak tefek sıyrıklar ve şişler...


kanamak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Vücudun herhangi bir yerinden kan akmak, kan gelmek

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Manevi acılar yeniden etkisini duyurmak, depreşmek


kanamalı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kanaması olan

Örnek:

1. Kanamalı bir hasta.

1. Kanamalı bir hasta.