92406 kayıt bulundu.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Çabuk gücenen, kırılan
1. Alıngan olduğu için arkadaşları onunla sık sık bozuşur.
1. Alıngan olduğu için arkadaşları onunla sık sık bozuşur.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Alınganlaşma eğiliminde olmak veya alınganlaşma ihtimali bulunmak
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Daha alıngan bir duruma gelmek
1. isim , isim , isim , isim , Alıngan olma durumu
1. Daveti kabul edilmemiş bir devlet reisinin alınganlığı seziliyordu.
1. Daveti kabul edilmemiş bir devlet reisinin alınganlığı seziliyordu.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Alnı olan
1. Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi.
1. Geniş alınlı, kırmızıya çalar, kahverengi saçlı, altın dişli tuhaf bir delikanlı gülümsedi.
1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Kadınların alınlarına taktıkları altın veya gümüşten süs eşyası
2. Yapılarda cephe süsü
açığa alınma
1. isim , isim , isim , isim , Alınmak işi
1. Öbürü göğsünden ağır yaralı iki erin geriye alınmalarına göz kulak oluyordu.
1. Öbürü göğsünden ağır yaralı iki erin geriye alınmalarına göz kulak oluyordu.
açığa alınmak
1. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Alma işi yapılmak
1. Mahalle mektebinden alınmış, rüştiyeye verilmiş.
1. Mahalle mektebinden alınmış, rüştiyeye verilmiş.
2. Elde edilmek
1. Her biri gerçek hayattan alınmış birer gerçek olmak.
1. Her biri gerçek hayattan alınmış birer gerçek olmak.
3. -den , -den , -den , -den , Uyarlanmak
4. -e , -e , -den , -den , mecaz , mecaz , -e , -e , -den , -den , mecaz , mecaz , Bir sözün, bir davranışın kendisine söylediğini veya yapıldığını sanarak incinmek, kırılmak
1. Emekli ajan, alınmış gibi maun masanın arkasında oturan kişiyi süzdü.
1. Emekli ajan, alınmış gibi maun masanın arkasında oturan kişiyi süzdü.
1. isim , isim , edebiyat , edebiyat , isim , isim , edebiyat , edebiyat , Bir yazıya başka bir yazarın yazısından alınmış parça, aktarma, iktibas
2. dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , Başka bir dilden alınmış kelime
1. -i , -i , -den , -den , edebiyat , edebiyat , -i , -i , -den , -den , edebiyat , edebiyat , Bir yazıya başka bir yazarın yazısından cümle veya cümleler almak, alıntı yapmak, aktarmak, iktibas etmek
1. Oyundan alıntıladığı bir iki sahne, belleğimizin bize musallat ettiği iz düşümlerden oluşmadır.
1. Oyundan alıntıladığı bir iki sahne, belleğimizin bize musallat ettiği iz düşümlerden oluşmadır.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Alıntılanma ihtimali veya imkânı bulunmak
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Alıntılama işine konu olmak
1. -i , -i , -i , -i , Alıntılama ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Alıntılama becerisi bulunmak
1. yakalayıp götürmek, derdest etmek
1. Beni de yakalayabilir, alıp götürebilirdi.
1. Beni de yakalayabilir, alıp götürebilirdi.
1. hiç ilgisi bulunmamak
1. Lisan kursunu filan pek alıp sattığı yokmuş.
1. Lisan kursunu filan pek alıp sattığı yokmuş.