92406 kayıt bulundu.
1. bir kimseyle hiçbir ilgisi olmamak
1. Onun benimle ne alıp vereceği olabilir?
1. Onun benimle ne alıp vereceği olabilir?
1. anlaşamamak, çekememek, geçinememek
1. Onunla alıp veremediğiniz nedir, ne alıp veremiyorsunuz?
1. Onunla alıp veremediğiniz nedir, ne alıp veremiyorsunuz?
Ön Takı : (biriyle)
1. az zamanda çok ilerlemek, yayılmak, çoğalmak, artmak
1. Bu kasıt tertibi, aramızı bozabilecek bir cinayet davasının alıp yürümesine, dallanıp budaklanmasına yol açtı.
1. Bu kasıt tertibi, aramızı bozabilecek bir cinayet davasının alıp yürümesine, dallanıp budaklanmasına yol açtı.
1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti
alış fiyatı, alışveriş, efektif alış
1. isim , isim , isim , isim , Alma işi
1. isim , isim , ticaret , ticaret , isim , isim , ticaret , ticaret , Bir mal için alım karşılığı ödenen para ve üretim gereçleri fiyatı
1. -e , -e , -e , -e , Alışma yeteneği veya ihtimali bulunmak
1. Anasının ölümüne çok zor alışabildi, çok zor inanabildiğinden.
1. Anasının ölümüne çok zor alışabildi, çok zor inanabildiğinden.
2. Alışma becerisi bulunmak
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Herhangi bir duruma alışmış olan
1. Onun böyle durmasına alışık değilim.
1. Onun böyle durmasına alışık değilim.
1. alışkın olmak
1. Bu maymunların tarlalara hiçbir zarar vermedikleri ve şehir hayatına alışık oldukları görülür.
1. Bu maymunların tarlalara hiçbir zarar vermedikleri ve şehir hayatına alışık oldukları görülür.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Alışılmış olan
1. Evlendikleri kadına bağlanırlar, evliliği alışıldık toplumsal kurallar içinde yürütürler.
1. Evlendikleri kadına bağlanırlar, evliliği alışıldık toplumsal kurallar içinde yürütürler.
2. Her zaman görülen, sık rastlanılan, yaygın
1. -e , -e , -e , -e , Bir şeye alışmış duruma gelinmek
1. Bu günlük temsil sözünü kullanırken onu alışılmış bir tabir olarak alıyoruz.
1. Bu günlük temsil sözünü kullanırken onu alışılmış bir tabir olarak alıyoruz.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Nadir, bilinmeyen, az rastlanan
1. Toprak rengi yüzünde alışılmamış çizgiler vardı.
1. Toprak rengi yüzünde alışılmamış çizgiler vardı.
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Her zamanki, mutat
1. Yayımcılar, kazanç amacıyla alışılmış yapıtlar sunarlar okuyucuya.
1. Yayımcılar, kazanç amacıyla alışılmış yapıtlar sunarlar okuyucuya.