92406 kayıt bulundu.
1. temiz, bakımlı, güzel
1. Sen yirmi beşine bile gelmemiş çiçek gibi bir taze duldun.
1. Sen yirmi beşine bile gelmemiş çiçek gibi bir taze duldun.
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Çiçekleri sapa birleştiren ince ve küçük bölüm
1. isim , isim , biyoloji , biyoloji , isim , isim , biyoloji , biyoloji , Bütün çiçeklerin, üzerinde toplandığı veya bitiştiği sap
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Lale vb. çiçeklerin ekim zamanı köklerinde oluşan soğan biçimindeki yumru filiz
1. isim , isim , isim , isim , Turunçgillerin çiçeklerinin imbikten geçirilmesiyle elde edilen güzel kokulu su
1. Yaptığı çiçek suyunun ilk bardağını kendi içtikten sonra ikincisini hanımına getirir.
1. Yaptığı çiçek suyunun ilk bardağını kendi içtikten sonra ikincisini hanımına getirir.
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Çiçeklerin üreme organlarının çevresinde türlü renkte yaprakçıklardan oluşan ve böcekleri çeken organ, tüveyç
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Çiçekli bitkilerde erkek organın başçığında bulunan döl hücresi, polen
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Çiçek sapı üzerinde ve çiçeğe yakın, özel biçimler gösteren yaprak
1. isim , isim , isim , isim , Çiçek yetiştiren, satan veya yapma çiçek işiyle uğraşan kimse
2. Çiçek satılan yer
1. isim , isim , isim , isim , Kırşehir iline bağlı ilçelerden biri
Özel: Evet
Telaffuz : çiçe'kdağı
1. isim , isim , isim , isim , Çiçek yetiştirilen ve satılan yer
Telaffuz : çiçe'kevi
1. -i , -i , -i , -i , Çiçek dikmek
2. Çiçekle donatmak
1. Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri.
1. Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri.
1. -i , -i , -i , -i , Çiçekli duruma getirmek
2. Çiçekli bir durumdaymış gibi görünmek
1. Güneş, döşemenin muşambaları üzerinde oymalı gölgeler çiçeklendiriyordu.
1. Güneş, döşemenin muşambaları üzerinde oymalı gölgeler çiçeklendiriyordu.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çiçeklenme ihtimali veya imkânı bulunmak
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Çabucak çiçeklenmek
1. Allah Allah! Köşedeki cılız erik ağacı böyle nasıl çiçeklenivermiş.
1. Allah Allah! Köşedeki cılız erik ağacı böyle nasıl çiçeklenivermiş.
Telaffuz : çiçekleni'vermek
1. isim , isim , isim , isim , Çiçeklenmek işi
2. Çiçeğin açma zamanı
3. kimya , kimya , kimya , kimya , Tuzların billurlaşma sularını yitirerek toz durumuna gelmesi