Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
belik
Anlamı:

1. isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , isim , isim , halk ağzında , halk ağzında , Saç örgüsü


belikleme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Beliklemek işi


beliklemek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , Saçları örmek


belinden gelmek
Anlamı:

1. birinin dölü olmak


belini bükmek
Anlamı:

1. çaresizlik içinde bırakmak

Örnek:

1. Şu kör olası işsizlik belimi fena hâlde büküyordu.

1. Şu kör olası işsizlik belimi fena hâlde büküyordu.


Ön Takı : (bir şey birinin)

belini doğrultmak
Anlamı:

1. yeniden durumunu düzeltmek

Örnek:

1. Belini biraz doğrultmuş, borçlarını ödemiş, daha rahat bir yaşam düzeyine erişmişti.

1. Belini biraz doğrultmuş, borçlarını ödemiş, daha rahat bir yaşam düzeyine erişmişti.


belini kırmak
Anlamı:

1. birini bir şeyi yapamaz duruma getirmek


belini vermek
Anlamı:

1. dayanmak, yaslanmak

Örnek:

1. Avlunun en uzak köşesine, duvara belini verir otururdu.

1. Avlunun en uzak köşesine, duvara belini verir otururdu.


belinleme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belinlemek işi


belinlemek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , Birden uyanarak çevresine korku ile şaşkın şaşkın bakmak, irkilmek


belirebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belirebilmek işi


belirebilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Belirme ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Belirme gücü bulunmak


belirge
Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Birlikte bulunduklarında belli bir hastalığı işaret eden belirti ve bulgular bütünü, sendrom


belirgin
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih

Örnek:

1. Sesindeki meydan okuyuş öyle belirgin ki ona iyi davrandığıma pişman olacağım neredeyse.

1. Sesindeki meydan okuyuş öyle belirgin ki ona iyi davrandığıma pişman olacağım neredeyse.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Açık bir biçimde

Örnek:

1. Kamaranın kapısı daha belirgin tıklatılıyor şimdi.

1. Kamaranın kapısı daha belirgin tıklatılıyor şimdi.


belirginleşebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belirginleşebilmek işi


belirginleşebilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Belirginleşme ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Belirginleşme gücü bulunmak


belirginleşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belirgin duruma gelme


belirginleşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Belirgin duruma gelmek

Örnek:

1. Kapının altından sızan kirli ışık gitgide daha belirginleşiyordu.

1. Kapının altından sızan kirli ışık gitgide daha belirginleşiyordu.


belirginleştirebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belirginleştirebilmek işi


belirginleştirebilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Belirginleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak


belirginleştirilebilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belirginleştirilebilmek işi


belirginleştirilebilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Belirginleştirme ihtimali veya imkânı bulunmak


belirginleştirilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belirginleştirilmek işi


belirginleştirilmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Belirgin bir duruma getirilmek


belirginleştirme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belirgin duruma getirme