92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , isim , isim , Belirgin olma durumu
1. Zemin bu kadar koyu bir kırmızıya dönüşünce, bir an için de olsa, belirginliğini yitiriverdi sivilceleri.
1. Zemin bu kadar koyu bir kırmızıya dönüşünce, bir an için de olsa, belirginliğini yitiriverdi sivilceleri.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ansızın belirmek
1. Göz bebeklerinde o ara beliriveren pırıltıyı, acaba neye yormalı?
1. Göz bebeklerinde o ara beliriveren pırıltıyı, acaba neye yormalı?
Telaffuz : beliri'vermek
öncel belirleme
1. isim , isim , isim , isim , Belirlemek işi, tayin, tespit, teşhis
1. Bunları kesin olarak belirlemeye çalışalım.
1. Bunları kesin olarak belirlemeye çalışalım.
1. -i , -i , -i , -i , Belirli duruma getirmek, belirli kılmak, tayin etmek
1. Ama gidemeyenlerden hangisinin başına ne geleceğini tamamen tesadüfler belirledi.
1. Ama gidemeyenlerden hangisinin başına ne geleceğini tamamen tesadüfler belirledi.
2. mantık , mantık , mantık , mantık , Yeni bir kavramı, özünü oluşturan ögeleri açıklayarak tanımlamak, sınırlamak
3. Bir kavramı, ayırıcı bir öge ekleyerek sınırlamak, kapsam bakımından daraltmak, genellemek karşıtı
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Belirlenme ihtimali veya imkânı bulunmak
1. isim , isim , isim , isim , Belirli duruma gelme işi
2. felsefe , felsefe , felsefe , felsefe , Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi, gerektirim, determinasyon
1. Bütün bu söylediklerim birtakım belirlenimlere iteliyor beni.
1. Bütün bu söylediklerim birtakım belirlenimlere iteliyor beni.
1. sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , Belirlenimcilik yanlısı olan, gerekirci, determinist
1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Her olayın başka olayların gerekli ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ileri süren öğreti, gerekircilik, determinizm
1. Descartes fizikte, tıpta ve fizyolojide mekanikçi belirlenimciliğin temellerini attı.
1. Descartes fizikte, tıpta ve fizyolojide mekanikçi belirlenimciliğin temellerini attı.
1. isim , isim , isim , isim , Belirlenmek işi
1. Hatta onların yaşamı bile işe göre belirlenmeye başlar.
1. Hatta onların yaşamı bile işe göre belirlenmeye başlar.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Belirli duruma getirilmek
1. İki pehlivan yenişememiştir ama Aliço'nun bir gömlek üstün olduğu iyice belirlenmiştir.
1. İki pehlivan yenişememiştir ama Aliço'nun bir gömlek üstün olduğu iyice belirlenmiştir.
1. sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , sıfat , sıfat , felsefe , felsefe , Belirlenmezcilik yanlısı olan, yad gerekirci, indeterminist
1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Nedensellik yasasına bağlı olmayan, bir sebebe bağlanmayan olay ve durumların da bulunduğunu öne süren görüş, yad gerekircilik, indeterminizm
2. İnsan iradesinin hiçbir şarta bağlı olmadığını, içinde bulunduğu şartlarla belirlenmediğini, insanın özgür iradesinin nedensellik yasasına bağlı olmadığını savunan görüş, yad gerekircilik, indeterminizm
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Belirgin duruma girmek
1. Daha da belirleşen neşesiyle kalleşti, acımasızdı.
1. Daha da belirleşen neşesiyle kalleşti, acımasızdı.
1. -i , -i , -i , -i , Belirleme ihtimali veya imkânı bulunmak
2. Belirleme becerisi bulunmak