92406 kayıt bulundu.
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Konulmak
1. ... Türk milleti tarafından kabul ve tasvip ve doğrudan doğruya onun eliyle vazolunan bu Anayasa...
1. ... Türk milleti tarafından kabul ve tasvip ve doğrudan doğruya onun eliyle vazolunan bu Anayasa...
Lisan : Arapça vażʿ + Türkçe olunmak
Telaffuz : va'zolunmak
ve benzeri, ve diğeri, vesair, vesaire, veya, veyahut
1. bağlaç , bağlaç , bağlaç , bağlaç , İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz
1. Galiba bir vehme kapılıyorum ve galiba bir hastalık beynimi kemiriyor.
1. Galiba bir vehme kapılıyorum ve galiba bir hastalık beynimi kemiriyor.
Lisan : Arapça ve
1. isim , isim , isim , isim , Sayılan birkaç şeyin benzerlerinin de bulunduğunu belirtmek için kullanılan bir söz, vesaire
1. isim , isim , isim , isim , Üçten fazla yazarı olan yayınlar kaynak gösterilirken ilk adın dışında kalanları belirtirken kullanılan söz
sığır vebası
1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Hasta farelerden insana geçen bir mikrobun oluşturduğu bulaşıcı, öldürücü bir hastalık, taun
2. hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Bazı hayvan hastalıkları
1. Sığır vebası. Domuz vebası.
1. Sığır vebası. Domuz vebası.
Lisan : Arapça vebāʾ
Telaffuz : veba:
1. isim , isim , isim , isim , Günah
1. Bu işin vebali vardır.
1. Bu işin vebali vardır.
Lisan : Arapça vebāl
Telaffuz : veba:li
1. manevi sorumluluk yüklenmek
1. Başını alıp kaçar da bir belaya uğrarsa vebal altında kalırsın.
1. Başını alıp kaçar da bir belaya uğrarsa vebal altında kalırsın.
1. `ben karışmam, sorumluluk sana veya ona düşer` anlamında kullanılan bir söz
1. Vebali boynuna, bunların karınlarına sığdırdıklarını bir insan tıkınamaz.
1. Vebali boynuna, bunların karınlarına sığdırdıklarını bir insan tıkınamaz.
2. El konuşur, sevişirmiş bana ne / Sevdalım boynuna vebalim
2. El konuşur, sevişirmiş bana ne / Sevdalım boynuna vebalim
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Ağrı
1. Veca ansızın bastırır.
1. Veca ansızın bastırır.
Lisan : Arapça vecaʿ
Telaffuz : veca:
1. kendinden geçecek kadar coşmak, bir şey karşısında sonsuz heyecan duymak, esrimek
1. Giydir hırkayı, fesi, Rufai tekkesinde zikrederken vecde gelen bir dervişin hayaleti olabilir.
1. Giydir hırkayı, fesi, Rufai tekkesinde zikrederken vecde gelen bir dervişin hayaleti olabilir.
1. coşmak, kendinden geçmek
1. Eski konakların mutfağını anlatırken bir tapınağı tasvir eder gibi vecde kapılır.
1. Eski konakların mutfağını anlatırken bir tapınağı tasvir eder gibi vecde kapılır.
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Yön
Lisan : Arapça veche
1. isim , isim , edebiyat , edebiyat , isim , isim , edebiyat , edebiyat , Benzetme yönü
Lisan : Arapça vech + şebeh
Telaffuz : ve'çhişebeh
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Ödev, boyun borcu
Lisan : Arapça vecībe
Telaffuz : veci:be
veçhişebeh
1. isim , isim , isim , isim , Yüz, çehre
Lisan : Arapça vech
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kısa ve etkili (ifade, söz), lakonik
1. Bu bahsi çok veciz ve çok hazin bir ifadeyle anlatan...
1. Bu bahsi çok veciz ve çok hazin bir ifadeyle anlatan...
Lisan : Arapça vecīz
1. isim , isim , isim , isim , Özdeyiş
1. Daima birtakım vecizeler zikreden eniştemiz yemeğe dair de böyle şeyler söyler.
1. Daima birtakım vecizeler zikreden eniştemiz yemeğe dair de böyle şeyler söyler.
Lisan : Arapça vecīze
Telaffuz : veci:ze
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Sevgi veya heyecandan doğan coşkunluk, kendinden geçme, esrime
1. Kolektif bir vect, birlikte söylenilen şarkı taslağı, boğazdan gelen bu çığlıklar şiirin ilk nescini teşkil etmektedir.
1. Kolektif bir vect, birlikte söylenilen şarkı taslağı, boğazdan gelen bu çığlıklar şiirin ilk nescini teşkil etmektedir.
Lisan : Arapça vecd
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Coşkun
1. Mevlâna gibi derin ve vectli bir insanın elinde ise belki en mütekâmil şeklini almış bulunuyordu.
1. Mevlâna gibi derin ve vectli bir insanın elinde ise belki en mütekâmil şeklini almış bulunuyordu.
1. isim , isim , isim , isim , Ayrılırken birbirine selam ve esenlik dileme
1. Zaten ayrılması sırasında elimi sıkışı, yüzüme bakışı, acelesi ve tuhaflığı bir vedaya benziyordu.
1. Zaten ayrılması sırasında elimi sıkışı, yüzüme bakışı, acelesi ve tuhaflığı bir vedaya benziyordu.
Lisan : Arapça vidāʿ
Telaffuz : veda:
1. vedalaşmak, esenleşmek
1. Onu daima öper ve sefere çıkacakları zaman en sonra ona veda ederlerdi.
1. Onu daima öper ve sefere çıkacakları zaman en sonra ona veda ederlerdi.
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , sevilen bir şeyle olan ilgisini kesmek
1. Dünyaya veda ettik, atıldık doludizgin / En son koşumuzdur bu, asırlarca bilinsin
1. Dünyaya veda ettik, atıldık doludizgin / En son koşumuzdur bu, asırlarca bilinsin