92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Ham petrolden çıkarılan, merhem ve kremlerde kullanılan ve 31 °C'de eriyen bir tür mineral yağ
Lisan : Fransızca vaseline
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İçinde vazelin olan
1. Soğuktan çatlamış eller vazelinli ılık suda yumuşatılıyor...
1. Soğuktan çatlamış eller vazelinli ılık suda yumuşatılıyor...
1. -i , -i , eskimiş , eskimiş , -i , -i , eskimiş , eskimiş , Koymak
1. Dünyaya ilk defa olmak üzere monogaminin temel taşını vazettiler.
1. Dünyaya ilk defa olmak üzere monogaminin temel taşını vazettiler.
Lisan : Arapça vażʿ + Türkçe etmek
Telaffuz : va'zetmek
1. -den , -den , -den , -den , Vazgeçme ihtimali veya imkânı bulunmak
Lisan : Farsça vāz + Türkçe geçebilmek
Telaffuz : va'zgeçebilmek
1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Vazgeçme işi yapılmak, feragat edilmek
1. Gerçekten de bir bakıma vazgeçilmez bir dosttur dil.
1. Gerçekten de bir bakıma vazgeçilmez bir dosttur dil.
1. -i , -i , -den , -den , -i , -i , -den , -den , Vazgeçirme ihtimali veya imkânı bulunmak
Lisan : Farsça vāz + Türkçe geçirebilmek
Telaffuz : va'zgeçirebilmek
1. -i , -i , -i , -i , Vazgeçme işini yaptırmak
1. Ondan bizi, Azrail bir yana, kimse vazgeçiremez.
1. Ondan bizi, Azrail bir yana, kimse vazgeçiremez.
Telaffuz : va'zgeçirmek
1. isim , isim , isim , isim , Vazgeçmek durumu
1. Ama adam kızdan vazgeçmeye pek niyetli görünmedi.
1. Ama adam kızdan vazgeçmeye pek niyetli görünmedi.
1. -den , -den , -den , -den , Kendi hakkı saydığı bir şeyi artık istemez olmak
2. Eskiden beri yapmakta olduğu bir şeyi artık yapmaz olmak
1. Ben bu sevdadan vazgeçmez iken / Gizli gizli haber salıp durmasın
1. Ben bu sevdadan vazgeçmez iken / Gizli gizli haber salıp durmasın
3. Niyetten veya karardan dönmek, caymak
1. Günün bu son hazzını çıkarmadan ondan niçin vazgeçeriz?
1. Günün bu son hazzını çıkarmadan ondan niçin vazgeçeriz?
Lisan : Farsça vāz + Türkçe geçmek
1. -den , -den , halk ağzında , halk ağzında , -den , -den , halk ağzında , halk ağzında , Vazgeçmek
Telaffuz : va'zgelmek
vazife kurbanı, vazife şehidi, ahlaki vazife, son vazife, vatani vazife
1. isim , isim , isim , isim , Ödev
1. Sana karşı olan vazifelerimde kusur mu ediyorum?
1. Sana karşı olan vazifelerimde kusur mu ediyorum?
2. Görev
1. Nedim bugün vazifesine geç geldi.
1. Nedim bugün vazifesine geç geldi.
3. eskimiş , eskimiş , eskimiş , eskimiş , Günlük ücret, yevmiye
Lisan : Arapça vaẓīfe
Telaffuz : vazi:fe
1. bir görevi yerine getirmek, sürdürmek
1. O evde ne yapacağını, ne gibi bir vazife göreceğini sana şimdi noktası noktasına anlatacağım.
1. O evde ne yapacağını, ne gibi bir vazife göreceğini sana şimdi noktası noktasına anlatacağım.