Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
vazife şehidi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Görev şehidi


vazifelendirilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vazifelendirilmek işi


vazifelendirilmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Vazife verilmek, görevlendirilmek, ödevlendirilmek


vazifelendirme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vazifelendirmek işi


vazifelendirmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Ödevlendirmek

2. Görevlendirmek


vazifeli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Görevli

Örnek:

1. İnfaza, vazifeli şahıslardan başka, kimse kabul edilemez.

1. İnfaza, vazifeli şahıslardan başka, kimse kabul edilemez.

2. Ödevli


vazifelilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vazifeli olma durumu


vazifesi mi?
Anlamı:

1. umurunda değil

Örnek:

1. Biz burada beklemişiz, onun vazifesi mi?

1. Biz burada beklemişiz, onun vazifesi mi?


vazifeşinas
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Ödevine, işine bağlı, ödevcil


Lisan : Arapça vaẓīfe + Farsça -şinās

Telaffuz : vazi:feşinas

vazifeşinaslık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vazifeşinas olma durumu


vazifesinden olmak
Anlamı:

1. bir şey bir kimsenin görevleri arasında olmak


vazifesiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ödevi, görevi olmayan


vazifesizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vazifesiz olma durumu


vazıh
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Açık, aydın, belli


Lisan : Arapça vāżiḥ

Telaffuz : va:zıh

vazıh olmak
Anlamı:

1. açık durumda bulunmak, anlaşılır biçimde görünmek

Örnek:

1. Bir sözü ve bir fikri sevmeniz için onun mutlaka vazıh olması lazım gelmez.

1. Bir sözü ve bir fikri sevmeniz için onun mutlaka vazıh olması lazım gelmez.


vazıhlık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vazıh olma durumu


vazııkanun
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , hukuk , hukuk , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , hukuk , hukuk , Yasa koyucu


Lisan : Arapça vāżiʿ + ḳānūn

Telaffuz : va:zı'ıka:nun

vaziyet
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , El koyma


Lisan : Arapça vażʿ + yed

vaziyet

İlgili Kelimeler:

esas vaziyet

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Durum, tavır, hâl

Örnek:

1. Çocuklarının vaziyeti, istikbali seni alakadar ediyorsa biraz kendi âleminden çıkar, onlarla meşgul olursun, anladın mı?

1. Çocuklarının vaziyeti, istikbali seni alakadar ediyorsa biraz kendi âleminden çıkar, onlarla meşgul olursun, anladın mı?

2. Konum

Örnek:

1. Kasaba coğrafi vaziyeti yüzünden lodosu, poyrazı pek az tutan bir limanda kurulmuştur.

1. Kasaba coğrafi vaziyeti yüzünden lodosu, poyrazı pek az tutan bir limanda kurulmuştur.


Lisan : Arapça vażʿiyyet

vaziyet almak
Anlamı:

1. belli bir durum veya davranış biçimini benimsemek, tavır almak, tavır takınmak

Örnek:

1. İşgalden sonra Rumların bize karşı nasıl bir vaziyet aldıklarını da pekâlâ biliyorduk.

1. İşgalden sonra Rumların bize karşı nasıl bir vaziyet aldıklarını da pekâlâ biliyorduk.

2. karşı çıkmak


vaziyet etmek
Anlamı:

1. el koymak


vaziyeti kurtarmak
Anlamı:

1. herhangi bir güç durumdan sıyrılmak

Örnek:

1. Karısı ve arkadaşı da bir müddet sustular, galiba bir şeyler düşündüler. Vaziyeti yine genç diplomat kurtardı.

1. Karısı ve arkadaşı da bir müddet sustular, galiba bir şeyler düşündüler. Vaziyeti yine genç diplomat kurtardı.


vazo
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çiçek koymak için kullanılan, cam, toprak, porselen vb. maddelerden ve çeşitli madenlerden yapılan, türlü boyut ve biçimlerde olabilen kap

Örnek:

1. Zambakları vazoya yerleştirdim.

1. Zambakları vazoya yerleştirdim.


Lisan : İtalyanca vaso

Telaffuz : va'zo

vazoluk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vazo yapmaya elverişli malzeme

2. Vazo konmaya uygun yer


vazolunma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vazolunmak işi