Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
vakitsiz

İlgili Kelimeler:

vakitli vakitsiz

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Uygun bir zamanda olmayan

Örnek:

1. Herhâlde padişah da, annesi ve hemşireleri de dostlarının vakitsiz ölümüne karşı çok müteessir olmuşlardı.

1. Herhâlde padişah da, annesi ve hemşireleri de dostlarının vakitsiz ölümüne karşı çok müteessir olmuşlardı.

2. zarf , zarf , zarf , zarf , Vakti, zamanı gelmeden

Örnek:

1. Beni vakitsiz koyup giden anamı düşünür dertlenirim.

1. Beni vakitsiz koyup giden anamı düşünür dertlenirim.


vakitsiz öten horozun başını keserler
Anlamı:

1. `her söz yerinde ve zamanında söylenmelidir, zamansız ve yersiz söylenen sözler büyük zararlara yol açabilir` anlamında kullanılan bir söz


vakitsizce
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Uygun olmayan bir zamanda


Telaffuz : vakitsi'zce

vakitsizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vakitsiz olma durumu


vaklama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vaklamak işi


vaklamak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , `Vak` diye ses çıkarmak


vaks
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bal mumunun sanayide mat yüzeyleri parlak ve kaygan duruma getiren türü


Lisan : Almanca Wachs

vakta ki
Anlamı:

1. zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , zarf , zarf , eskimiş , eskimiş , Ne zaman ki, -diği zaman


Lisan : Arapça vaḳtā + Farsça ki

Telaffuz : vakta: ki

vakti gelmek
Anlamı:

1. ölmek üzere olmak, ölümü yaklaşmak

2. zamanı gelmek, süresi dolmak


vakti olmak
Anlamı:

1. yapılması için yeterli zaman bulunmak


vakti olmamak
Anlamı:

1. bir kimse veya iş için ayıracak zamanı olmamak


vakti saati gelince
Anlamı:

1. zamanı gelince


vaktikerahet
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Kerahet vakti


Lisan : Arapça vaḳt + kerāhet

Telaffuz : vaktikera:het

vaktinde
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Önceden belirlenen, düşünülen vakitte

Örnek:

1. Geceyi geçireceğimiz kaza merkezine vaktinde yetişmemiz şüpheye giriyor.

1. Geceyi geçireceğimiz kaza merkezine vaktinde yetişmemiz şüpheye giriyor.


vaktini almak (veya yemek)
Anlamı:

1. epey zaman harcanmasını gerektirmek


Ön Takı : (bir iş birinin)

vaktini şaşmamak
Anlamı:

1. her şeyi tam zamanında yapmak


vaktiyle
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Zamanında, uygun zamanda

2. Bir zamanlar

Örnek:

1. Vaktiyle Göksel bile bu soğukkanlılığım karşısında hayrete düşmüştü.

1. Vaktiyle Göksel bile bu soğukkanlılığım karşısında hayrete düşmüştü.

3. Oldukça eski bir zamanda


Telaffuz : vakti'yle

vaktizamanında
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Vaktiyle


Telaffuz : va'ktizama:nında

vakum
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Havası alınmış

2. fizik , fizik , fizik , fizik , Basıncı düşürülmüş


Lisan : Fransızca vacuum

Telaffuz : va'kum

vakumlama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vakumlamak işi


vakumlamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bozulmaması için bazı yiyeceklerin paketinin havasını, boşluğunu almak

2. Bazı eşyaların fazla yer tutmaması için havasını, boşluğunu almak

3. Vakumla temizlik yapmak


vakumlanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vakumlanmak işi


vakumlanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Vakumlama işi yapılmak


vakumlu
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vakumlanmış


vakur
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Ağırbaşlı

Örnek:

1. Mamafih çok kibar, terbiyeli, nazlı ve vakur bir kadın.

1. Mamafih çok kibar, terbiyeli, nazlı ve vakur bir kadın.


Lisan : Arapça vaḳūr