vakitli vakitsiz
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Uygun bir zamanda olmayan
1. Herhâlde padişah da, annesi ve hemşireleri de dostlarının vakitsiz ölümüne karşı çok müteessir olmuşlardı.
1. Herhâlde padişah da, annesi ve hemşireleri de dostlarının vakitsiz ölümüne karşı çok müteessir olmuşlardı.
2. zarf , zarf , zarf , zarf , Vakti, zamanı gelmeden
1. Beni vakitsiz koyup giden anamı düşünür dertlenirim.
1. Beni vakitsiz koyup giden anamı düşünür dertlenirim.