Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
vanadyum
Anlamı:

1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Atom numarası 23, atom ağırlığı 50,942, yoğunluğu 6,11 olan ve 1710 °C'de eriyen beyaz bir element (simgesi V)


Lisan : Fransızca vanadium

Telaffuz : vana'dyum

Vandal
Anlamı:

1. isim , isim , tarih , tarih , isim , isim , tarih , tarih , Miladın başlangıç yıllarında yaşayan ve Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşlarda acımasızlığı ile ün salan bir Doğu Germen halkı

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkan, bunların değerini bilmeyen kimse veya topluluk


Özel: Evet

Lisan : Fransızca vandale

Vandalizm
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vandal olma yanlısı, Vandallık


Özel: Evet

Lisan : Fransızca vandalisme

Vandallık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Eski kültür ve sanat anıtlarını yakıp yıkma düşünce ve davranışı


Özel: Evet

vandöz
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Satıcı

Örnek:

1. Beyoğlu ticarethaneleri içinde katar katar vandöz bulundurmak âdetini ilk tatbik eden adı geçendir.

1. Beyoğlu ticarethaneleri içinde katar katar vandöz bulundurmak âdetini ilk tatbik eden adı geçendir.


Lisan : Fransızca vendeuse

vanilya
Anlamı:

1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Salepgillerden, çiçekleri beyaz, kokulu, tırmanıcı küçük bir bitki (Vanilla planifolia)

2. Bu bitkinin tatlılara güzel koku vermek için kullanılan meyvesi

Örnek:

1. O irmik kokulu neftî bluzuyla vanilya kokulu gri etekliğini giyerdi.

1. O irmik kokulu neftî bluzuyla vanilya kokulu gri etekliğini giyerdi.


Lisan : İtalyanca vaniglia

Telaffuz : vani'lya

Vanlı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Van ilinden olan kimse


Özel: Evet

Vanlılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vanlı olma durumu


Özel: Evet

vantilatör

İlgili Kelimeler:

vantilatör kayışı

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sıcak ve durgun havayı dalgalandırarak esinti sağlayan veya böyle bir ortama temiz hava üfleyen alet

Örnek:

1. Babası, vantilatörün sesine ve dönüşüne tahammül edemezmiş.

1. Babası, vantilatörün sesine ve dönüşüne tahammül edemezmiş.

2. Bazı tarım alet veya makinelerinde tohumları savurmak, temizlemek için içeriye hava çeken alet

3. Motorlu taşıtların iç havasını değiştirmeye yarayan düzen

4. Mekanik veya elektronik bir aletin soğutma düzeneği


Lisan : Fransızca ventilateur

Telaffuz : l ince okunur

vantilatör kayışı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Taşıtlarda motor gücünü vantilatöre aktararak dönmesini sağlayan kayış


vantrilok
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Karnından konuşan


Lisan : Fransızca ventrilogue

Telaffuz : l ince okunur

vantuz
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Deri üzerine yapıştırılarak çekip emmeye yarayan şişe vb. alet, çekmen


Lisan : Fransızca ventouse

vantuz çekmek
Anlamı:

1. şişe çekmek

Örnek:

1. Doktor geldi, ilaç yazdı, sırtıma vantuz çekti.

1. Doktor geldi, ilaç yazdı, sırtıma vantuz çekti.


vapur

İlgili Kelimeler:

vapurdumanı, arabalı vapur, araba vapuru, dilenci vapuru, kara vapuru

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Su buharı gücüyle çalışan gemi

Örnek:

1. Vapur saat birde hareket etti.

1. Vapur saat birde hareket etti.


Lisan : Fransızca vapeur

vapurcu
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vapur işleten kimse


vapurculuk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vapur işletme işi


vapurdumanı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Koyu gri renk, füme

2. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bu renkte olan

Örnek:

1. Fakat bu akşam vapurdumanı gözlüğü altında parlak ve faal duran gözleri sanki biraz gölgelenmiş, daha ziyade koyulaşmıştı.

1. Fakat bu akşam vapurdumanı gözlüğü altında parlak ve faal duran gözleri sanki biraz gölgelenmiş, daha ziyade koyulaşmıştı.


Telaffuz : vapu'rdumanı

var

İlgili Kelimeler:

var gücüyle, var hızıyla, var kuvvetiyle, varoluş, varsanı, varsayım, varsaymak, varyemez, var yılı, vara yoğa, varı yoğu

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Mevcut, evrende veya düşüncede yer alan, yok karşıtı

2. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Sahiplik bildiren olumlu ad cümleleri kuran bir söz

Örnek:

1. Rahatsız etmek istemem hem de işim var.

1. Rahatsız etmek istemem hem de işim var.

3. isim , isim , isim , isim , Elde bulunan her şey

Örnek:

1. Elimizden alınan şeyler bütün varımız ve bütün varlığımızdır.

1. Elimizden alınan şeyler bütün varımız ve bütün varlığımızdır.


var (veya varın veya varsın veya varsınlar)
Anlamı:

1. istersen (isterse...) gibi konuşulan iş üzerinde bir kimseyi serbest bırakmayı anlatan bir söz

Örnek:

1. Var, bildiğini yap. Varsın gelmesin.

1. Var, bildiğini yap. Varsın gelmesin.

2. `var kıyas et, varın hesap edin` biçiminde, bu kıyas ve hesabın vereceği önemli sonuca dikkat çekmek için kullanılan bir söz

3. önüne getirildiği cümleye ısrarlı istek düşüncesi katarak `tek` anlamında kullanılan bir söz

4. `haydi` anlamında kendisinden sonra kullanılan fiilin yapılması gerektiğini anlatan bir söz

Örnek:

1. Varın söylen İrfani'ye yarım ölmesin.

1. Varın söylen İrfani'ye yarım ölmesin.


var etmek
Anlamı:

1. meydana getirmek

Örnek:

1. Tolstoy'un caydığı, toplumsal hayatın erdenliği gitgide kırsal törenin dışında var etmek zorunda olduğudur.

1. Tolstoy'un caydığı, toplumsal hayatın erdenliği gitgide kırsal törenin dışında var etmek zorunda olduğudur.


var gücüyle
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Olanca gücüyle, var kuvvetiyle

Örnek:

1. Azar azar büyüyen aydınlığa doğru var gücümle koşuyordum.

1. Azar azar büyüyen aydınlığa doğru var gücümle koşuyordum.


var hızıyla
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Olanca hızıyla


var kuvvetiyle
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Var gücüyle

Örnek:

1. Sandalı var kuvvetiyle iterek içine bir lastik top çevikliğiyle atladı.

1. Sandalı var kuvvetiyle iterek içine bir lastik top çevikliğiyle atladı.


var ol!
Anlamı:

1. yaşa!

Örnek:

1. Var ol, Halit ağabey!

1. Var ol, Halit ağabey!


var olmak
Anlamı:

1. sağ olmak, yaşamak