Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
vadesi gelmek (veya dolmak)
Anlamı:

1. süresi dolmak, zamanı gelmek

Örnek:

1. Villanın vadesi ocak sonunda geliyordu, değil mi?

1. Villanın vadesi ocak sonunda geliyordu, değil mi?

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , ömrü sona ermek, eceli gelmek


vadesi yetmek
Anlamı:

1. ölmek


vadesiz

İlgili Kelimeler:

vadesiz hesap, vadesiz mevduat

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vadesi olmayan

2. Süresi sınırlandırılmamış


vadesiz hesap
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Süresi belirlenmemiş, paranın istenildiği zaman çekilebilmesine imkân tanıyan banka hesabı, vadesiz mevduat


vadesiz mevduat
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vadesiz hesap


vadetme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vadetmek işi


vadetmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Bir işi yerine getireceğine söz vermek

Örnek:

1. Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın / Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın

1. Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın / Kim bilir, belki yarın belki yarından da yakın

2. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Davranışıyla, tutumuyla bir işi yapacağı duygusunu uyandırmak, umut vermek

Örnek:

1. İlmin tatbikatında başarılar sağlayışı insanoğluna pek çok şey vadediyor.

1. İlmin tatbikatında başarılar sağlayışı insanoğluna pek çok şey vadediyor.


Lisan : Arapça vaʿd + Türkçe etmek

Telaffuz : va:'detmek

vadi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İki dağ arasındaki çukurca arazi veya geçit, koyak

Örnek:

1. Vadinin hemen kıyı başında idi ve çevresinde beş karaltı vardı.

1. Vadinin hemen kıyı başında idi ve çevresinde beş karaltı vardı.

2. eskimiş , eskimiş , mecaz , mecaz , eskimiş , eskimiş , mecaz , mecaz , Çalışma alanı, tutulan yol, benimsenen tarz

Örnek:

1. Münakaşa kızışınca lakırtıyı hemen meslek bakımından çok zararlı bir vadiye yani şahsiyata sürüklediklerini hatırlarız.

1. Münakaşa kızışınca lakırtıyı hemen meslek bakımından çok zararlı bir vadiye yani şahsiyata sürüklediklerini hatırlarız.


Lisan : Arapça vādī

Telaffuz : va:di:

vadiye dökülmek
Anlamı:

1. sohbet belirli bir konuya kaymak

Örnek:

1. Musahabe bu vadiye dökülünce tekrar karışmak ihtiyacını duydum.

1. Musahabe bu vadiye dökülünce tekrar karışmak ihtiyacını duydum.


Ön Takı : (bir şey, bir)

vadolunma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vadolunmak işi


vadolunmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Bir iş yerine getirilmek üzere söz verilmek


Lisan : Arapça vaʿd + Türkçe olunmak

Telaffuz : va:'dolunmak

vaftiz

İlgili Kelimeler:

vaftizhane

Anlamı:

1. isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , Hristiyanlıkta doğduktan kısa bir süre sonra çocuğa ilk günahını silmek ve onu Hristiyanlaştırmak amacıyla yapılan kutsal işlem


Lisan : Rumca

vaftizhane
Anlamı:

1. isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , Vaftiz yapılan yer


Lisan : Rumca + Farsça ḫāne

Telaffuz : vaftizha:ne

vagon

İlgili Kelimeler:

çekmeli vagon, yataklı vagon, yemekli vagon, sarnıç vagonu, yük vagonu

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yük ve yolcu taşımakta kullanılan, lokomotifin çektiği demir yolu aracı

Örnek:

1. Protokole filan sığmamasına rağmen dönüşte beni tekrar vagonuna çağırttı.

1. Protokole filan sığmamasına rağmen dönüşte beni tekrar vagonuna çağırttı.


Lisan : Fransızca wagon

vagonet
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Yana veya arkaya doğru devrilebilen ve bazı toprak düzleme işlerinde kullanılan küçük vagon

Örnek:

1. Boş kömür vagonetlerine bindik.

1. Boş kömür vagonetlerine bindik.


Lisan : Fransızca wagonnet

vagotoni
Anlamı:

1. isim , isim , tıp , tıp , isim , isim , tıp , tıp , Bir sinirsel rahatsızlık türü


Lisan : Fransızca vagotonie

vah

İlgili Kelimeler:

ah vah, ahuvah, vah vah

Anlamı:

1. ünlem , ünlem , ünlem , ünlem , `Yazık` anlamında söylenen bir söz


Lisan : Arapça vāh

vah vah
Anlamı:

1. ünlem , ünlem , ünlem , ünlem , `Çok yazık` anlamında kullanılan bir söz


vaha
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Çöllerde çoğu kez yüze çıkan yer altı sularının yarattığı tarım veya yerleşme bölgesi


Lisan : Arapça vāḥa

Telaffuz : va:ha

vahamet
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Güçlük, korkulacak tehlikeli durum

Örnek:

1. İşin aramızda mutlak bir ayrılıkla halledilmesi lazım gelecek derecede vahameti olmadığını anlıyorum.

1. İşin aramızda mutlak bir ayrılıkla halledilmesi lazım gelecek derecede vahameti olmadığını anlıyorum.


Lisan : Arapça vaḫāmet

Telaffuz : vaha:met

vahamet kesbetmek
Anlamı:

1. gittikçe zorlaşmak, tehlikeli ve korkulacak bir durum almak


vahametli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vahim


vahdaniyet
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , eskimiş , eskimiş , din bilgisi , din bilgisi , Tanrı'nın birliği, bir olması


Lisan : Arapça vaḥdāniyyet

Telaffuz : vahda:niyet

vahdet

İlgili Kelimeler:

vahdetivücut

Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Bir olma, tek olma, birlik, teklik


Lisan : Arapça vaḥdet

vahdetivücut
Anlamı:

1. isim , isim , felsefe , felsefe , isim , isim , felsefe , felsefe , Varlık birliği


Lisan : Arapça vaḥdet + vücūd

Telaffuz : vahde'tivücu:du