Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
uzuv
Anlamı:

1. isim , isim , anatomi , anatomi , isim , isim , anatomi , anatomi , Organ

Örnek:

1. Çünkü aşırı soğuk nedeniyle donan bu uzuvların kırılıvermesi için onlara hafifçe bir fiske vurmak yeterliydi.

1. Çünkü aşırı soğuk nedeniyle donan bu uzuvların kırılıvermesi için onlara hafifçe bir fiske vurmak yeterliydi.

2. anatomi , anatomi , anatomi , anatomi , Üye

3. Parça

Örnek:

1. Çocuk, öğrendiği itiyatlar ve dil sayesinde ailesinin bir uzvu hâline gelir.

1. Çocuk, öğrendiği itiyatlar ve dil sayesinde ailesinin bir uzvu hâline gelir.

4. Unsur

Örnek:

1. Aruz, şiir lisanımızın vücudunda bel kemiği gibi esaslı bir uzuvdur.

1. Aruz, şiir lisanımızın vücudunda bel kemiği gibi esaslı bir uzuvdur.


Lisan : Arapça ʿużv

uzuvca
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Organ bakımından

Örnek:

1. Uzuvca, ruhça sapasağlam bir verasetle dünyaya gelmişti.

1. Uzuvca, ruhça sapasağlam bir verasetle dünyaya gelmişti.


Telaffuz : uzu'vca

uzvi

İlgili Kelimeler:

uzvi kimya

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Organik

Örnek:

1. Bu uzvi acı, onu galeyanın son raddesine getirerek ağlattı.

1. Bu uzvi acı, onu galeyanın son raddesine getirerek ağlattı.


Lisan : Arapça ʿużvī

Telaffuz : uzvi:

uzvi kimya
Anlamı:

1. isim , isim , kimya , kimya , isim , isim , kimya , kimya , Organik kimya


uzviyet
Anlamı:

1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , anatomi , anatomi , isim , isim , eskimiş , eskimiş , anatomi , anatomi , Organizma

Örnek:

1. Dil yaşayan bir uzviyettir.

1. Dil yaşayan bir uzviyettir.


Lisan : Arapça ʿużviyyet

V
Anlamı:

1. kimya , kimya , kimya , kimya , Vanadyum elementinin simgesi


V yaka
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , `V` harfi biçiminde olan yaka


v, V

İlgili Kelimeler:

V yaka

Anlamı:

1. Türk alfabesinin yirmi yedinci sırasında yer alan ve Ve adı verilen bu harf, ses bilimi bakımından yumuşak, diş-dudak ünsüzünü gösterir

2. Romen rakamları dizisinde 5 sayısını gösteren işaret


vaadinde durmak
Anlamı:

1. vaadini tutmak


vaadini tutmak
Anlamı:

1. verdiği sözü yerine getirmek


vaat

İlgili Kelimeler:

vadetmek, vadolunmak, akit vaadi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir işi yerine getirmek için verilen söz

Örnek:

1. Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi?

1. Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi?


Lisan : Arapça vaʿd

vaatte bulunmak
Anlamı:

1. söz vermek


vaaz
Anlamı:

1. isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , Cami, mescit vb. yerlerde vaizlerin yaptığı, genellikle öğüt niteliği taşıyan dinî konuşma


Lisan : Arapça vaʿẓ

vaaz etmek
Anlamı:

1. cami, mescit vb. yerlerde dinî konuşma yapmak

Örnek:

1. Köylerde ne yapacağını sordu, anlattılar: Namaz kıldırmalı, vaaz etmeli...

1. Köylerde ne yapacağını sordu, anlattılar: Namaz kıldırmalı, vaaz etmeli...


vaaz vermek
Anlamı:

1. vaaz etmek

Örnek:

1. Nasrullah Camii'nde verdiği büyük siyasi vaaz bütün gönülleri fethetmişti.

1. Nasrullah Camii'nde verdiği büyük siyasi vaaz bütün gönülleri fethetmişti.


vabeste
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Bağlı

Örnek:

1. Düşünmemek, biraz değil birçok içmeye vabeste idi.

1. Düşünmemek, biraz değil birçok içmeye vabeste idi.


Lisan : Farsça vābeste

Telaffuz : va:beste

vacip
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , din bilgisi , din bilgisi , sıfat , sıfat , din bilgisi , din bilgisi , İslam dinine göre yapılması gerekli olan

Örnek:

1. Kurban Bayramı'nda her zenginin kurban kesmesi vaciptir.

1. Kurban Bayramı'nda her zenginin kurban kesmesi vaciptir.

2. Yapılması gerekli olan


Lisan : Arapça vācib

Telaffuz : va:cip

vacip olmak
Anlamı:

1. din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , din bilgisi , İslam dinine göre yapılması gerekli olmak

2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , yapılması gerekli olmak

Örnek:

1. Ayağın nasıl olup da mezbeleye atıldığını bulmak artık başhemşireye vacip olmuştur.

1. Ayağın nasıl olup da mezbeleye atıldığını bulmak artık başhemşireye vacip olmuştur.


vade

İlgili Kelimeler:

vade bitimi, vade sonu

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir işin yapılması veya bir borcun ödenmesi için tanınan süre, mühlet, mehil


Lisan : Arapça vaʿde

Telaffuz : va:de

vade bitimi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Süre sonu


vade sonu
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Süre sonu


vadeli

İlgili Kelimeler:

vadeli hesap, vadeli mevduat, vadeli satış, kısa vadeli, uzun vadeli

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Vadesi olan

2. Süresi sınırlanmış


vadeli hesap
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Belirli bir süre için açılmış banka hesabı, vadeli mevduat


vadeli mevduat
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vadeli hesap


vadeli satış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Karşılığı ileride ödenmek üzere yapılan satış