Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
Bağlar
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri


Özel: Evet

Telaffuz : ba'ğlar

bağlaşık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Aralarında anlaşma veya sözleşme sağlanmış olan (kimse veya topluluk), müttefik

2. Sonuç, sebep gibi birbiriyle sıkı sıkıya bağlı ve karşılıklı bağımlı olan (nesne, terim)


bağlaşıklık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağlaşık olma durumu


bağlaşım
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Eşleme

2. Aralarında ortak çıkar bulunan devletler ilişkisi

3. fizik , fizik , fizik , fizik , Bir dizgenin veya alt dizgenin başka bir dizge üzerindeki etkisi


bağlaşımlı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Aralarında karşılıklı destek ve bağımlılık bulunan

Örnek:

1. Bağlaşımlı devletler.

1. Bağlaşımlı devletler.


bağlaşımsız
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Aralarında karşılıklı destek ve bağımlılık bulunmayan


bağlaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağlaşmak işi, ittifak


bağlaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , nesnesiz , nesnesiz , -le , -le , Bir şey yapmak için birbirine antlaşma veya sözleşme ile bağlanmak, ittifak etmek


bağlatabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağlatabilmek işi


bağlatabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bağlatma ihtimali veya imkânı bulunmak

2. Bağlatmaya gücü yetmek


bağlatma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağlatmak işi


bağlatmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bağlama işini yaptırmak


bağlattırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağlattırmak işi


bağlattırmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Bağlatma işini yaptırmak


bağlayabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağlayabilmek işi


bağlayabilmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Bağlama ihtimali veya imkânı bulunmak

Örnek:

1. Büyük bir sevinç içinde olan Mevlâna, artık onu muhitine bağlayabilmek için bir çare düşünmüştü.

1. Büyük bir sevinç içinde olan Mevlâna, artık onu muhitine bağlayabilmek için bir çare düşünmüştü.

2. Bağlamaya gücü yetmek


bağlayıcı

İlgili Kelimeler:

bağlayıcı ünlü, bağlayıcı ünsüz

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bağlama niteliği olan

2. dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , dil bilgisi , Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan: `Ve` bağlayıcı bir edattır

3. Uyulması zorunlu

Örnek:

1. Anayasanın bağlayıcı hükümleri.

1. Anayasanın bağlayıcı hükümleri.

4. kimya , kimya , kimya , kimya , Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü


bağlayıcı ünlü
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Ünsüzle biten kelime kök ve gövdelerine ünsüz ile başlayan ek getirildiğinde kök ile eki birbirine bağlayan ünlü, bağlantı ünlüsü: al-ı-r, aç-ı-l-mak, gec-i-k-mek vb


bağlayıcı ünsüz
Anlamı:

1. isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , isim , isim , dil bilgisi , dil bilgisi , Ünlü ile biten kelime kök ve gövdelerine ünlü ile başlayan bir ek eklendiğinde araya giren `y` ünsüzü, koruyucu ünsüz, koruma ünsüzü, bağlantı ünsüzü: okul-da-y-ım, eski-y-ince vb


bağlayıcılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağlayıcı olma durumu


bağlayış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağlama işi


bağlayıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bağlayıvermek işi


bağlayıvermek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -i , -i , -e , -e , -i , -i , Çabucak bağlamak


Telaffuz : bağlayı'vermek

bağlı

İlgili Kelimeler:

bağlı kredi, bağlı su, ayağı bağlı, başı bağlı, dili bağlı, gözü bağlı

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bir bağ ile tutturulmuş olan

Örnek:

1. Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı.

1. Günlerden beri bağlı duran demir, sert bir hırıltıyla denize daldı.

2. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste

Örnek:

1. Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı

1. Ekinlerin gürleşmesi yağmura bağlıdır, Sevincimiz üzüntümüz / Hep sana bağlı

3. Sınırlanmış, sınırlı

Örnek:

1. Tüzüğe bağlı bir işlem.

1. Tüzüğe bağlı bir işlem.

4. Kapatılmış olan, kapalı

Örnek:

1. Bağlı geçit.

1. Bağlı geçit.

5. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan

Örnek:

1. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun bağlı kuruluşlarını ziyaret ettim.

1. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun bağlı kuruluşlarını ziyaret ettim.

6. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun

Örnek:

1. Çocuklarına bağlı ana.

1. Çocuklarına bağlı ana.

7. halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , halk ağzında , Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek)


bağlı kalmak
Anlamı:

1. uymak, tabi olmak

Örnek:

1. Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma ant içerim.

1. Atatürk ilke ve inkılaplarına ve laik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma ant içerim.