Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
şaşılık
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şaşı olma durumu

2. tıp , tıp , tıp , tıp , Göz kaslarının kasılması sırasında eş güdüm bozukluğu dolayısıyla gözlerin aynı noktaya odaklanmaması, görüntünün ağ tabaka üzerine uygun noktaya düşmemesi durumu


şaşılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şaşılmak işi


şaşılmak fiil
Anlamı:

1. -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , -e , -e , nesnesiz , nesnesiz , Şaşkınlığa uğranılmak

Örnek:

1. Cidden şaşılacak şeyler yapıyor.

1. Cidden şaşılacak şeyler yapıyor.


sasıma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Sasımak işi, tefessüh


sasımak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , nesnesiz , nesnesiz , halk ağzında , halk ağzında , Kokuşmak, tefessüh etmek


şaşırabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şaşırabilmek işi


şaşırabilmek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Şaşırma ihtimali veya imkânı bulunmak


şaşırıp kalmak
Anlamı:

1. çok şaşırmak, büyük bir şaşkınlığa düşmek

Örnek:

1. Beni ilk defa dersler dışında konuşup gülerken görüyor, şaşırıp kalıyorlardı.

1. Beni ilk defa dersler dışında konuşup gülerken görüyor, şaşırıp kalıyorlardı.


şaşırış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şaşırma işi


şaşırıverme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şaşırıvermek işi


şaşırıvermek fiil
Anlamı:

1. -e , -e , -e , -e , Beklenmeyen bir durum karşısında şaşırmak


Telaffuz : şaşırı'vermek

şaşırma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şaşırmak işi


şaşırmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek, içinden çıkamamak

Örnek:

1. Genç kızlar erkeklerin iltifatlarına nasıl karşılık vereceklerini şaşırmışlardı.

1. Genç kızlar erkeklerin iltifatlarına nasıl karşılık vereceklerini şaşırmışlardı.

2. Doğru, gerçek ve gerekli olanı ayırt edemeyecek duruma gelmek

Örnek:

1. Hastasını muayene ederken başında bulundular mı, hele söz söylediler mi eli ayağı dolaşır, ya kalbi bulamaz ya nabzı şaşırır.

1. Hastasını muayene ederken başında bulundular mı, hele söz söylediler mi eli ayağı dolaşır, ya kalbi bulamaz ya nabzı şaşırır.

3. Herhangi bir durum karşısında şaşkınlık duymak, hayret etmek


şaşırtabilme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şaşırtabilmek işi


şaşırtabilmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Şaşırtma ihtimali veya imkânı bulunmak

Örnek:

1. Bilgiyi kurup iletmede konuşmanın başarısı şaşırtabilir çok kimseyi.

1. Bilgiyi kurup iletmede konuşmanın başarısı şaşırtabilir çok kimseyi.

2. Şaşırtma becerisi bulunmak


şaşırtı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Beklenmeyen ve insanı şaşırtarak sevindiren veya üzen olay, beklenmedik durum, sürpriz


şaşırtma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şaşırtmak işi


şaşırtmaca
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Şaşırtmak için yapılan oyun


şaşırtmak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Şaşırmasına sebep olmak

Örnek:

1. İşte Galip, böyle bir muhitte herkesi şaşırtan büyük bir kabiliyetle meydana çıkıverdi.

1. İşte Galip, böyle bir muhitte herkesi şaşırtan büyük bir kabiliyetle meydana çıkıverdi.

2. Yanıltmak

3. bitki bilimi , bitki bilimi , bitki bilimi , bitki bilimi , Daha iyi yetişmelerini sağlamak için ağaç fidanlarının veya çiçek fidelerinin yerlerini değiştirmek

4. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Şaşkınlaşmak, şaşmak


şaşkaloz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , hakaret yollu , hakaret yollu , sıfat , sıfat , hakaret yollu , hakaret yollu , Şaşı (kimse)

2. Şaşkın (kimse)


şaşkın

İlgili Kelimeler:

şaşkın şavalak

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş

Örnek:

1. Şaşkınım, çenem, dudaklarım, dilim sanki artık beni dinlemiyorlar.

1. Şaşkınım, çenem, dudaklarım, dilim sanki artık beni dinlemiyorlar.

2. Akılsız, sersem, budala


şaşkın şavalak
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Şaşkın şaşkın

Örnek:

1. Şehirler dümdüz edilmiş, fabrikalar yıkılmış, taş üstünde taş kalmamış. Sağ kalan talihsizler şaşkın şavalak etrafa bakınıyor.

1. Şehirler dümdüz edilmiş, fabrikalar yıkılmış, taş üstünde taş kalmamış. Sağ kalan talihsizler şaşkın şavalak etrafa bakınıyor.


şaşkına çevirmek
Anlamı:

1. şaşırtmak

Örnek:

1. Bir mektupla kadınlarınız sizi şaşkına çeviriyorlar.

1. Bir mektupla kadınlarınız sizi şaşkına çeviriyorlar.


şaşkına dönmek
Anlamı:

1. beklenmedik bir durum karşısında şaşkınlaşmak

Örnek:

1. Bunlar da Mustafa Kemal'i ifratlı hareketlere, yanlış yollara sevk etmek töhmeti altında bunalmış, şaşkına dönmüş idiler.

1. Bunlar da Mustafa Kemal'i ifratlı hareketlere, yanlış yollara sevk etmek töhmeti altında bunalmış, şaşkına dönmüş idiler.


şaşkınca
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Şaşkın bir biçimde, şaşkıncasına


Telaffuz : şaşkı'nca