92406 kayıt bulundu.
1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Gölge balığı
1. isim , isim , isim , isim , Baston, sopa
2. Sopayla atılan dayak, patak
Lisan : Farsça kūtek
1. -i , -i , -i , -i , Bir harita veya taslaktaki miktarın kotlarını koymak, numaralamak
1. isim , isim , isim , isim , Galeta ununa bulanarak yağda kızartılmış pirzola
Lisan : Fransızca côtelette panée
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Pamuktan yapılan (kumaş vb.)
Lisan : Fransızca coton
1. isim , isim , isim , isim , İbrişim gibi parlak ve kalın bir cins pamuk iplik
Lisan : Fransızca coton perlé
Telaffuz : kotonpe'rle
1. isim , isim , isim , isim , Irmak ve göl ağızlarında kurulan ve ince kazıklarla kamışlardan yapılma dalyan
Telaffuz : ko'tra
1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Çoğunlukla bir direkli, randası olan, ince gövdeli yelkenli
1. Açıkta demir atmış kotrayı görüyor musun?
1. Açıkta demir atmış kotrayı görüyor musun?
Lisan : Fransızca cotre
Telaffuz : ko'tra
kötü adam, kötü göz, kötü haber, kötü huylu, kötü kadın, kötü kalpli, kötü yol, iyi kötü, iyisiyle kötüsüyle
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı
1. Hamakat, dalalet ve kötü niyetin bu kadarına söylenebilecek bir şey yoktur.
1. Hamakat, dalalet ve kötü niyetin bu kadarına söylenebilecek bir şey yoktur.
2. Zararlı, tehlikeli
1. Kötü adam.
1. Kötü adam.
3. Korku, endişe veren
1. Yabancının bu kötü kastına yalnız azmimizle karşı koyduk.
1. Yabancının bu kötü kastına yalnız azmimizle karşı koyduk.
4. Kaba ve kırıcı
1. Kızına söylemedik kötü lakırtı bırakmamış.
1. Kızına söylemedik kötü lakırtı bırakmamış.
5. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan
6. zarf , zarf , zarf , zarf , Aşırı, çok
1. Kız, oğlana kötü tutuldu.
1. Kız, oğlana kötü tutuldu.
1. isim , isim , sinema , sinema , televizyon , televizyon , isim , isim , sinema , sinema , televizyon , televizyon , Filmlerde izleyiciye sevimsiz gelen, filmin kahramanıyla çekişme durumunda olan ve sonunda çoğu kez yenilen kimse
1. bir kimse için iyi olmayan düşünceler beslemek, bunu belli edercesine bakmak
1. Tiyatroda kimse kimseye kötü gözle bakamaz.
1. Tiyatroda kimse kimseye kötü gözle bakamaz.
2. cinsel duygu ile bakmak
1. Ben bu kambur kızdan hoşlanmışsam, onu sevmişsem neden ona kötü gözle bakmış olayım?
1. Ben bu kambur kızdan hoşlanmışsam, onu sevmişsem neden ona kötü gözle bakmış olayım?
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Huyu kötü olan (kimse)
2. Öldürme tehlikesi olan, habis (hastalık), kötücül
1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Herkesin kötülüğünü isteyen, başkaları için kötülük düşünen, fena kalpli