Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
kişiler arası ilişki
Anlamı:

1. isim , isim , toplum bilimi , toplum bilimi , isim , isim , toplum bilimi , toplum bilimi , Bireyler arasındaki toplumsal etkileşim veya karşılaşma


kişileşme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kişileşmek işi


kişileşmek fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kişilik kazanmak


kişileştirme
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kişileştirmek işi

2. edebiyat , edebiyat , edebiyat , edebiyat , Cansız varlıkları veya hayvanları insanmış gibi gösterme, canlandırma, teşhis, teşhis ve intak

Örnek:

1. Bu dönemin oyunlarında en önemli kişileştirme yöntemi, kişileri olumlu ve olumsuz karşıtlığı içinde çizmektir.

1. Bu dönemin oyunlarında en önemli kişileştirme yöntemi, kişileri olumlu ve olumsuz karşıtlığı içinde çizmektir.


kişileştirmek fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Kişileşme işini yaptırmak


kişilik

İlgili Kelimeler:

kişilik dışı, bilirkişilik, çift kişilik, nörotik kişilik, tek kişilik, tüzel kişilik

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir kimseye özgü belirgin özellik, manevi ve ruhsal niteliklerinin bütünü, şahsiyet

Örnek:

1. Birbirinden çok farklı kişiliklere sahip insanlar, zamanlarının büyük bölümünü bir arada geçirmek zorundaydılar.

1. Birbirinden çok farklı kişiliklere sahip insanlar, zamanlarının büyük bölümünü bir arada geçirmek zorundaydılar.

2. İnsanlara yakışacak durum ve davranış

3. toplum bilimi , toplum bilimi , toplum bilimi , toplum bilimi , Bireyin toplumsal hayatı içinde edindiği alışkanlıkların ve davranışların bütünü

4. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Herhangi bir kişi için, herhangi bir kişiye yetecek miktarda olan

Örnek:

1. Dün akşamki içkili aşevi tenhaydı, kapıya yakın iki kişilik bir masaya oturdu.

1. Dün akşamki içkili aşevi tenhaydı, kapıya yakın iki kişilik bir masaya oturdu.

5. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Herhangi bir sayıda kişiden oluşan

Örnek:

1. Biz kadın, kız ve çocuk, on altı kişilik bir kafile olduk.

1. Biz kadın, kız ve çocuk, on altı kişilik bir kafile olduk.

6. Yabanlık


kişilik dışı
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kişisel olmayan, gayrişahsi


kişilik kazanmak
Anlamı:

1. bir kişinin öz yapısı, kişiliği belirginleşmek


kişilikli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kişiliği olan, şahsiyetli


kişiliklilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kişilikli olma durumu, şahsiyetlilik


kişiliksiz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kişiliği olmayan, şahsiyetsiz


kişiliksizlik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kişiliksiz olma durumu, şahsiyetsizlik


kısılış
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kısılma işi


kısılma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kısılmak işi


kısılmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Hacmi, niceliği azalmak

2. Hafifçe kapanmak

Örnek:

1. Nablusluların rengi, asılmış adamların rengine döndü, dudakları kısıldı.

1. Nablusluların rengi, asılmış adamların rengine döndü, dudakları kısıldı.

3. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kaçıp kurtulma yolu kalmamak

Örnek:

1. Kapana kısıldı.

1. Kapana kısıldı.


kısım
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Parçalara ayrılmış bir şeyin her bölümü, bölük, kesim

Örnek:

1. Felsefenin teorik olan kısmına pek aldırmaz.

1. Felsefenin teorik olan kısmına pek aldırmaz.

2. Bir cinsten veya meslekten olanların tümü

Örnek:

1. Kadın kısmı tutunacak yer ister, güvenecek yer ister.

1. Kadın kısmı tutunacak yer ister, güvenecek yer ister.

3. Kol

Örnek:

1. Bankanın kambiyo kısmında çalışıyorum.

1. Bankanın kambiyo kısmında çalışıyorum.


Lisan : Arapça ḳism

kısımlama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kısımlamak işi


kısımlamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , -i , -i , halk ağzında , halk ağzında , Tek elle avuçlamak


kısımlık
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Bölümlük

Örnek:

1. Cenabet karının oyunları da en aşağı yedi sekiz kısımlıktır, çok bekletir.

1. Cenabet karının oyunları da en aşağı yedi sekiz kısımlıktır, çok bekletir.


kışın
Anlamı:

1. zarf , zarf , zarf , zarf , Kış mevsiminde, kış süresince

Örnek:

1. Cuma ve pazartesi geceleri, kışın Aksaray'daki evimizde boza partisi verilirdi.

1. Cuma ve pazartesi geceleri, kışın Aksaray'daki evimizde boza partisi verilirdi.


Telaffuz : kı'şın

kişinin kendine ettiğini kimse edemez
Anlamı:

1. `bir kimse kimi zaman tedbirsizliği yüzünden öyle yanlış iş yapar, başını öyle derde sokar ki böyle bir kötülüğü başkaları ona yapamaz` anlamında kullanılan bir söz


kısınma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kısınmak işi


kısınmak fiil
Anlamı:

1. -e , -e , halk ağzında , halk ağzında , -e , -e , halk ağzında , halk ağzında , Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak, imsak etmek


kısıntı
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Her türlü gereksinimi karşılamada tutumlu davranma, kısma, azaltma


kısıntı yapmak
Anlamı:

1. tutumlu davranmak

2. azaltmak

Örnek:

1. Bu durum, ister istemez evi doldurup boşaltanlarda da kısıntı yapmamızı gerektiriyordu.

1. Bu durum, ister istemez evi doldurup boşaltanlarda da kısıntı yapmamızı gerektiriyordu.