Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
kabuğumsu
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kabuksu


kabuğuna çekilmek
Anlamı:

1. dışarısı ile olan ilişkilerini kesmek, kimse ile görüşmemek

Örnek:

1. Arkadaşı, hükûmet aleyhine konuşmaya başlayınca Fuat kabuğuna çekilmek lüzumunu duyar ve başını önüne eğip susmasını bilirdi.

1. Arkadaşı, hükûmet aleyhine konuşmaya başlayınca Fuat kabuğuna çekilmek lüzumunu duyar ve başını önüne eğip susmasını bilirdi.


kabuğunu çatlatmak (veya kırmak)
Anlamı:

1. içinde bulunduğu güç, olumsuz veya kötü durumdan kurtulup rahatlamak


kabuk

İlgili Kelimeler:

kabuk bilimi, kabuk böcekleri, kabuk değiştirme, kabuk kahvesi, kabuk yönetim, beyin kabuğu, böcekkabuğu, deniz kabuğu, fındıkkabuğu, limon kabuğu, meyve kabuğu, yer kabuğu

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm, kışır

Örnek:

1. Ağaç kabuğu.

1. Ağaç kabuğu.

2. Meyve kabuğu.

2. Meyve kabuğu.

3. Midye kabuğu.

3. Midye kabuğu.

2. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü

3. gök bilimi , gök bilimi , gök bilimi , gök bilimi , Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman

Örnek:

1. Yer kabuğu.

1. Yer kabuğu.

4. tıp , tıp , tıp , tıp , Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm

5. hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü, kavkı

Örnek:

1. Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak.

1. Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak.


kabuk bağlamak (veya tutmak)
Anlamı:

1. üstünde kabuk oluşturmak, kabuklanmak

Örnek:

1. Hani insanın bir yerinde bir çıban çıkar da kabuk tutar.

1. Hani insanın bir yerinde bir çıban çıkar da kabuk tutar.

2. üstünden zaman geçtiği için etkisi azalmak


kabuk bilimi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kabukları inceleyen bilim dalı


kabuk böcekleri
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Kın kanatlılar takımına giren, kabuğun hemen altındaki odun katını kemirerek oyan ve böylece birçok orman ve meyve ağacının kurumasına yol açan familya


kabuk değiştirme
Anlamı:

1. isim , isim , toplum bilimi , toplum bilimi , isim , isim , toplum bilimi , toplum bilimi , Kendisini farklılaştırma


kabuk gibi
Anlamı:

1. sağlam, sert (kumaş)


kabuk kahvesi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Antep fıstığı kabuğunun öğütülmüş ve hafifçe kavrulmuşu ile yapılan ve kahveye benzeyen içecek


kabuk yönetim
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İç yapısı belli olmayan, belirsiz kalan yönetim


kabuklanma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kabuklanmak işi

2. jeoloji , jeoloji , jeoloji , jeoloji , Bir lav akıntısı veya bir lav gölü yüzeyinin katılaşması


kabuklanmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kabuk oluşmak, kabuk bağlamak


kabuklaşma
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Kabuklaşmak işi


kabuklaşmak fiil
Anlamı:

1. nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , nesnesiz , Kabuk durumunu almak, kabuk gibi sertleşmek


kabuklu

İlgili Kelimeler:

kabuklu bit

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kabuğu olan


kabuklu bit
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Koşnil


kabuklular
Anlamı:

1. isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , isim , isim , hayvan bilimi , hayvan bilimi , Kabukları yapılarındaki kireçli tuzlar dolayısıyla sertleşmiş olan, solunum aygıtları balıklara benzeyen, çok hücreli hayvanlardan eklem bacaklılar sınıfı

Örnek:

1. Yengeç ve ıstakoz kabuklulardandır.

1. Yengeç ve ıstakoz kabuklulardandır.


kabuksu
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kabuğu andıran, kabuğa benzeyen, kabuk gibi, kabuğumsu

Örnek:

1. Kabuksu tüyler.

1. Kabuksu tüyler.


kabuksuz
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Kabuğu olmayan


kabuksuz yumurtlatmak
Anlamı:

1. bir işi ivedilikle yaptırıp eksik kalmasına yol açmak


kabul

İlgili Kelimeler:

kabul günü, kabul kredisi, kabul odası, kabul resmi, kabul salonu, kabul töreni, kabul yeri, hüsnükabul, kayıt kabul, ön kabul, resmikabul

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma

Örnek:

1. Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden

1. Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden

2. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma

Örnek:

1. Başımı kaşıyacak vaktim yok. Kabul saatlerine dikkat oluna!

1. Başımı kaşıyacak vaktim yok. Kabul saatlerine dikkat oluna!

3. Sunulan bir şeyi, armağanı alma

4. Bir öneriyi uygun bulma, onaylama

5. Bir yere alınma

Örnek:

1. Okula kabulüm için dilekçe verdim.

1. Okula kabulüm için dilekçe verdim.

6. ticaret , ticaret , ticaret , ticaret , Akseptans


Lisan : Arapça ḳabūl

Telaffuz : kabu:lü

kabul etmek (veya eylemek)
Anlamı:

1. bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olmak

Örnek:

1. Bu teşhisi ister istemez kabul eden çağdaş Batılı, hastalığın sınırlarını daraltmak ister.

1. Bu teşhisi ister istemez kabul eden çağdaş Batılı, hastalığın sınırlarını daraltmak ister.

2. yanına, katına almak

Örnek:

1. Beni bahçesinde çınar ve dut ağaçlarının gölgesinde kabul etti.

1. Beni bahçesinde çınar ve dut ağaçlarının gölgesinde kabul etti.

3. bir armağanı almak

4. onaylamak


kabul görmek
Anlamı:

1. kabul edilmek, onaylanmak

Örnek:

1. Vergin'in lakabı da sessizce kabul gördü Galata'nın düğüm düğüm dolaşık semalarında.

1. Vergin'in lakabı da sessizce kabul gördü Galata'nın düğüm düğüm dolaşık semalarında.


kabul günü
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Ev hanımlarının konuk ağırladıkları belirli gün

Örnek:

1. Bugün benim kabul günümdür, birkaç saat sonra davetliler gelecekler.

1. Bugün benim kabul günümdür, birkaç saat sonra davetliler gelecekler.