Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
iyi

İlgili Kelimeler:

iyi gün, iyi hâl, iyi huylu, iyi kalpli, iyi kötü, iyi niyet, iyi yürekli, iyiden iyiye, iyisiyle kötüsüyle, kafası iyi, pekiyi

Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İstenilen, beğenilen nitelikleri taşıyan, beğenilecek biçimde olan, kötü karşıtı

Örnek:

1. Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum.

1. Bir aralık iyi fal bildiğimi haremde duyurdum.

2. Bol, çok, aşırı

Örnek:

1. İyi yağmur yağdı.

1. İyi yağmur yağdı.

3. Uğurlu, hayırlı, iyilik getiren

Örnek:

1. İyi haber.

1. İyi haber.

4. Esen, sağlıklı

Örnek:

1. İyi ve sıhhatli olduğumu bildirebilirsiniz.

1. İyi ve sıhhatli olduğumu bildirebilirsiniz.

5. Yerinde, uygun

Örnek:

1. İyi bir cevap.

1. İyi bir cevap.

6. Doğru olan

Örnek:

1. İyisi bu işe karışmamaktır.

1. İyisi bu işe karışmamaktır.

7. Yeterli, yetecek miktarda olan

Örnek:

1. Bu yün, hırka için iyidir.

1. Bu yün, hırka için iyidir.

8. isim , isim , isim , isim , Öğrencinin değerlendirilmesinde kullanılan orta ile pekiyi arasındaki not

9. zarf , zarf , zarf , zarf , İstenilen, beğenilen, yerinde, yararlı, uygun bir biçimde

Örnek:

1. Bunun çocukları iyi çıktıkları için ölünceye kadar babalarına bakmışlar.

1. Bunun çocukları iyi çıktıkları için ölünceye kadar babalarına bakmışlar.


iyi etmek
Anlamı:

1. iyileştirmek, hastalıktan kurtarmak

2. uygun, yerinde bir davranışta bulunmak

Örnek:

1. Biraz da etrafında olup bitenlere dikkat etsen iyi edersin.

1. Biraz da etrafında olup bitenlere dikkat etsen iyi edersin.

3. argo , argo , argo , argo , soymak, parasını, malını almak


iyi evlat babayı vezir, kötü evlat rezil eder
Anlamı:

1. `babaya ün kazandıran da el içine çıkamayacak bir duruma düşüren de çocuklarının tutumlarıdır` anlamında kullanılan bir söz


iyi gelmek
Anlamı:

1. yaramak

Örnek:

1. O gece bir kadeh içkinin laçka olan sinirlerine iyi geleceğini düşünüyordu.

1. O gece bir kadeh içkinin laçka olan sinirlerine iyi geleceğini düşünüyordu.

2. giyecek, üstüne olmak, uygun olmak

Örnek:

1. Palto üstüne iyi geldi.

1. Palto üstüne iyi geldi.

3. uğurlu gelmek


iyi gitmek
Anlamı:

1. bir iş yolunda olmak

2. yakışmak

Örnek:

1. Bu elbise size iyi gidiyor.

1. Bu elbise size iyi gidiyor.


iyi gözle bakmamak
Anlamı:

1. hakkında iyi düşünmemek


iyi gün

İlgili Kelimeler:

iyi gün dostu

Anlamı:

1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Refah ve huzur içinde geçen zaman


iyi gün dostu
Anlamı:

1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Dostlarının sıkıntılı zamanlarında onlardan kaçan kimse


iyi gün dostu olmak
Anlamı:

1. dostlarının sıkıntılı zamanlarında onlardan kaçmak


iyi hâl

İlgili Kelimeler:

iyi hâl belgesi

Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir kimsenin yaşayışında kötü ve sakıncalı bir durum olmama hâli, hüsnühâl


iyi hâl belgesi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Bir kimsenin yaşayışında kötü bir şey bulunmadığını veya sabıkasız olduğunu göstermek üzere resmî kuruluşlarca verilen belge, hüsnühâl kâğıdı


iyi hoş (ama)
Anlamı:

1. bir görüşe karşıt bir düşünceyi söylerken kullanılan bir söz


iyi huylu
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Sonu iyi, tehlikesiz (hastalık), iyicil


iyi huyluluk
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İyicillik


iyi insan sözünün üstüne gelir
Anlamı:

1. `yokluğunda kendisinden söz edilen kimse, konuşmanın üzerine gelirse o iyi insandır, denilir` anlamında kullanılan bir söz


iyi iş (doğrusu)
Anlamı:

1. teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , teklifsiz konuşmada , beğenilmeyen bir olay, bir durum karşısında şaşkınlığı anlatan bir söz


iyi kalpli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , sıfat , sıfat , mecaz , mecaz , Başkaları için hep iyilik düşünen, iyi yürekli


iyi kalplilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İyi kalpli olma durumu


iyi karşılamak
Anlamı:

1. kabul etmek, beğenmek, benimsemek

Örnek:

1. Belki babam güvercinlerin satıldıklarını iyi karşılamayacaktır.

1. Belki babam güvercinlerin satıldıklarını iyi karşılamayacaktır.

2. ilgi göstermek


iyi ki
Anlamı:

1. güzel bir rastlantı olarak, ne mutlu

Örnek:

1. İyi ki o günkü acı ile ölmemişiz.

1. İyi ki o günkü acı ile ölmemişiz.


iyi kötü
Anlamı:

1. zarf , zarf , mecaz , mecaz , zarf , zarf , mecaz , mecaz , Şöyle böyle

Örnek:

1. Bu zaman zarfında çoktan yerleşmiş, iyi kötü bir düzen kurmuş olmalıydım.

1. Bu zaman zarfında çoktan yerleşmiş, iyi kötü bir düzen kurmuş olmalıydım.


iyi nasihat verilir, iyi ad verilmez
Anlamı:

1. `bir kimse başkalarına iyi öğüt verebilir ama ün veremez, kişi ünü ancak kendisi kazanabilir` anlamında kullanılan bir söz


iyi niyet
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Herhangi bir kimse veya konuda hiçbir kötü düşünce beslememe, hüsnüniyet

Örnek:

1. Bu gibi durumlarda bütün iyi niyetine rağmen başka türlü harekete imkân bulamıyordum.

1. Bu gibi durumlarda bütün iyi niyetine rağmen başka türlü harekete imkân bulamıyordum.


iyi niyetli
Anlamı:

1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , İyi niyet sahibi

Örnek:

1. Akıllı, iyi niyetli, dürüst, tatlı dilli bir adamdı.

1. Akıllı, iyi niyetli, dürüst, tatlı dilli bir adamdı.


iyi niyetlilik
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , İyi niyetli olma durumu