92406 kayıt bulundu.
1. sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , sıfat , sıfat , eskimiş , eskimiş , Temiz huylu, iyi ahlaklı
1. Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti.
1. Ahmet Naci, ağırbaşlı, çalışkan ve haluk bir gençti.
Lisan : Arapça ḫalūḳ
Telaffuz : l ince okunur
1. isim , isim , ruh bilimi , ruh bilimi , isim , isim , ruh bilimi , ruh bilimi , Sanrı
Lisan : Fransızca hallucination
halvethane
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Issız yerde yalnız kalma
2. Issız ve kapalı yer
3. Hamamlarda çok sıcak küçük yer
Lisan : Arapça ḫalvet
Telaffuz : l ince okunur
1. birisi veya birileriyle yalnız görüşmek amacıyla içeriye başkasını veya başkalarını almamak
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , eskimiş , eskimiş , din bilgisi , din bilgisi , Saraylarda girilmesi yasak olan oda
2. Tekkelerde dervişlerin yalnızca ibadet etmek ve çile doldurmak için kapandıkları oda
Lisan : Arapça ḫalvet + Farsça ḫāne
Telaffuz : halvetha:ne
1. isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , isim , isim , din bilgisi , din bilgisi , İbadetlerini ıssız yerlerde yapan bir tarikat
2. Bu tarikattan olan kimse
Özel: Evet
Lisan : Arapça ḫalvetī
Telaffuz : halveti:
ham besi suyu, ham bez, ham ervah, ham gaz, hamhalat, ham hayal, ham madde_icerik, ham payı
1. sıfat , sıfat , sıfat , sıfat , Yenecek kadar olgun olmayan (meyve), olmamış
1. Ham elma.
1. Ham elma.
2. İşlenmemiş (madde)
1. Ham petrol.
1. Ham petrol.
3. İdmansız
1. Ham vücutla ancak bu kadar koşabilirim.
1. Ham vücutla ancak bu kadar koşabilirim.
4. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Gerçekleşme kolaylığı veya imkânı olmayan
1. Ham teklif.
1. Ham teklif.
5. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , Kaba, toplum kurallarını bilmeyen, incelmemiş
1. Ne ham adam!
1. Ne ham adam!
Lisan : Farsça ḫām
1. isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , isim , isim , bitki bilimi , bitki bilimi , Kökler tarafından topraktan emilip yapraklara kadar çıkan besi suyu
1. kavun, karpuz kesildiğinde olgunlaşmamış olduğu anlaşılmak
2. mecaz , mecaz , mecaz , mecaz , kendisinden beklenilen olgun davranışları göstermemek
1. isim , isim , mecaz , mecaz , isim , isim , mecaz , mecaz , Yersiz, yakışıksız söz ve davranışları olan kimse
1. Turhan da bizim gibidir, ham ervahlardan pek hoşlanmaz.
1. Turhan da bizim gibidir, ham ervahlardan pek hoşlanmaz.
1. isim , isim , isim , isim , Ham ervah olma durumu
1. Bu cacığa su katmak, buz koymak ham ervahlık olur.
1. Bu cacığa su katmak, buz koymak ham ervahlık olur.
1. isim , isim , isim , isim , Gerçekleşmeyecek düşünce veya ümit
1. Düştüğümüz bu selin önünden kurtulup karaya çıkmak bir ham hayaldir.
1. Düştüğümüz bu selin önünden kurtulup karaya çıkmak bir ham hayaldir.
1. isim , isim , isim , isim , `Belirsiz, önemsiz, boş birtakım sözler söylemek` anlamına gelen ham hum etmek, `düzenle veya el çabukluğu ile yapılan, kimsenin akıl erdiremediği iş` anlamındaki ham hum şorolop deyimlerinde geçen bir söz
1. Ham hum edip durdu, ne dediği anlaşılmadı ki!
1. Ham hum edip durdu, ne dediği anlaşılmadı ki!
1. isim , isim , isim , isim , Bir ürün elde edilmesinde kullanılan temel bileşenlerin işlenip elde edilmesinden önceki durumu
1. Şekerin ham maddelerinden biri pancardır.
1. Şekerin ham maddelerinden biri pancardır.
1. isim , isim , isim , isim , Zıvanalı geçmeleri sağlamlaştırmak amacı ile zıvanadan genellikle üçte biri oranında çıkarılan parça
1. isim , isim , isim , isim , İki ağaç veya direk arasına asılarak kurulan, içine yatılarak sallanılabilen, ağ, bez vb.nden yapılmış yatak, ağ yatak
1. Bahçeye hamak bağladım, uzandım.
1. Bahçeye hamak bağladım, uzandım.
Lisan : Fransızca hamac
1. isim , isim , eskimiş , eskimiş , isim , isim , eskimiş , eskimiş , Ahmaklık
1. Hamakat, dalalet ve kötü niyetin bu kadarına söylenebilecek bir şey yoktur.
1. Hamakat, dalalet ve kötü niyetin bu kadarına söylenebilecek bir şey yoktur.
Lisan : Arapça ḥamāḳat
Telaffuz : hama:kat
hamalbaşı, hamal camal, hamal semeri, hamal sırığı, sırık hamalı
1. isim , isim , isim , isim , Taşıyıcı
1. Arkasındaki hamalların sırtında meşin torbalar içinde züyuf akçe.
1. Arkasındaki hamalların sırtında meşin torbalar içinde züyuf akçe.
Lisan : Arapça ḥammāl
1. isim , isim , isim , isim , Hamal vb. kimse
1. Yirmi otuz sene evvel bunun farkında olaydım elbet hamal camal demez, onu birine verirdim.
1. Yirmi otuz sene evvel bunun farkında olaydım elbet hamal camal demez, onu birine verirdim.